Kollektif şirketin borcundan dolayı ancak «şirketin infisahı (sona ermesi)» veya «şirket hakkındaki takibin semeresiz kalması» halinde, ortakları hakkında takip yapılabileceği–
Takas ve mahsup iddiasının, süreyle bağlı olmadan, takibin her aşamasında bildirilebileceği (BK. 118; şimdi; TBK. mad. 139)–
«İcra emrinin iptaline» karar verilmesinden sonra, borçluya gönderilecek «ödeme emri»nin, icra emrinin iptali için icra mahkemesine başvuruda bulunmuş olan borçlu vekiline tebliğ edilebileceği—
Borçlunun da, hacizli malların satışını isteyebileceği—
«İcranın durdurulması»na ve «icranın iadesi»ne ilişkin İİK. mad. 40 hükmünün, kesinleşmiş icra mahkemesi kararları hakkında da uygulanacağı–
«Tesbit ve tescil»e ilişkin ilâmın -ayrıca ilâmda açıkça belirtilmedikçe- «müdahalenin önlenmesi»ni kapsamadığı–
«Tahsilde tekerrüre neden olmamak üzere» -yani, ayni alacağı iki kez tahsil etmemek koşuluyla- alacaklının borçlu hakkında hem «rehnin paraya çevrilmesi» hem de -elindeki senetlere dayanarak- «kambiyo senetlerine mahsus» haciz yolu ile takip yapabileceği–
Aynı borç için hem lehine ipotek kurduran hem de borçludan kambiyo senedi alan alacaklının ipoteğe başvurmadan, elindeki senetlere dayanarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapabileceği–
Usulsüz tebligat halinde, icra mahkemesine (tetkik merciine) başvurarak «tebliğ tarihinin düzeltilmesi» konusunda karar alan borçlunun, hakkındaki takibi durdurabilmesi için, bu takibe göre, takibe ilişkin itirazlarını da -takip şekline göre- icra dairesine veya icra mahkemesine (tetkik merciine) bildirmesi gerekeceği–
Şirket üst düzey yöneticilerinin, SSK.’na karşı, işveren (şirket) ile birlikte -prim borçlarından dolayı- müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu–