Kamulaştırma bedelinin tespiti ve terkin davası- Mahkemenin her iki tarafın bozmayı kabul yönünde birleşen bu irade açıklamalarını nazara almadan, direnme kararı vermesinin mümkün olmadığı-
Tazminat davası- Maddi hata- Temyiz kesinlik sınırının tespiti- Gönderme kararı-
Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince direnme kararı verilemeyeceği-
HMK’nın yürürlüğe girdiği tarihiten önce açılan ve ilk kez Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı tarihten sonra karar verilen dosyada, HUMK temyiz hükümlerinin değil istinaf ve temyize ilişkin HMK hükümlerinin uygulanacağı- Temyiz incelemesine konu edilen direnme kararı Özel Dairenin 2024/... sayılı kararıyla incelenmiş ise de kararda Bölge Adliye Mahkemesince 12.09.2023 tarihli ek karar ile hükmedilen ve temyize konu edilen dava değeri kesinlik sınırını aşmadığından temyiz başvurusunun reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz edildiği belirtilmesiyle yetinilerek HMK'nın 373. maddesinin 5. fıkrası çerçevesinde işin esası yönünden değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla, Özel Dairece HMK'nın 373. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen usul gereği esastan inceleme yapılması, direnme kararı yerinde görülmez ise dosyanın yeniden Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi gerektiği-
Bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince, bozma ilamında tartışılması gerektiği belirtilen eksik bilgi ve belgelerin ilgili kurumlardan getirtilip yeni araştırmalar yapıldıktan sonra, önceki hükümde direnildiği; bu durumda ilk derece mahkemesinin direnme olarak adlandırdığı kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; bozma kararında toplanıp değerlendirilmesi gerektiği belirtilen delillerin dosya arasına alınarak yeni delillere ve buna bağlı olarak yeni gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu, kurulan bu yeni hükmün temyiz incelenmesini yapma görevi Hukuk Genel Kurulu'na değil, Özel Daire'ye ait olduğu-
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi gereğince, ilgilisine harcın tamamlanması hususunda takip eden celseye kadar süre verilmesi gerekirken, mahkemece müteaddit kereler iki haftalık ve bir aylık olmak üzere kesin süreler verildiğinin anlaşıldığı, mahkemece nispi harcın tamamlanmasına yönelik iki haftalık ve bir aylık olmak üzere 2 kez kesin süre verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmış olup, mahkemece, öncelikle davacıya birinci haciz ihbarnamesindeki borç miktarı üzerinden nispi harcı tamamlaması için Harçlar Kanunu'nun 30. maddesine uygun şekilde kesin süre verilerek, nispi harcın tamamlattırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesinin "davacı vekiline 1 aylık kesin süre verilmesine, tamamlamadığı takdirde, dosyanın harçlar kanunu gereği işlemden kaldırılacağının ihtarına", "2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde yerine getirmediği takdirde mevcut duruma göre karar verileceğinin ihtarına" şeklindeki ara kararları 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesine uygun olmayıp, mahkemece verilen kararın isabetsiz olduğu- İlk Derece Mahkemesince 21.12.2023 tarihli son celsede "süresinde harç tamamlanmadığından Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi gereği dosyanın işlemden kaldırılmasına" karar verildiği anlaşılmış olup, HMK'nın 150/1. maddesi uyarınca yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren 3 aylık süre içinde harç ikmal edilerek yenilenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, mahkemece 3 aylık süre beklenmeksizin verilen dava dosyasının işlemden kaldırılmasına ilişkin kararın nihai karar olmadığı görülmekle, kararın isabetsiz olduğu- Bu nedenlerle, İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesinin yok hükmündeki 04.01.2024 tarih ve ............ Esas, ............. Karar sayılı kararının bozulmasına, HMK'nın 373/2. maddesinin 3. fıkrası gereğince, usuli işlemlerin tamamlanması için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .............. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar vermek gerektiği-
Limited şirketlerin ihyası istemi- Direnme kararının temyizini inceleme görevi Hukuk Genel Kuruluna ait olduğundan Özel Dairenin temyizin değerlendirilmesine ilişkin maddi hatanın düzeltilmesi talebini içeren dilekçenin de incelenmesi görevinin  Hukuk Genel Kuruluna ait olduğu- 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Kanun’a 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun’un 38. maddesiyle eklenen Geçici Madde 7’nin 15. fıkrasının 5. cümlesinde yer alan “silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde” ibaresi Anayasa Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/33 Esas, 2023/117 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olup, bu iptal kararı Resmî Gazete'de yayımlandığı tarih olan 15.09.2023’de yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle sonradan yürürlüğe giren iptal kararı doğrultusunda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
Bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeninden esas hakkında verdiği kararın Yargıtay tarafından bozulması hâlinde dosyanın, kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerektiği (HMK m. 373/2)- Özel Daire tarafından dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmiş olmasının, bölge adliye mahkemesinin HMK m. 373/3 kapsamında bozma kararına karşı direnme kararı verme yetkisini ortadan kaldırmayacağı gibi bu yetkinin ilk derece mahkemesine devri sonucunu da doğurmayacağı- Özel Dairenin birinci bozma kararı ile bölge adliye mahkemesinin esastan verdiği hükmün araştırmaya ve incelemeye yönelik bozulmasına rağmen HMK m. 373/2'ye aykırı olarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi sonrasında ilk derece mahkemesince bozma ilâmı ile ilgili olarak HMK m. 373/3 çerçevesinde bir karar vermek üzere bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerekirken anılan hükme aykırı şekilde işletilen yargılama sürecinde araştırma ve inceleme yapılarak neticede direnme adı altında verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu-
Somut olay değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince bozma kararına karşı verilen direnme kararında, ilk karar ve Özel Dairenin bozma kararı aynen alındıktan sonra “Mahkememizce bozma ilamına konu İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05.11.2015 tarih ve 2014/43 E. - 2015/196 K. Sayılı ilamı usul ve yasaya uygun görüldüğünden HMK 373 madde kapsamında DİRENME kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir” şeklindeki ifadelerle direnme kararı verildiği bu hâliyle bozma kararına karşı, mahkemenin direnme kararında hangi gerekçeyle direnildiğine, bozma kararının neden doğru bulunmadığına ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmediğinden usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş, ilk kararın aslında hukuka uygun bulunduğuna dolayısıyla bozmanın yerinde olmadığına ilişkin herhangi bir gerekçeli karar bulunmadığı gibi direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda gerekçe içeren bir direnme kararının olmadığı-
Bozma kararını veren Özel Daire ile bozmaya karşı direnme kararını veren İlk Derece Mahkemesi yahut Bölge Adliye Mahkemesi arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkla sınırlı olup anılan uyuşmazlık kapsamı dışında temyize konu hususların Özel Dairece incelenmesi gerektiği-