İİK.'nun 340. maddesi uyarınca, "alacaklının muvafakati le kararlaştırılan ödeme şartının" bir sözleşme olduğu, maddedeki makul sebep kavramının "yerine getirememe" kavramından daha dar olup,borcunu yerine getiremeyen sanığın borcunu hangi nedenlerle yerine getiremediğinin araştırılarak, hukuki durumunun takdiri gerekeceği-
Alacaklı veya vekilinin ödeme taahhüdünü açık bir beyanla kabul etmesi gerekeceği–
1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu uyarınca kurum alacakları İİK'na göre değil 8183 sayılı Kanun'a göre tahsil edildiğinden, bu kuruma ilişkin icra takiplerinde borçluların taahhüdü ihlal eyleminin suç teşkil etmediği–
Ödeme (icra) emrinin tebliğinden sonra ancak ödeme (icra) emrindeki itiraz süresi geçip, takip kesinlemeden, borçlunun icra dairesinde yapacağı ödeme taahhüdünün ancak "takibe itirazı olmadığını ve İİK'nun 20. maddesindeki sürelerden feragat ettiğini" açıkça belirtmesi halinde geçerli hale geleceği ve bu taahhüde uyulmamasının suç sayılacağı–
Ödeme (icra) emrinin borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi halinde takip kesinleşmemiş olacağından bu aşamada taahhüdü ihlal suçunun oluşmayacağı–
Şikayetçi vekiline duruşma günü bildirilmeden duruşmaya gelmediğinden söz edilerek "şikayet hakkının düşürülmesine" karar verilemeyeceği–
Kurum alacaklarının İİK. hükümlerine göre takip ve tahsil olanağı kalmadığından takip hukukuna aykırı davranışı nedeniyle sanığın cezalandırılamayacağı-
Birden fazla ödeme taahhüdünde bulunmuş olan borçlu hakkında hangi taahhüdün hangi taksidinin şikayet edildiğine ilişkin şikayet dilekçesinde açıklama bulunmaması halinde geçerli bir şikayetten bahsedilemeyeceği–
