Dava değerinin 2023 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulmasının miktar itibarıyla mümkün bulunmadığı-
HMK m. 46'a dayalı tazminat istemi- Dava değeri 2023 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün bulunmadığı-
davanın esastan reddine karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuşsa da, dava değerinin 2022 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün bulunmadığından davacılar vekilinin temyiz başvurusunun miktardan reddine karar vermek gerektiği-
HMK M. 46'ya dayalı tazminat istemi- Dava değeri 2022 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığından, temyiz yoluna başvurulmasının miktar itibariyle mümkün bulunmadığı-
Dava değeri 2023 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün bulunmadığı-
Hâkimlerin sorumluluğunu düzenleyen HMK 46 vd. gereğince, dairelerin ilk derece mahkemesi sıfatıyla karar verdiği ve temyiz incelemesini Hukuk Genel Kurulunun yaptığı işlerde duruşmalı olarak temyiz incelemesi yapılacağı konusunda açık bir düzenleme yer almadığı- Hukuk Genel Kurulunun incelemesine tâbi işlerde ayrık ve açık bir düzenleme olmadığı sürece duruşmalı inceleme yapılmasının olanaklı görülmediği- Davacı aynı olaydan kaynaklanan zarar nedeniyle davalı Hazineye karşı olan birden fazla talebini (maddi ve manevi tazminat) aynı davada birleştirdiğinden (objektif dava birleşmesi), taleplerin her biri ayrı dava olmakla birlikte, tek bir eylemden kaynaklandığından ve görünüşte tek bir hüküm bulunduğundan temyizde kesinlik sınırının tespiti için temyiz edilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının toplamının esas alınması gerektiği- "Davanın maddi ve manevi tazminat istemini içerdiği, her iki istemin davaların yığılmasına konu olsa bile, her birinin ayrı dava olma özelliğini yitirmediği, maddi ve manevi tazminat istemlerinin ayrı kalemler olduğu, çoğu zaman tahkikatlarının ve delillerinin toplanma aşamalarında da farklılık bulunduğu, maddi ve manevi tazminata hükmedilebilme koşullarında da farklılık olduğu, maddi ve manevi tazminat taleplerinin iki ayrı dava olduğu, kesinlik sınırının belirlenmesinde maddi ve manevi tazminat miktarlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
İlgili kanun maddesinde sınırlı sayıda belirtilen (HMK. m. 46) sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından Özel Dairece davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacının vefatı sonrasında davaya dâhil edilen mirasçıları, vekilleri aracılığıyla verdikleri dilekçe ile dava dilekçesinde talebin sehven muvazaa iddiasına konu taşınmazın tüm satış bedeli üzerinden gösterildiğini oysa murislerinin ancak taşınmazdaki hissesi oranında talepte bulunabileceğini, buna göre dava değerinin 43.333,00 TL olduğunu açıklamış ve ıslah dilekçesiyle de bu tazminat istemleri yanında terditli olarak saklı pay oranında tenkis talep etmiş olduğundan, dâhili davacılar tarafından dava değerinin 43.333,00 TL olarak sınırlandığı ve  bu tutar Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararını verdiği 18.12.2019 tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL'nin altında kaldığından temyiz dilekçelerinin reddi gerektiği- 
Davacı işçinin emekliliği sebebiyle iş sözleşmesi dava tarihi itibarıyla sona erdiğinden davacının başlangıçtan itibaren davalı Kurum işçisi olduğuna dair tespitin ileriye yönelik sonuç doğurmayacağı- Fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilerek hüküm altına alınan dava konusu ilave tediye alacağının toplam miktarı 44.418,22 TL olup bu tutar, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararını verdiği 06.07.2023 tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kaldığından temyiz başvurusunun reddi gerektiği-