İtirazın iptali davası sonucunda verilen karar uyarınca, ilamsız icra takibinin başlatıldığı dosya üzerinden takibe devam edilerek ilam doğrultusunda, icra müdürlüğünce dosya alacağının hesaplanarak bu miktar üzerinden icra takibine devam edilmesi gerekeceği- ................ Bölge Adliye Mahkemesi ............ Hukuk Dairesi ............ sayılı .............. tarihli kararına uygun olarak asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek hesaplama yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması gerekeceği-
İtirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir icra takibi bulunmasının dava şartı olduğu, ilk derece mahkemesince ................. İcra Hukuk Mahkemesinde görülen takibin iptali davasının sonucunun beklenmesi gerekirken karar verilmesinin doğru olmadığı, ilk derece mahkemesi kararından sonra icra takibinin iptal edildiği, bu durumda davanın usulden reddi gerektiği, her ne kadar dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de takip tarihinin 16.12.2016 olduğu, davalı tarafından açılan iflas erteleme dosya numarasının ........... ve tedbir karar tarihinin 20.05.2015 olduğu halde davalı vekilince itiraz dilekçesinde iflas erteleme davası ve tedbir kararlarından bahsedilmediği ve bu hususta bir itirazda bulunulmadığı, dava tarihi itibariyle geçerli bir icra takibi olduğu ve yargılama aşamasında dava şartının ortadan kalkmış olması nedeniyle taraf vekilleri yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığı-
Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davası-
Uyuşmazlığın, davalıların murisinin Ganyan Bayii olarak sözleşme imzaladığı bayilikle ilgili hasılat prim borcu alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu-
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekili istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak sureti ile karar gerekçesinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmesine rağmen hükmün dördüncü fıkrasında davanın kabulüne ve yine hükmün dördüncü fıkrasının (a) bendinde ise takibe itirazın kısmen iptaline karar verildiği, bu şekilde hem gerekçe ile hüküm kısmının hem de hüküm kısmının kendi içerisinde çelişki içerdiği görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesince, anlaşılabilir, denetlenebilir ve kendi içerisinde çelişki içermeyecek nitelikte uygun bir gerekçe ve hüküm kurulması gerektiği-
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın müteselsil kefillerden tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir...
Yerel mahkemece verilen kararın gerekçe bölümünde, yargılama sırasında celbedilen kayıt ve belgeler ile bilirkişi raporu alındığı, tanık beyanlarının dinlendiği hususu zikredildikten sonra bilirkişi raporu ve fatura tarihlerine göre faturadaki bedellerin dönemin koşullarına uygun olduğu belirtildiğinden davacının talebinin tanık beyanları ile ispat edilebilen ürün ve işçiliklerle sınırlı kalmak kaydıyla davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmiş ise de hüküm kısmında belirtilen ve kabul edilen 6.750,00 TL’ye nasıl ulaşıldığı, hangi kalem alacak bakımından kaçar adet ürünün kabul edildiği ve hesaplamasının gösterilmediği, bu hali ile denetlenebilir bir gerekçenin bulunmadığının anlaşıldığı, dosya kapsamında alınan tanık beyanlarında ise davacı tarafından yapılan işin miktarı ile ilgili olarak çelişkiler bulunduğu, mahkemece beyanlardaki bu çelişkinin de giderilmediği anlaşıldığından, mahkemece yapılması gereken işin; 07.10.2019 tarihli bozma ilamında belirtildiği üzere vekaletsiz iş görme hükümlerine göre, alanında uzman bilirkişiden alınacak raporla, çelişkinin giderildiği tanık beyanları ve işin niteliği dikkate alınarak, işin yapıldığı yıl piyasa fiyatlarına göre KDV eklenmeksizin hesaplanarak, olması gereken makul seviyede bir bedel belirlenerek sonucuna göre karar vermekten ibaret olduğu-
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalıdan 157.490,85-TL alacağı bulunduğu, davalı takip öncesi temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığına dair mahkeme kabulünde ve sonuç olarak verilen davanın kısmen kabulü ile, davalı takip borçlusunun ............... İcra Müdürlüğü'nün ................... Esas sayılı icra takibine vaki itirazının asıl alacak olan 157.490,85 TL miktar yönünden iptaline, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine dair inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararının usûl ve yasaya uygun olduğu, davalının istinaf itirazlarının yerinde olmadığı-
Borçlunun ödeme emrine itirazında zamanaşımı def’ini ileri sürmesi üzerine, davacı zamanaşımı def’inin yerinde olmadığını ileri sürerek eldeki itirazın iptali davasını açtığından, davalı-borçlu bu def’iyi dava sırasında tekrar ileri sürmese bile mahkemece zamanaşımı def’inin yerinde olup olmadığı konusu üzerinde durulması gerektiği- TMSF'nin her türlü alacağının fon alacağı olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı- Bir alacağın 20 yıllık zamanaşımına tabi fon alacağı olarak nitelendirilebilmesi için bu alacağın 5411 sayılı Kanun'dan kaynaklı bir alacak olması gerektiği, banka kaynaklarının sömürülmesi (m. 108/4), bir bankanın fona devredilen alacaklarının devir alınması (m. 107 md) gibi hallerden doğan alacakların fon alacağı niteliğinde olduğu, bu nitelikte bir alacak bulunmadığından somut olayda 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmayacağı-
Dava konusu alacak likit (belirlenebilir) olduğundan, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği-
