Özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK 60.md uygulanmayacağı- Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabileceğinden, bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğramasının tutarlı bir çözüm oluşturmayacağı-
Rücuen tazminat davalarında zamanaşımı süresinin ödeme tarihi itibariyle başlayacağı, olay ve ödeme tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu gereği fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık süreye tâbi olduğu-
Bozma sonrasında mahkemece, uygulanacak zamanaşımı süresinin olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK'nin 60. maddesindeki bir yıllık süre olduğu kabul edilerek, aynı Kanunun zamanaşımının kesilmesine dair hükümleri de uygulanarak, davanın zamanaşımı süresinde açıldığı gerekçesiyle direnme kararı verildiği; şu halde "direnme" olarak verilen kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen kararın yeni hüküm niteliğinde olduğunun her türlü duraksamadan uzak olduğu-
Islah dilekçesinin verildiği tarih itibariyle Borçlar Kanunu'nda düzenlenen 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süresi ile Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen olayın bağlı olduğu 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin geçtiği- Kısmi davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığı, ayrıca kısmi davadaki zamanaşımı def'inin de süresinde ileri sürülmediği belirtilerek her iki dava türü karıştırıldığı ve davanın kısmi dava olarak açıldığında duraksama olmadığına göre, ıslah edilen maddi tazminat miktarı yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Trafik kazası nedeni ile cismani zarara dayalı tazminat istemi-
Mahkemece davanın haksız fiilden kaynaklandığı ve bu nedenle ıslah tarih itibariyle 2 yıllık zamanaşımının dolduğuna karar verilmiş olsa da taraflar arasındaki uyuşmazlık trampa sözleşmesinden kaynaklanmakta olup bu durumda zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu-
Zararlandırıcı sigorta olayının, işveren yönünden "Taksirle Öldürme" suçunu oluşturduğu ve ceza zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, bu zamanaşımı süresinin ise 15 yıl olduğu, buna göre ek dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı, hal böyle olunca; asıl dava dosyası yönünden ıslah edilen kısım dışındaki hükümlerin bozma kapsamı dışında kaldığı, birleşen dava dosyası yönünden ise zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı gözden kaçırılarak hüküm verilmesinin isabetsiz olduğu-
Trafik kazasının gerçekleştiği tarihten 10 yıl sonra ıslahla talep arttırılamaması nedeninin, ceza zamanaşımı süresinin 8 yıl olması olduğu-
Ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasının yeterli olduğu, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulunun aranmadığı- Ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmadığı, kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı- Süresi içerisindeki zamanaşımı def'isine ilişkin değerlendirilme yapılmaksızın karar verilemeyeceği-
Failin öğrenilme tarihinden itibaren dava tarihine kadar  (eBK. mad. 60) 1 yıllık süre geçmemiş olduğundan,  işyeri sigortasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin davada esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-