Yapılacak haczin teminatla önlenmesine dair yasal düzenleme bulunmayıp, şikayetçi tarafından dosyaya haciz ve muhafaza işlemini durdurmak için teminat olarak yatırıldığı belirtilen miktarın dosya borcuna ödeme olarak yatırıldığının kabulü gerektiği, 3. kişinin söz konusu parayı genel hükümler çerçevesinde borçlulara karşı genel mahkemelerde açacağı dava ile isteyebileceği-
Her ne kadar İcra Mahkemesi kararlarının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeseler de; kendi aralarında bağlayıcı oldukları, dolayısıyla İstanbul 5. İcra Hukuk Mahkemesi’nin ilamı ile takipte süresinde satış istendiği hususu kesinleşmiş olup, eldeki uyuşmazlık yönünden de artık anılan kararın bağlayıcı olduğu, daha sonra başka gerekçeyle satışın düşmesinin süresinde satış istendiği olgusunu değiştirmeyeceği-
Mahkeme gerekçesinde de yer verildiği üzere aynı icra dosyasındaki aynı işlemle ilgili mahkemece karar verilmiş olmakla bu kez şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken “karar verilmesine yer olmadığı” şeklinde hüküm kurulması doğru olmayıp, kararın bozulmasının gerekeceği-
Bir takibin kesinleşmesinden önce mahke­meden alınan ihtiyati haciz kararıyla taşınmazla­ra haciz konulabileceği-
Adi ortaklığın hükmi şahsiyeti bulunmadığından ortakların, ortaklık borçlarından dolayı alacaklılara karşı doğrudan doğruya ve sınırsız olarak tüm varlıklarıyla sorumlu oldukları, adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından aktif ve pasif dava (takip) ehliyetinin de bulunmadığı-
Takip dosyasının infaz edilmiş olmasının, borçlu açıkça vazgeçmediği sürece şikayetin esasının incelenmesine engel teşkil etmeyeceği-
İcra takiplerinden birinden alacağın tahsil edilmesi halinde, diğer takip dosyası da infaz edilmiş olacağından tahsil harcının yalnızca tahsilat yapılan takip dosyasından ve bir defa alınacağı-
Borçlu tarafından şikayete konu edilen takipten sonra borcun ödendiğine yönelik itiraz ile ilgili olumlu-olumsuz bir karar verilmesi gerektiği- Taşkın hacizle ilgili icra mahkemesi kararlarının temyiz edilemeyeceği-
Borçlu şirketin yetkili temsilcisi olmayan ve avukat sıfatı da bulunmayan üçüncü kişi tarafından dosyaya vekaletname ibraz edilerek borçlu adına takibe itiraz edildiği anlaşıldığından ve geçersiz olan bir itiraza dayalı olarak takibin durdurulmuş olması, "bir hakkın yerine getirilmemesi" niteliğinde olduğundan, bu hususun İİK 16/2 uyarınca süresiz olarak şikayet konusu edilebileceği-
2577 sayılı Yasa'nın 1. maddesi uyarınca; Danıştay, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemeleri'nin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanunda gösterilen usullere tabi olup, Yasa'nın 28/2. maddesine ilişkin anılan değişikliğin, adli yargı mahkemeleri tarafından verilen ilamların infazında uygulanma olanağı bulunmadığından, mahkemece şikayetin reddi gerekeceği-