Dayanak ihalelerin feshine ilişkin herhangi bir mahkeme kararı yahut derdest dava bulunmadığı, aksine Davalı Belediye ile Davacı şirketin bahsi geçen ihalelere ilişkin olarak borç bakiyeleri konusunda mutabık kaldığı, Davalı Belediye'nin dava konusu faturayı emanet olarak muhasebe işlemlerine kaydettiği, dava konusu ihaleye ilişkin olarak da ayrıca mutabık kalındığı anlaşılmakla, bu haliyle ihalenin geçerliğini koruduğu, hukuk sisteminde geçerliliğini koruyan ihaleye dayanarak zarar iddiasında bulunan belediyenin eldeki davada bu iddiasına yönelik olarak ispat vasıtalarını kullanmadığı, bu yönde bir talebi olmadığı, tazmin raporuna dayanarak davayı reddettiği görülmekle zarar iddiasını ispat edemediği, zararın oluştuğunun kabul edilmesi halinde dahi, bu zararın alacaktan takas suretiyle mahsup edilmesi hususunun Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve Türk Borçlar Kanunu takas mahsup hükümleri uyarınca gerçekleştirilmemiş olması nedenleriyle davanın kabulüne ve borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğundan davacının kabul edilen alacağın %20’si oranında icra inkar talebinin kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu-
Uyuşmazlık, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir...
Mahkemece yüksek mahkemenin bozma ilamına uyulmakla davacı yararına usuli kazanılmış hakkın oluştuğu, bozma ilamında, ''davalının sunduğu 02.01.2014 tarihli ödeme belgesinde ödeme sebebi olarak 31.12.2013 vadeli senet tahsilatı denmekte olup dava konusu sözleşmedeki ödeme planında böyle bir taksit ve senet olmadığından bu ödeme dava konusu sözleşmeye ilişkin bir ödeme olarak kabul edilemeyeceği'' belirtilmesine rağmen mahkemece bu ödemeye ilişkin 39.000,00 TL'nin sözleşmeye ilişkin bir ödeme olduğu kabul edilerek, bozma ilamının davacı lehine usulü kazanılmış hak teşkil ettiği nazara alınmaksızın karar verilmesinin doğru olmadığı-
Kiralananın mühürlenmiş olmasının kira sözleşmesinin sona ermesine neden olmayacağı, geçerli olan bir kira sözleşmesinin; tarafların birbirine uygun fesih bildirimi, mahkeme kararı yahut kiralananın yok olması ile sona ereceği, buna göre kiracının, kiralananı tahliye ve kiraya verene teslim ettiği tarihe kadar kira bedellerini ödemekle yükümlü olduğu, davalı kiracı tarafından taşınmazın tahliye edildiği ve anahtarlarının teslim edildiğinin usulüne uygun olarak ispat edilemediği- 
Uyuşmazlık asıl davada, davalının vekil sıfatıyla tahsil ettiği vekalet ücretinin tahsiline yönelik icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br /> 
Davacı şirket ile dava dışı şirket arasındaki organik bağ iddiası değerlendirilmesinde, davacı şirketin hisselerinin tamamının dava dışı şirkete devredildiği, adreslerinin aynı olduğu, kurucu ortağının ve faaliyet alanının aynı olduğu görülmekle iki şirket arasında organik bağ bulunduğu kanaatine varıldığı, hukuki ilişkin varlığını ispat yükü alacaklıda olduğundan alacaklının hukuki ilişkinin yani borcun varlığını kanıtlamak durumunda olduğunu ve davada ispat yükünün davalı belediye üzerinde olduğunu, İçişleri Bakanlığı müfettişi tarafından düzenlenen tazmin raporunun tanık beyanları doğrultusunda hazırlandığı, raporda bilimsel veriler kullanılmadığı, şüpheden uzak, ikna edici somut tespitler bulunmadığı, dayanak ihalelerin feshine ilişkin herhangi bir mahkeme kararı yahut derdest dava bulunmadığı, aksine davalı Belediye ile davacı şirketin bahsi geçen ihalelere ilişkin olarak borç bakiyeleri konusunda mutabık kaldığı, davalı Belediye'nin dava konusu faturayı emanet olarak muhasebe işlemlerine kaydettiği, dava konusu ihaleye ilişkin olarak da ayrıca mutabık kalındığı anlaşılmakla, bu haliyle ihalenin geçerliğini koruduğu, hukuk sisteminde geçerliliğini koruyan ihaleye dayanarak zarar iddiasında bulunan belediyenin eldeki davada bu iddiasına yönelik olarak ispat vasıtalarını kullanmadığı, bu yönde bir talebi olmadığı, tazmin raporuna dayanarak davayı reddettiği görülmekle zarar iddiasını ispat edemediği, zararın oluştuğunun kabul edilmesi halinde dahi, bu zararın alacaktan takas suretiyle mahsup edilmesi hususunun Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve Türk Borçlar Kanunu takas mahsup hükümleri uyarınca gerçekleştirilmemiş olması nedenleriyle davanın kabulüne ve borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğundan davacının, kabul edilen alacağın %20’si oranında icra inkar talebinin kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
İptal edilmeyen ihale ve geçersizliği ileri sürülmeyen sözleşmeye dayalı olarak, yerine getirilen hizmet karşılığı fatura alacağının sözleşme hükümlerine göre belirlenmiş olduğunun, ihalesinin geçersizliğine ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığının, idare tarafından bir iptal kararının alınmadığının ve davacıya ihalenin geçersizliğine ilişkin herhangi bir bildirim yapılmadığının nazara alındığı, davalı tarafın sözleşme ile bağlı olduğunun değerlendirildiği, davalı taraf her ne kadar davacı şirket ve bu şirketle organik bağı olan şirketlerin belediyeyi zarara uğrattığını, Mülkiye müfettişi incelemesi sonucunda kamu zararı oluştuğunun tespitinin yapıldığını, bu zararın Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğinin 14. maddesi uyarınca 6098 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine göre davacı şirketin alacağından takas suretiyle mahsup yapılarak kamu zararının giderildiğini, davacı şirkete borçlu olmadıklarını ileri sürmekte ise de, Mülkiye müfettişi raporunda, Belediye personelinin ifadelerinden giderek tespitler yapılması nedeniyle iddianın davalı tarafından kanıtlanmadığı, davalının bu zararı kanıtlaması kaydıyla açılacak başka bir davada kendi personeline rücu edebileceği değerlendirilerek davalının savunmasına kıymet verilmediği ve belirtilen nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu-
Davacı şirketin 4 ayrı sözleşmeye ilişkin olarak hakediş bedellerinin tahakkuk ettirildiği tarafların teminat bedellerinde 24/10/2019 tarihinde karşılıklı olarak mutabık kaldıkları, İçişleri Bakanlığı müfettişi tarafından düzenlenen tazmin raporu incelendiğinde, raporun tanık beyanları doğrultusunda hazırlandığı, somut tespitler bulunmadığı, ............... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada alınan bilirkişi heyeti raporunun ihalelerin icrasına yönelik düzenlenen belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin tespitinin ifadelere dayandırılamayacağı yönünde kanaat bildirdiği, keza eldeki davada davalı tarafın davacı şirkete fazla ödeme yapıldığına ilişkin iddialarını ispatlayamadığı, dayanak ihalelerin feshine ilişkin herhangi bir mahkeme kararı yahut derdest dava bulunmadığı, idarenin ihalenin iptaline yönelik kararının bulunmadığı, davacı tarafa ihalenin geçersizliğine yönelik bildirimde bulunmadığı aksine davalı Belediye ile davacı şirketin bahsi geçen ihalelere ilişkin olarak 359.347,36-TL teminat alacakları tutarında mutabık kaldığı anlaşılmakla, bu haliyle ihalenin geçerliğini koruduğu, davalı Belediye'nin davacı şirketin kurumu zarara uğrattığına dair müfettiş raporu dışında delil sunulmaması, müfettiş raporunun ise tanık beyanları doğrultusunda değerlendirme yapması, işin mahiyeti gözetilerek davalı Belediye tarafından iddialarını ispata yarar başkaca delil sunulmaması ve tarafların arasında onaylanan mutabakat mektubu göz önüne alınarak davacının davasının kabulü ile itirazın iptaline ve borçlunun itirazı haksız görüldüğünden takip meblağının %20'si oranında icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesi gerekeceği-
İcra takibi 2.886.022,05 TL.sı alacak üzerinden yapılmış olup dava kabul edildiğine göre bu tutar esas alınarak harca hükmedilmek gerekirken sadece 1/4 oranında harca hükmedilmesi yasaya aykırı olup harç kamu düzenine ilişkin olduğundan istinaf edenin sıfatına bakılmaksızın re'sen dikkate alınması gerektiği, bu nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülen istinaf isteminin kabulü ile yapılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK.nun 353/1-b-2. maddesi uyarınca başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemi-