Davalı şirket ve dava dışı şirketler arasında 4734 sayılı İhale Kanunu uyarınca konusu posta gönderilerinin işlenmesi ve taşınıp dağıtılması işi olan "Posta Hizmet Alımlarına İlişkin Pazarlık Usulü Tip İdari Şartname" imzalanmış olup, verilen işin ihale usulü yapılmasında engel bulunmamasına göre, 4857 sayılı Kanun'un 2/6. maddesine uygun olduğu; davacının asıl işveren alt işveren ilişkisi içerisinde yapılan işte çalıştığından bir muvazaaya dayalı ilişkinin kurulduğundan bahsedilemeyeceği, muvazaadan bahsedilmesine imkan bulunmaması ve İlave tediye ücretinin 6772 sayılı Kanun kapsamındaki işyerlerinde çalışan işçilere verilen bir ücret olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, 6772 sayılı Kanun kapsamında bir işyerinde çalışmayan davacının, çalışma dönemi için ilave tediye alacağını hak kazandığının yazılı gerekçe ile kabulünün hatalı olduğu-
Karar gerekçesinde davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu yönünde bir açıklama da yapılmadan, davacının şirkete iadesi yönünde hüküm kurulmuş, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre alacağından ise infazda tereddüt uyandıracak şekilde hangi davalının sorumlu tutulduğu, sorumluluğun müşterek ve müteselsil olup olmadığı "davalıdan" denilerek açıklanmadan karar verilmiş olduğundan bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğu- Davacının hangi tarihte sendikaya üye olduğu, davalı güvenlik şirketine ait davacının çalıştığı işyerinde sendikalı kaç işçinin bulunduğu sendikalı kaç işçinin iş sözleşmesinin feshedildiği, sendikadan istifa eden işçilerin bulunup bulunmadığı varsa bunların çalışmaya devam edip etmediği, sendikalı olmayan işçilerin iş sözleşmelerinin feshedilip edilmediği, feshedilen işçiler yerine işçi alınıp alınmadığı bunların sendikalı olup, olmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiği; ayrıca davacının sendikal hakların engellenmesi suçundan davalı güvenlik şirketi yöneticileri hakkında şikayetçi olduğu, konuyla ilgili ceza davası açıldığı, ceza davası yargılaması sonucu beklenip tüm deliller değerlendirildikten sonra feshin sendikal nedene dayanıp dayanmadığına karar verilmesi gerektiği-
Sağlık Bakanlığına ait Araştırma Hastanesinde “malzeme dahil yemek pişirme kahvaltı hazırlama dağıtım ve sonrası hizmetleri” hizmet alımı sözleşmesi bakımından Çalışma Bakanlığı Müfettişleri tarafından yapılan incelemede, İş Kanunu’nun 2. maddesi hükümlerine uygun olarak alt işverenlik ilişkisi kurulduğu ve muvazaalı bir ilişkinin söz konusu olmadığının belirlendiği-  Geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisinde işçilerin baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılmalarının mümkün olmadığı- İş Müfettişliği raporunda da asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olduğuna ilişkin tespite rağmen, rapora itiraz edilmemesi halinde işçilerin baştan itibaren asıl işverenin işçileri sayılacağı şeklindeki ibarenin hatalı olduğu- Bu yönüyle de tavzih isteğinin kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Davacının iş sözleşmesi ihbar tazminatı içermeyen ikale sözleşmesi ile sona erdiğinden ve ikalenin irade fesadına dayandığı da iddia ve ispat edilemediğinden kıdem tazminatının ikalede ödemeye esas alınan farkının hüküm altına alınması gerektiği-
Davacının yardımcı iş kapsamında alt işveren işçisi olarak çalıştığı, davalı İ. ile dahili davalı arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğu, davacı muvazaa iddia edip asıl işverene karşı dava açmış olup, alt işverenin dahili davalı yapılarak hakkında hüküm kurulması hatalı oluğu, davalı İ. davacının işvereni olmadığına göre davanın husumet yokluğu nedeni ile dahili davalı PM müşavirlik şirketine karşı ise usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından dahili davalıya karşı açılan davanın reddi gerektiği-
Davacı işçisinin davalılar arasında yapılmış olan daha sonra da aynı sözleşmeyi davacının yüklenmesi ile devam eden "yardımcı personel hizmet alım ihalesi" kapsamında çalıştırıldığı, sözleşme konusunun bir işin yaptırılması değil, personel (işçi) temini olup asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmadığından işçilerin başlangıçtan itibaren belediye işçisi olduğundan belediye hakkındaki red talebinin yerinde olmadığı-
