Dava konusu alacağın dayanağı genel kredi sözleşmesi olup, ticari nitelikteki bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinin görevine girmediği-
Bonoların ihtar nedeni bölümünde “malen” kaydı bulunduğuna göre kural olarak bu bonolar karşılığında mal teslim edilmiş olduğunun kabulü gerekeceği-
İki adet senedin teminat senetleri olduğu ve sahtecilik yoluyla değiştirildiğinden bahisle borçlu bulunmadığının tespiti istenen davada; sözleşmede yer alan ve davalıya ait markanın kullanımından kaynaklanan bir iddia ileri sürülmediğine göre, uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK'nın uygulama yerinin bulunmadığı-
Menfi tespit davasının reddedilip, karşı dava olarak açılan alacak davasının kabul edildiği uyuşmazlıkta; asıl ve karşı davadaki talepler birbirleriyle bağlantılı olduğundan, (alacak davasında hükmedilen alacak ve fer'ilere ilişkin) ilamın kesinleşmeden takibe konulamayacağı-
Davalı aleyhine sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından açılan dava bulunduğu ve halen derdest olduğundan; TBK.’nun 74.maddesi gereğince ceza davasının sonucunun beklenilmesinin gerekeceği-
Dava konusu senedi ciro yoluyla devralan ve yetkili hamil olan davalının, senedi davacının zararına, bilerek ve kötüniyetli olarak iktisap ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı gözetilmeksizin, davalı aleyhine %40 tazminata hükmedilemeyeceği-
Borçlunun açtığı menfi tespit davasının HMK. nun 150/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, bu durumda, anılan davanın zamanaşımının kesilmesi yönünde takibe bir etkisinin bulunduğundan söz edilemeyeceği, hükmün temyizi mümkün ise de zamanaşımı süresinin başlaması için kararın kesinleşmesi gerekmeyeceği-
Menfi tespit davasının birbiri ile çelişmemek kaydıyla birçok sebebe dayalı olarak açılabileceği-
İcra Hukuk Mahkemesi takip hukukuna ilişkin inceleme ve değerlendirme yaptığından icra mahkemesince alınan ve temyiz eden davalı tarafça kabul edilmeyen imza incelemesine ilişkin raporun bu davada tek başına delil olarak değerlendirilmesi doğru olmadığından; çek arkasındaki lehdara atfen atılan imzanın davacıya (lehdar) ait olup, olmadığının saptanması yönünde imza incelemesi yaptırılarak karar verilmesinin gerekeceği-
İcra Hukuk Mahkemelerince verilen kararların, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği; mahkemece takip ve dava konusu çekteki imzanın vekaletname ile yetki verilen kişiye ait olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu aldırılmadan İcra Hukuk Mahkemesi'nin kararında yer alan belirleme esas alınarak hüküm kurulamayacağı-