Limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olduğu- Tüzel kişilerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından tahsil edileceği- Bilirkişi veya bilirkişiler eliyle, mirasbırakanın ortağı olduğu limited şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak şirketin aktif ve pasifinin saptanması ve mirasbırakanın şirketin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi gerektiği-
Boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü protokolle üstlenen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması ya da azaltılması yönünde talepte bulunmasının iyi niyet, doğruluk-dürüstlük ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmayacağı; dava tarihi itibariyle davacının ekonomik durumunda önemli ölçüde bir değişikliğin gerçekleştiği kanıtlanmış olmadığı ancak mahkemece bu husus tartışılmadan eksik inceleme ile karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Bir şeyin yapılmasına müteallik borç, borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklının masrafı borçluya ait olmak üzere borcun kendisi tarafından ifasına izin verilmesini talep edebileceği- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilip nama ifa kapsamına alınan bazı imalatların, ayıplı imalat niteliğinde olmasına göre nefaset bedelinin ayrıca tahsiline karar verilmesi gerekirken nama ifa kapsamına alınmasının hatalı olduğu- Davacı arsa sahibine isabet eden bazı dairelerin alanının küçük yapılmasının, eksik iş niteliğinde olduğu ve bilirkişi raporunda da mesaha küçüklüğünün eksik iş olduğu kabul edildiği halde raporun sonuç kısmında nefaset farkı olarak nitelendirildiğinden bu talep yönünden de tahsil hükmü kurulmasının hatalı olduğu- Mahkemece, bilirkişi kurulundan nama ifaya izin verilmesi gereken eksik imalatları, nama ifa kapsamı dışında kalan ayıplı imalatlardan ayırarak bu imalatların neler olduğunu, metrajlarını ve dava tarihindeki rayiçlerle tahmini tamamlanma bedellerini liste halinde belirleyen, daha önceki raporlarda belirlenen ve hüküm altına alınan miktarın ne kadarının nama ifa kapsamı dışındaki imalatların nefaset farkına ilişkin olduğu hususunu açıklığa kavuşturan, tarafların itirazlarını cevaplandıran, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli ek rapor alındıktan sonra, nama ifa kapsamındaki işler bakımından .. nolu bağımsız bölüm bedeli karşılaştırılarak satış şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi, nama ifa kapsamında kalan eksik imalatlar yönünden davalıdan eksik imalat bedelini mahkeme veznesine depo edip etmeyeceği sorularak, depo edeceğini bildirmesi ve depo etmesi halinde satışa izin verilmesi talebinin reddedilmesi, depo etmeyeceğini bildirmesi halinde bağımsız bölümün satış değerini sınırlayan ve satış şeklini belirleyen herhangi bir kayıt ve süre koymadan taşınmazın yüklenici namına davacı tarafça satışına izin kararı verilmesi, nama ifa kapsamı dışındaki imalatlar yönünden ise nefaset bedelinin ortak alanlara ilişkin kısmının davacının sözleşmedeki paylaşım oranına isabet eden kısmının belirlenmesi ve ayrıca tahsil hükmü kurulması gerektiği-
Hakim, yargılamanın düzenli bir biçimde yürütülmesini sağlamakla yükümlü olup, sadece taraflar değil mahkemede dürüstlük kuralına (TMK 2. madde) uygun yargılama yapmakla yükümlü olup tarafları duraksamaya itecek çelişkili usuli işlemlerden kaçınması gerekeceği-
Davalılar adına oluşan tescilin dayanağı olan ihale iptal edildiğine göre tescilin yolsuz duruma düştüğü ve taşınmazları edinen kişilerin kötü niyetli olmaları halinde tapunun iptal edileceği- Kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (resen) nazara alınacağı- Son kayıt maliklerinin iyi niyetli olup olmadıkları konusunda hükme yeterli bir araştırma yapılmadığı, son kayıt maliklerinin iyi niyetli olup olmadıklarının araştırılması, öncelikle taşınmazların kim ya da kimler tarafından kullanıldığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, kollukça yapılan araştırmada tespit edilen hususların değerlendirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekeceği-
Temsil olunanın akde örtülü veya açık bir şekilde icazet vermiş olması halinde, akit ile bağlı olmadığını öne sürmesinin dürüst davranma ilkesine aykırı düşeceği-
Muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli bulunmayıp, diğer kanıtların tamamlayıcı unsuru olduğu, bu nedenle, taşınmazda fiili taksim bulunmadığının anlaşılması halinde davacıya tapuda gösterilen satış bedeli ile masrafların toplam bedelini depo etmek üzere süre verilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının temsilcisi olduğu dava dışı Hydrotechnik firmasına ait arıtma sistemlerinin fotoğraflarının davalı tarafından broşürlerinde kullanıldığı, davalının hiçbir ilgisi olmadığı halde yabancı firmanın adının davalı broşürlerinde net olarak göründüğü, davalı şirketin bu şekilde aldatıcı ve dürüstlük kuralına aykırı davranışının TTK’nın 54vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği, davacının uğradığı zararın miktarı tam olarak tespit edilememekle birlikte TTK’nın 58/d (ETTK.56/d), BK’nın 50 (EBK. 42). maddeleri gereğince olayların olağan akışı dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir maddi tazminata hükmetmek gerektiği-
Eşlerin boşanma iradeleri gerçek/samimi olsun veya olmasın, eylemli birlikteliklerini 5510 sayılı Kanunla getirilen yeni düzenleme sonrasında da sürdürdüklerinin veya söz konusu düzenlemeden itibaren anılan tür ve nitelikte bir beraberliğe başladıklarının kanıtlanması durumunda, başka bir anlatımla eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun saptandığı durumlarda, Türk Medeni Kanunun 2. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanımının varlığı kabul edilerek ilgililere gelir/aylık tahsisi yapılmaması, bağlanan gelirin/aylığın da kesilmesi gerekeceği-
Davacının miras ve diğer paydaşların payını satın almak suretiyle maliki olduğu taşınmazın, davalının açtığı tapu iptal ve tescil davası sonucunda davalı adına tesciline karar verildiğini; davacı adına olan tapu kaydı iptal edilmeden önce taşınmaz üzerine 350'ye yakın çeşitli meyve ağaçları dikip etrafını da beton kazık ve telle çevirerek masraf yaptığını; davalının, bu nedenle sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek açtığı davada, ağaçların dikildiği tarihte tapu kaydının davacı üzerinde olması ve 1988 yılında açılıp 2009 yılında kesinleşen tapu iptali ve tescil davasının geçirdiği aşamalar dikkate alındığında, davacının iyiniyetli olduğunun kabul edilemeyeceği, davacı, taşınmazın 1988 yılından beri davalı olduğunu ve tapu kaydı üzerinde tedbir bulunduğunu bile bile dürüst davranma kuralına aykırı olarak ağaç dikmiş olup, mahkemece; davacının kötüniyetli zilyet olduğu kabul edilerek, TMK. mad. 722/3 gereğince inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-