Yaklaşık ikibinaltıyüz işçinin iş sözleşmelerinin feshedildiği ve üçyüzyetmiş işçinin ise davalı şirkete ait ocağa nakledildiği anlaşılmış olup, mahkemece Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna Genel Müdürlüğüne 55. maddesine de aykırı davranıldığı gerekçesi belirtilmiş ise de, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna Genel Müdürlüğüne 55. maddesinde “davalının fesihte kendisini kesin olarak bağladığı bir sosyal seçim kriteri” bulunmadığından söz konusu maddeye bakıldığında liyakat, kıdem ve sicil gibi hususların dikkate alınacağı belirtilerken yine fesihte son giren ilk çıkar kuralının da göz önünde bulundurulacağı belirtilmiş olduğundan Toplu iş sözleşmesinin 55. maddesine bakıldığında ilk cümlenin işten çıkarmada kriter olarak gerek nicelik olarak gerekse nitelik olarak işverene takdir yetkisi verdiği görülmekte olup, buna göre örneğin liyakatlı bir işçi kıdemi daha düşük olsa ve en son girse bile bu hükme göre toplu işçi çıkarımında işten çıkarılmayabileceğinden davacı tarafından işverenin toplu iş sözleşmesinin 55. maddesine aykırı olarak işçi çıkarımında bulunduğu, bu konuda sahip olduğu takdir yetkisini kötüye kullandığı da iddia ve ispat edilemediğinden davalının yaptığı feshin geçerli nedenle yapıldığı-
Asıl işverenle birden fazla alt işveren arasında yapılan sözleşmelerin muvazaalı olduğu tespiti yapılmış ve sadece alt işverenlerden biri itiraz etmiş ise, itirazın sadece itiraz eden alt işveren yönünden değerlendirilmesi, itiraz etmeyen diğer işverenler yönünden karar verilmemesi gerektiği- Müfettiş raporlarına karşı itirazın dava yolu ile yapılabileceği, dava konusu yapılan müfettiş raporu davacılar arasındaki hukuki ilişkinin vasfını ve sonuçlarını değiştirecek olup davacıların müfettiş raporuna itiraz etmelerinde hukuki yarar olmadığının kabulü isabetsiz olacağı-
Muvazaalı asıl işveren-alt işverenlik ilişkisi çerçevesinde çalışan ve iş sözleşmesinin başlangıcından itibaren EGO Genel Müdürlüğü işçisi olan davacı işçinin, her ne kadar sendika üyesi olmayıp toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkına sahip değil ise de; 4857 sayılı Kanun'un 5. maddesinde düzenlenen eşit davranma borcu gereğince ücret ödeme borcunun ifası sırasında ayrım yapılamayacağından, sendikalı olmayan ve toplu iş sözleşmesinden yararlanmayan EGO Genel Müdürlüğü kadrolu işçilere ödenen ücret miktarı ve sosyal haklardan yararlandırılmasını talep edebileceği, davacı ile aynı statüde çalıştırılan sendikasız asıl işveren işçilerinin uyuşmazlık konusu dönemde aldıkları ücret miktarı ve yararlandıkları sosyal haklar tespit edilerek, davacının dava konusu ücret alacağına hak kazanıp kazanmadığı ve ödenmemiş fark işçilik alacaklarının bulunup bulunmadığının belirlenmeli ve sonucuna göre hüküm kurulacağı-
Kamu işveren sendikasının, üyelik ilişkisi bulunmayan alt işvereni temsilen toplu iş sözleşmesi yapma ehliyetine sahip olduğu, diğer yandan kamu kurum ve kuruluşları ile alt işverenler arasında bağıtlanan her hizmet alım sözleşmesinin farklı alt işveren işyeri olarak kabul edilmesi ve her birinin ayrı ayrı işyeri toplu iş sözleşmesi konusu olması gerektiği, yine kamu kurum ve kuruluşlarında faaliyet gösteren alt işveren işyerlerine dair bağıtlanacak toplu iş sözleşmelerinin, hizmet alım sözleşmesinin süresi ile sınırlı olmasının da zorunlu olduğu, bu itibarla eldeki davada yetki belgesinin alındığı tarih itibariyle hizmet alım sözleşmesi süresinin sona ermesine bir yıldan az süre kalmış ise de, davacı alt işveren tarafından, davalı kamu işveren sendikasına verilen yetkilendirme geçerli olduğu gibi, yetkilendirmenin reddinin de hukuka aykırı olduğu, bununla birlikte davalı işçi sendikası tarafından 6356 sayılı yasa uyarınca sürdürülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin yok hükmünde sayılması gerektiğine ilişkin istemin hukuki dayanağının bulunmadığı, öte taraftan özel hukuk tüzel kişisi olan davalı kamu işveren sendikasının fiili uygulanmasını bildiri mahiyetindeki yazısının iptaline karar verilmesinin de doğru olmadığı-