Borçlunun gelini olan davalının, borçlunun durumunu ve maksadını bilmesinin, hayatın olağan akışına uygun olacağı–
Gerçek değerinden çok fazla yaklaşık üç misli bedelle taşınmazı satın alan üçüncü kişinin bu davranışının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği, bu nedenle taraflar arasında inançlı sözleşme olduğunun kabulüyle İİY. 280/I,II uyarınca satış işleminin iptaline karar verilmesi gerekeceği–
Borçlunun eşinin, "kocasının mal kaçırma kasdını bilmediğini" iddia etmesinin hayatın olağan akışına ters düşeceği–
Davalı kızın borçlu babasının ödeme kabiliyetini tamamen yitirdiğini ve mevcudunu (malvarlığını) eksilttiğini bilmemesi düşünülemeyeceğinden, babası ile arasındaki ivazlı tasarrufun İİY. 280 uyarınca iptali gerekeceği–
Davalı kadının, bir yandan kendisini aldatan kocasının cezalan-dırılmasını isterken diğer yandan kocasının açtığı boşanma davasına karşı çıkmasının «hakkın kötüye kullanılması» (MK.166/II) sayılacağı–
Geçersiz satışa dayanarak zilyetlikle iktisabın söz konusu olamayacağı, bu durumda iyiniyetin (MK. 3) korunmayacağı–
Davalı ve aracı satın alan şirketin ortakları ile aracı satan borçlu şirket ortaklarının aynı kişiler ve yakın akrabalar olması (organik bağ) sebebiyle borçlu şirketin ödeme güçlüğü içine düştüğünü, mallarını kaçırdığını bildikleri farzedileceği, bu durumda yapılan satışın İİK. 280/I-II uyarınca iptali gerekeceği–
Kaydında haciz şerhinin varlığına bakmaksızın, kendisinden beklenen özeni göstermeksizin hacizli aracı satın alan üçüncü kişinin iyi- niyetli sayılamayacağı (ve bu kişi hakkında da iptal kararı verilmesi gerekeceği)–
Borçlu tarafından "oğlu"na ve onun tarafından da -iyiniyet iddiasında bulunamayacak durumda bulunan- "yakın komşu"suna yapılan satışın iptale tâbi olduğu–
Daha önce borçludan kiraladığı aracı daha sonra borçludan satın alan, borçlunun da ortağı bulunduğu davalı şirketin, borçlunun bu satıştaki amacını ve durumunu bilmemesinin, hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği–