Biraz özen göstermeleri halinde, ölenin pay temlikine dair işlemlerini öğrenebilecek durumda bulunan kişinin iyiniyet iddiasında bulunamayacağı ve MK. 3 ile MK. 1023’ün koruyuculuğundan yararlanamayacağı–
Vekilin, vekalet yetkisini, kasten vekil edenin zararına, kendisinin ya da düşünce ve çıkar birliğine girdiği kişi veya kişiler yararına kullandığı taktirde yapılan işlemin, vekalet verenleri bağlamayacağı, vekalet verenin, TMK’nun 2. maddesinde yazılı doğruluk dürüstlük ilkesinin doğal bir sonucu olarak, her zaman sözleşmenin feshi ile buna dayalı olarak yapılan işlemlerin ortadan kaldırılmasını isteyebileceği – Vekil ile sözleşme yapan karşı taraf, TMK’nun 3. maddesi anlamında iyiniyetli ise, diğer bir anlatımla, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa vekili ile yaptığı sözleşmenin geçerli olduğu ve vekil edeni bağladığı, vekil, vekalet görevini kötüye kullansa da bu durumun vekil ile müvekkili arasında bir iç sorun olarak kalacağı, sonuçta vekil ile sözleşme yapanın elde ettiği haklara etkili olmayacağı, yapılan sözleşmenin bu nedenle iptali istenemeyeceği–
Kural olarak iyiniyetin isbatının -14.2.1951 T. 17/1 sayılı İçt. Bir. K. uyarınca- taşkın yapı malikine düştüğü, ancak iyiniyet iddia ve savunması def’i olmayıp, itiraz niteliğinde bulunduğundan, mahkemece de kendiliğinden gözönünde tutulacağı–
Üçüncü kişi, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötüniyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa (MK. 3) vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmasının, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmesi gerekeceği–
Arsa sahipleri teslimden evvel işin finansında kolaylık sağlamak üzere yükleniciye bir kısım pay devri yapmışsa, bu devrin avans niteliğinde olduğu, bu payın devredilmiş olmasının ne yükleniciye ve ne de yükleniciden bu payları satın alan 3. kişilere eser bedeline hak kazanılmadığından ayni bir hak sağlamayacağı, üçüncü kişilerin burada, MK’nun 3. maddesi hükmünce iyiniyet iddiasında bulunamayacağı–
Kişilerin huzur ve güven içerisinde alışverişte bulunmaları, satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin, Medeni Kanun’un 3. maddesinde ifade edilen iyiniyetinin korunacağı-
Zenginleşenin iyiniyetli sayılıp sayılmayacağı, zenginleşmeyi iyi veya kötüniyetle mi elden çıkarttığı hususunun MK’nun 3. maddesi hükmü uyarınca belirleneceği–
Yükleniciye peşinen devredilmiş tapuların ve yine yüklenicinin arsa payı devri inşaat yapımı karşılığı peşinen aldığı ve üçüncü kişilere devrettiği tapuların, arsa sahibine iadesinin gerekeceği gibi uyuşmazlıklarda yükleniciden tapu devralan üçüncü kişilerin MK’nun 3. maddesince iyiniyetli olduğunun da kabul edilemeyeceği–
Taşınmazın mülkiyetinin yapı malikine verilebilmesi için öncelikle koşulun iyi inanç olduğu, öngörülen iyi inancın Medeni Kanunun 3. maddesinde hükme bağlanan subjektif iyiniyet olduğu–