Eser sözleşmesine konu tüm işin tesliminin yani geçici kabulünün yapıldığı gibi, teslim tarihinde de davacı yüklenicinin borçlu temerrüdüne düşmüş bulunduğundan, ceza koşulu tutarının, davacının isteyebileceği iş bedelinden mahsubu yapılarak, geriye kalan asıl alacak üzerinden davalının vaki itirazının iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Kredi sözleşmelerindeki adrese çıkarılan hesap özetlerine bir ay içinde itiraz edilmemesi halinde hesap özetinin içeriğinin takip hukuku yönünden kesinleşeceği-
İİK. mad. 68/b ile İİK. mad. 150/ı'nın tüketici kredilerinde uygulanamayacağı-
Alacaklılar E.Ö ve Ü.Ö, borçlu tarafından kendilerine 13.000 TL. ödendiğini kabul ettiklerinden, borçlu tarafından E.Ö’nin hissesine düşen miktar mahsup edildikten sonra kalan miktar için itirazın kaldırılmasına karar verilmesinin gerekeceği-
Davalı/borçlular takip talebinde dayanılan kira sözleşmesinin varlığına karşı çıkmadığından, talebine itiraz edilen alacaklının takibi, İcra ve İflas Kanunu’nun 68/1. maddesi anlamında ‘imzası ikrar edilen ve borç ikrarını içeren bir belgeye’ dayanmakta olup, dava konusu icra takip talebinde, borçluların karşı çıkmadığı kira sözleşmesinin “Özel Şartlar” bölümünde yer alan muacceliyet şartının, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun 346. maddesi uyarınca değerlendirilmesi gerekeceği-
Borçlunun yapmış olduğu yetki itirazı ile ilgili olarak alacaklı tarafça itirazın kaldırılması yönünde bir karar alınmaz ise takibe devam edilemeyeceği ve dolayısıyla takip kesinleşmediğinden haczin de yapılamayacağı, mahkemece, borçlunun yetkiye itirazının kaldırılıp kaldırılmadığı araştırıldıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinin gerekeceği-
Alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren altı aylık hak düşürücü süre içinde itirazın kaldırılmasını istemesi gerekeceği, aksi halde bir daha aynı alacaklı için ilamsız takip talebinde bulunamayacağı (İİK. mad. 167/I, 68/I)- İcra mahkemesinin altı aylık sürenin geçip geçmediğini kendiliğinden gözetmek zorunda olduğu, ancak borçlunun itirazı alacaklıya tebliğ edilmeden, anılan hak düşürücü sürenin başlamayacağı-
Yerel mahkemece borçlunun itirazlarından yetki ve kısmi itirazı ile ilgili inceleme yapılarak itirazın kaldırılmasına karar verildiği halde, aynı alacak için daha önce bir takip yaptığı ve bu takibin devam etmekte olduğu yönündeki derdestik itirazı konusunda gerek kararın gerekçesinde herhangi bir değerlendirme yapılmaması ve gerekse sonuçta hüküm fıkrasında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması yerinde olamayacağı-
İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlunun, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklının, diğer tarafın talebi üzerine % 40'dan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edileceği-
İcra mahkemesince “uyuşmazlığı yargılamayı gerektirdiği” gerekçesiyle “itirazın kaldırılması” talebinin reddine karar verilmiş olması halinde davalı-kiracı yararına inkar tazminatına hükmedilemeyeceği-