Uyuşmazlığa konu yapılan tapu kaydı; malikin ölüm tarihinden itibaren 20 yıllık kazanma süresi geçtikten sonra intikal görmüş ise bu tür intikal gören kayıt hukuken bir değer taşımaz ve intikal maliklerine herhangi bir hak bahşetmeyeceği, yine dava açmamış ancak; Anayasa Mahkemesi'nin verdiği yürürlüğünün durdurulması karar tarihi olan 17.03.2011 tarihinden önce hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğunun da kabulü gerekeceği-
19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa'nın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasa'nın 36. maddesine bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmüne göre kadastro işlemleri sebebiyle açılan davalar nedeniyle yargılama giderlerinden (6100 sayılı HMK'nun 323/1-a maddesi uyarınca yargılama giderlerinden sayılan celse, karar ve ilam harçlarından da) ve vekalet ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı-
Kural olarak mirasçıların murislerinden intikal eden taşınmaza ilişkin olarak 3402 sayılı KK'nun 12/3 maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açmasının mümkün olacağı ; ancak bu davanın iptal talebiyle birlikte taşınmazın halen mirasçılardan biri adına kayıtlı olması halinde kendi adlarına ve taşınmazın üçüncü kişi adına kayıtlı olması halinde ise bütün mirasçılar adına tescil istemiyle açılmasının zorunlu olacağı-
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46. maddesine göre; kadastrosu yapılacak veya daha önce tapulama veya kadastrosu tamamlanmış bulunan yerlerde, 766 sayılı Kanun'un 37'nci maddesi veya 4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına kaydedilen taşınmaz mallar bu Kanun hükümlerine göre doğan iktisap şartlarına istinaden zilyetleri adına tespit ve tescil olunacağı, Hazine adına tescil edilmiş taşınmaz mallardan iskan suretiyle veya toprak tevzii suretiyle verilen yerler (işlemleri tamamlanmamış olsa dahi) başka bir şart aranmaksızın, hak sahipleri adına tespit ve tescil olunacağı, bu şekilde hak sahipleri adına tespit ve tescil işlemleri gerçekleşinceye kadarki süre içinde evvelce tahakkuk ettirilenler de dahil olmak üzere ecrimisil alınamayacağı-
İptal ve tescil davalarının, taşınmazın kayıt maliki aleyhine açılmasının zorunlu olduğu, ancak dava konusu olayın özelliği gereği, taşınmazın son malikleri bakımından iddianın incelenebilmesi için davacı ile ilk el durumundaki dava dışı şahıs arasındaki hukuki ilişkinin inançlı işleme dayalı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekeceği-
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. fıkrasında yer alan 10 yıllık hak düşürücü sürenin yaylak, kışlak, genel harman yeri ve mera gibi benzeri kamu malları hakkında uygulanamayacağı-
Tapu iptali ve yıkım davasında, taşınmazın tapu kaydının iptaline karar verilmesi istenilmiş, Mahkemece 136 parselin tapu kaydının iptaline karar verilmiş ise de tapu kaydı iptal edildikten sonra taşınmazın kıyı olarak terkinine karar verilmemiş olup, bu hususta karar verilmemiş olması maddi hataya dayanmakta olup, tapu sicilinin düzgün tutulmasına dair kararlar kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle kendiliğinden göz önünde tutulması gerekeceği-
Tapu iptali ve tescil davalarında kural olarak; dava kayıt maliklerine veya paydaşlarına yöneltilerek açılması gerekeceği-
Uyuşmazlığın özü itibariyle Hazine'ye ait tarım arazilerinin satışı 4070 sayılı Yasa hükümleri uyarınca düzenlendiğine ve bu Yasa'ya göre yapılması gereken işlemler veya ilgili kararların iptali yönünde İdari Yargı Mahkemeleri görevli olduğuna göre, gerek zilyetliğin tespitine ilişkin olarak bağlayıcı hüküm kurulamayacağı, gerekse davada talebin ıslahla değiştirilmiş olması nedeniyle buna ilişkin isteğin de reddine karar verilmesi gerekeceği-
Bakanlığın asgari tarımsal arazi büyüklüklerini günün koşullarına göre artırabileceği, tarım arazilerinin Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin arttırılamayacağı-