Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların, tavzih ve tashih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği, değiştirilemeyeceği, davalı vekilinin talebinin tashih yoluyla düzeltilemeyeceği, ancak temyiz kanun yolu ile değerlendirilebileceği-
Dava konusu çeklerde keşidecinin davacı şirket, lehtarın davacı .......... olduğu, davalının ciranta sıfatı taşıyıp çeklerin .................San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne cirolandığı, ................. tarihli sözleşmede her biri 250.000,00 TL bedelli çeklerin teminat olarak belirtildiği, bu çeklerin dava konusu çeklerle uyumlu olduğu, birinde yıl bölümünde, diğerinde yıl ve ay bölümünde tahrifat yapıldığı, tahrifat altlarının imzalandığı, dava konusu çeklerin sözleşme kapsamında verilen çekler olduğu kanaatine varıldığı, sözleşme konusu ürünün teslim edilmediği, sözleşmenin geçersiz hale geldiği, bu şekliyle sözleşmenin teminatı olarak verilen dava konusu çeklerin bedelsiz kaldığı gerekçesiyle davacıların menfi tespit davasının kabulü ile dava konusu keşidecinin davacı şirketi, lehtarın ................, cirantanın davalı olduğu, her biri 250.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacıların tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekeceği-
İnceleme konusu çek üzerinde iki farklı kalemle yazıldığı belirlenen yazıların aynı anda yazılıp yazılmadığı hususunun ise mürekkeple yazı yaşı tayinine yarayan ve halen kullanılagelen her hangi bir yöntem mevcut olmadığından tespit edilmediği -
Davalının diğer davalı şirketin mali durumunu ve borçlu olduğu hususunu bildiği ya da en azından bilebilecek konumda bulunduğu, kaldı ki aynı konuya ilişkin verilen mahkeme kararının düzeltilerek onama suretiyle kesinleştiği, böylece İİK'nın 283/2 fıkrasındaki koşulların oluştuğu dikkate alınarak ve icra dosyasındaki takip çıkışının devir bedelinden düşük olması nedeniyle harç ve vekalet ücretinin bu miktar üzerinden hesaplanacağı-
Uyuşmazlık, dava konusu çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir...
"Borçlu tarafından takip dosyasına yapılan ödemenin, kendisine ödeme emri tebliğinden sonra olduğu ve yanlışlıkla yapılan bir ödemenin söz konusu olmadığı anlaşılmakla, İİK.'nin 361. maddesinin olayda uygulama yeri olmadığı- Öte yandan borçlunun icra dosyasına dosya borcunu ihtirazi kayıtla ödemesi de iade talebine dayanak olamayacağından, borçlunun ancak genel mahkemede açacağı istirdat davası sonucuna göre ödediği parayı geri alabileceği"ne ilişkin Yargıtay kararına direnişmişse de, direnme kararının verildiği 07.03.2023 tarihinde temyiz edilebilirlik (kesinlik) sınırı 238.730,00 TL olmakla uyuşmazlık konusu değerin (107.300,00 TL) 2004 sayılı Kanun'un 364 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kesinlik sınırını geçmediği-
Davanın dayanağı olarak gösterilen faturalar uyarınca davalıdan talep edilebilecek bir alacak bulunması halinde bile bu alacağın ancak ve ancak faturada alacaklı olarak gösterilen şirket tarafından, şirketi temsile yetkili kişilerce ve alacağın şirkete ödenmesi talebiyle açılacak bir davaya konu edilebileceği davacının bu haliyle temel ilişkiye dayanak gösterdiği faturalar uyarınca alacak talep etme hakkının (aktif husumet ehliyetinin) bulunmadığı gibi faturaların düzenlendiği tarihte şirketin ortağı olmasının da kendisine bu yönde bir hak bahşetmeyeceği, davacının açılan dava uyarınca aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, bu hususun dava şartı niteliğinde olduğu ve re'sen gözetileceğinden mahkemece," bu gerekçe ile davanın reddi, yerine yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi" doğru görülmediği ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olmasının isabetli olduğu-
Uyuşmazlık, bononun zorla ve tehditle imzalatılması nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir...
Takip dosyasındaki garanti sözleşmelerindeki imzaların eli ürünü olmadığı iddiasına ilişkin olarak yukarıda belirtilen Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlar dikkate alındığında imzaların eli ürünü olduğu anlaşılmakla garanti sözleşmelerinin geçerli olduğu- Davacı tarafından defter incelemesi talep edilmiş ise de; asıl borçlu yönünden alacağın varlığına ilişkin olarak kesinleşmiş mahkeme kararının bulunduğu, bu hali ile alacağın varlığına ilişkin olarak yeniden inceleme yapılamayacağı-
Uyuşmazlık, takip dosyalarına konu senetlerdeki imzanın davacıya ait olmadığı iddiasına dayanan menfi tespit istemine ilişkindir...
