Açık arttırmada taşınır malın satın alınmasıyla BK. 231 (şimdi; TBK. mad. 279) uyarınca satın alınan malın mülkiyeti satın alana ihale tarihinde geçerse de, açık arttırmanın temelinde muvazaa olduğunun ileri sürülebileceği ve hacizli malları ihalede satın almış olan kişinin -gelir ve kazancının bulunmaması, ev kadını olması, bir işte çalışmaması vb. nedenlerle- ihale bedelini ödeyebilecek ekonomik güce sahip olduğunun kanıtlanmaması halinde, İİK. 97/a’da öngörülen ve borçlu yararına olan «mülkiyet karinesi»nin aksini kanıtlamamış sayılacağı ve ihalede satın alınan malların mülkiyetinin alıcıya geçmemiş olacağı–
Gerekçe gösterilmeden -gerekçeden yoksun şekilde- karar yazılamayacağı–
Mahkemece «istihkak davasının kabulüne ve haczin kaldırılmasına» yerine «davanın benimsenmesine» şeklinde karar verilemeyeceği– İİK. 97/XV uyarınca tazminata «haczolunan malın değerinin yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere» hükmolunacağı, asgari miktarı aşan miktarda tazminata karar verilebilmesi için bu konuda «açık istek» olması yanında «daha fazla zararın kanıtlanması» gerekeceği– İİK. 97/XV’de davacı yararına öngörülen tazminatın «kötüniyet tazminatı» niteliğinde olduğu, bunun «inkar tazminatı» olarak nitelendirilemeyeceği– İİK. 97/XV’deki «kötüniyet»den maksadın «haciz sırasında hacizli taşınırların davacıya ait olduğu alacaklı tarafından bilindiği halde alacaklının haciz yapılmasını kasten icra müdüründen talep etmesi» olduğu–
İİK. 96/I’de geçen «mülkiyet ve rehin hakları» sözcüklerinin sınırlayıcı anlam taşımadığı, ayrıca «sınırlı ayni haklar»a, «tapuya şerh verilmiş kişisel haklar»a, «hapis hakkı»na, «mülkiyeti muhafaza sözleşmesi»ne, «intifa hakkı»na dayanılarak da istihkak iddiasında bulunulabileceği, buna karşın kural olarak «kira hakkı»na dayanılarak istihkak iddiasında bulunulamayacağı–
İstihkak davasının reddedilmesi halinde, -İİK. 97/XIII uyarınca- icra mahkemesince tazminata hükmedilebilmesi için ayrıca talebe gerek bulunmadığı, hakimin kendiliğinden % 40 (şimdi; %20) tazminata hükmedebileceği-
Davalıya dava dilekçesi ve davetiye tebliğ edilmeden ve duruşma açılmadan istihkak davası hakkında karar verilemeyeceği–
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun harçtan bağışık olduğu–
Aynı hacizli mallar hakkında taraflar arasında birden fazla istihkak davası açılmış olması halinde davalardan biri hakkında verilecek karar diğerine de etkili olacağından ve «birleştirme istemi» de olmadığından, önce açılan davanın sonra açılan davada «ön sorun» kabul edilerek sonucunun beklenmesi gerekeceği–
Taraflara tebliğ edilen davetiyenin HUMK. 509 ve 510. (şimdi; HMK. 147) maddelerindeki uyarıları içermesi ve tayin edilen duruşma gününün de Tebligat Tüzüğünün 12. maddesine aykırı olmaması gerektiği–