TÜRK BORÇLAR KANUNU > - Genel Hükümler > - Borç İlişkisinin Kaynakları > - Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri > - C. Zamanaşımı > Madde 72 - I. Kural
Mutlak nitelikteki uzun süreli zamanaşımının başlangıç tarihinin, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih olduğu ve buna göre, tazminat istemi her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrayacağı, burada on yıllık sürenin başlangıç anının, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih gibi objektif bir koşula bağlandığı- Elektrik çarpması nedeni ile uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkin davada, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihe (29/03/2006 ) göre, maddi tazminat istemine konu ek davanın, (sekiz yıllık) ceza zamanaşımı süresi içerisinde olmamakla birlikte, mutlak zamanaşımı süresi olan on yıllık süre dolmadan (09/06/2014) açıldığı, iki yıllık "kısa süreli zamanaşımının" başlaması için, zarar görenin, zarar ile birlikte zararın sorumlusunu (tazminat yükümlüsünü) da öğrenmesi gerektiği, bu koşullardan birinin gerçekleşmemesi hâlinde zamanaşımı süresi işlemeye başlamayacağı; zarar ve tazminat sorumlusundan hangisi daha sonra öğrenilirse, zamanaşımı süresi son öğrenme gününden itibaren işlemeye başlayacağı- Davacı, tazminat yükümlüsünü olduğunu, Yargıtayın kısmi davaya ilişkin onama kararınının kendisine tebliğ edildiği tarihte öğrenmiş olduğundan ve ek davanın açıldığı tarih itibariyle, bu davalı yönünden iki yıllık kısa zamanaşımı süresinin henüz işlemeye başlamadığı görüldüğünden, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Davalı Hazine vekili olsa da, memur olup, davacı ile arasında sözleşme ilişkisi bulunmaması karşısında, Avukatlık Kanunu mad. 40 uyarınca 1 yıllık zamanaşımının uygulanmayacağı- Davalı, davacı kurumun memuru olup dava, sözleşme ilişkisinden kaynaklanmadığından, memuriyet ilişkisi nedeni ile iddia edilen eylem görevi ihmal suçunu oluşturabileceğinden ceza zamanaşımının nazara alınması gerektiği- Zamanaşımının başlangıcı için dava açmaya yetkili amirin olur tarihi baz alınacağı-
Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerektiği- Tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile limited şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği- Tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin yeniden ihyası ile sicile kaydedilmesi hâlinde o tüzel kişi hakkında davanın görülebileceği-
TMK'nın 1007. maddesine dayanılarak açılan davalarda, 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanacağı ve bu sürenin kadastro mahkemesinin kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı-