Davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabından bilgisi dışında, internet bankacılığı yoluyla para havalesi işlemi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talep edilmekle görevli Mahkeme Tüketici Mahkemesi olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin yerinde olmadığı- Davacının davalı bankaya ait hesabına ilişkin olarak ............... tarihinde, mesafeli sözleşme olarak internet şube kanalıyla saat 01:58'de 75.000,00 TL bireysel kredi kullanımı, 393,75 TL tahsis ücreti, 1.715,89 TL hayat sigortası kesintisinin yapıldığı, aynı gün saat 03:20'de dava dışı ............ A.Ş hesabına 20.000,00 TL havale; saat 04:35'de dava dışı .............. adına 40.000,00 TL havale; 05:29'da 30.000,00 TL tutarında ikinci kredi işlemi, aynı saatte 20.000,00 TL tutarında nakit avans kullanımı yapılıp, havale/EFT limitinin ayrı ayrı limitinin 250.000,00 TL'ye yükseltildiği, işlem saati ve ardarda yapılması itibariyle işlemlerin hayatın olağan akışına aykırı işlemler olduğu, para çıkışı olduğuna dair SMS bilgilendirmesi yapıldığını ve davacının onayının alındığının davalı bankaca ispatlanamadığı, hükme dayanak bilirkişi raporuna göre söz konusu işlemlerin "sosyal mühendislik" yönteminin kullanılarak gerçekleştirildiği, işlemlerini internet ortamına taşıyarak daha fazla müşteri kitlesine ulaşmak ve dolayısıyla daha fazla kâr elde etmek isteyen bankanın, buna paralel olarak gerekli teknolojik ve yazılımsal önlemleri alması, gelişen teknoloji karşısında kötü niyetli üçüncü kişilerin internet bankacılığı sistemine girişimlerini anında engelleyecek güvenlik mekanizmasını oluşturması gerektiği, davalı bankanın, davacının korunması gereken bilgileri saklama yükümlülüğünü kasten ihmal ettiğini de ispatlayamadığı gibi davacının yapılan işlemleri öğrenir öğrenmez davalı bankayı arayarak bloke koydurduğu, dolayısıyla, davacının hesabından yapılan işlemlerin mevzuat hükümlerine uygun bir şekilde ve davacının bilgisi ve rızası dahilinde yapıldığı hususu davalı banka tarafından ispat edilemediğinden mahkemece davanın kabulü yönünde verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı-
Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davaya konu çeklerin davalıya avans olarak verildiğine dair yazılı delil sunulmadığı, davacının ticari defterlerinde bahse konu çeklerin avans olarak verildiği kayıtlı olsa bile bu hususun kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi karşısında davalıya karşı hüküm ifade etmediği, davacının iddiasının yazılı delille kanıtlanamadığı, yemin deliline de dayanılmadığı mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı-
Dava dışı sigortalıya ödenen sigorta bedelinin taşınmaz malikinden rücuen tahsili için başlatılan icra takip dosyasına ödenen bedelin istirdatı talebi- İspat yükü- İlliyet bağı-
Bonoyu elinde bulunduran kimsenin hak sahibi olabilmesi için fiili zilyetliğinin yeterli olmayıp, aynı zamanda hakkını müteselsil ve birbirine bağlı ciro zinciriyle ispatlaması gerekli olup bunun da her şeyden önce ilk cironun lehtar tarafından yapılmasıyla mümkün olduğu - Somut olayda, davaya konu bono ile kambiyo senetlerine mahsus takip başlatan davalının muntazam ciro silsilesine göre senedi devralması ve buna göre yetkili hamil olduğunun anlaşılması gerekmekteyse de, davacının aval verdiği bonoda lehtarın şirket olmasına rağmen bono arkasında lehtar cirosu olmaksızın bononun X'in ilk cirosuyla Y şirketine ciro edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda takibi yapan X'in meşru hamil olmadığı dikkate alınıp kambiyo senedine dayalı olarak davacıdan senet bedelini talep edemeyeceği gözetilerek davacının menfi tespit isteminin kabulü gerekirken reddinin doğru olmadığı-
Takip alacaklısı hakkında "resmi belgede sahtecilik suçu" ndan dolayı verilen mahkumiyet kararı kesinleşmiş olması nedeniyle, TBK'nun 74. maddesi uyarınca "kesinleşmiş mahkumiyet kararları hukuk hakimlerini bağlayacağı"ndan, borçlu tarafından açılan menfi tespit davasının kabulüne ilişkin karar kesinleşmese dahi, borçlunun "hacizlerin kaldırılmasını ve yediemindeki malların kendisine verilmesini" talep edebileceği-
Mahkemece menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesine karşın alacaklı yanca takipten feragat edildiğinden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yasal şartları oluşmadığından tazminat talebinin reddine karar verildiğinin görüldüğü, o halde, mahkemece, bozma ilamı kapsamında takibin durdurulması ile alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesi gerekirken alacaklının takipten feragat ettiği ve davanın konusuz kaldığından bahisle hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu-
Alacaklı tarafından borçlular aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, itiraz eden borçlular vekilince borca itiraz ve sair iddialarla icra mahkemesine başvuruda bulunulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince borçlular tarafından .......... Asliye Ticaret Mahkemesinin ............. sayılı dosyasında açılan menfi tespit davasının kabulüne karar verildiği ve kararın kesinleştiğinden bahisle takibin borçlular yönünden durdurulmasına karar verilmişse de, Dairemizce .............Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesine yazılan müzekkere sonucu, ......... tarihinde mahkemece verilen cevabi yazıya göre, ........... Asliye Ticaret Mahkemesinin ......... E. sayılı dosyasının istinaf incelemesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi....... Hukuk Dairesinde bulunduğu ve .......... E. sırasına kaydının yapıldığı, kararın kesinleşmediği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince menfi tespit davasının kesinleştiğinden bahisle verilen kararın hatalı olduğu-
Takip dayanağı ........... Asliye Hukuk Mahkemesinin ........ sayılı ilamı ile davanın menfi tespit davası olarak açıldığı sonrasında istirdat davasına dönüştüğünün, ilamın kesinleşmediğinin, takibe ise ilamda hükmedilen alacak, ilam vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin konulmuş olduğunun görüldüğü, bu durumda ilamın hüküm fıkraları bir bütün olup aynı ilamda menfi tespite de hükmedildiğinden, ilam vekalet ücreti ve yargılama giderine de tümü üzerinden hükmedilmiş olduğu da görülmekle ilamın kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceği, o halde, ilk derece mahkemesinin şikayetin kabulü ile takibin iptaline ilişkin kararı yerinde olup, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekeceği-
Ticaret şirketlerinde ortaklıktan çıkmaya ilişkin ilamların kesinleşmesinin sadece 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 16/son maddesi gereği arandığı, bunun dışında ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve pay mülkiyet değişikliği sonucu doğuran ilamlarda kesinleşmeye ilişkin kanun hükmünün bulunmadığı-
Teminat amacıyla verilen bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkin, davalı bankanın bono bedelinin tamamı üzerinden değil, asıl borç bakiyesi olan üzerinden icra takibi başlattığı ve harca esas değerin bu tutar olduğu eldeki davada, ilk derece mahkemesince senet tutarının tamamı üzerinden harç ikmali yaptırılmasının ve kabul edilen kısım üzerinden davalı banka aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı- Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktar 142.226,34 TL; davacı tarafça temyize konu edilen toplam miktar ise 107.773,66 TL olup, her iki taraf temyiz talebi de Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığından, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin miktar itibariyle ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerektiği-