İİK'nun 82. maddesinin birinci fıkrasının 12. bendine dayalı meskeniyet şikayeti, İİK.'nun 16/1.maddesi uyarınca yedi günlük süreye tâbi olacağı, bu sürenin, öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, borçlunun şikayet hakkının her haciz nedeniyle yeniden doğacağı- Somut olayda taşınmaz üzerine konulan 05.09.2014 tarihli haciz, yeni bir haciz olup, her haciz yeni bir şikayet hakkı vereceğinden, borçlunun icra mahkemesine yaptığı başvurunun, İİK.'nun 16/1. maddesinde öngörülen yasal yedi günlük süre içinde olduğu -
Taraf ehliyeti bulunmayan adi ortaklık aleyhine takip yapılmasının usulsüz olduğu, bu husus hakkında ortaklardan her birinin süresiz şikayet hakkı olduğu, o halde, istemin kabulüne ve adi ortaklık yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Menfi tespit konulu ilamın kesinleşmeden takibe konulamayacağı, menfi tespit istemi ile bağlantılı olan birleşen alacak davasının da bu haliyle kesinleşmeden takibe konu edilemeyeceği-
Haczedilmezlik şikayetinin, yedi günlük süreye tabi olduğu; bu sürenin öğrenme tarihinden başlayacağı - İİK'nun 103. maddeye ilişkin davetiyenin çıkarılmadığı, borçlunun 03.06.2014 tarihli dilekçesi ile dosya fotokopisini aldığı, böylece şikayete konu taşınmaz üzerindeki haczi bu tarihte öğrendiğinin kabulü gerektiği ve öğrenme tarihine göre şikayetin süresinde olmadığı-
Borçlunun vekalet ücreti borcunun icra dairesine öderken gelir vergisi kesintisi yapamayacağı-
İcra kefalet tutanağında alacak miktarı gösterildiğinden ve şikayetçinin kefaleti tüm dosya borcuna ilişkin olduğundan kısmi kefalet durumunun söz konusu olmadığı- Kefaletin haciz baskısı altında verilmesi nedeniyle geçersizliğinin ileri sürülmesi icra mahkemesinde tartışılamayacağı, geçerli olan kefalet nedeniyle asıl alacaklı hakkındaki takip kesinleştikten sonra alacaklı talebi üzerine düzenlendiği ve tebliğ edildiği anlaşılan icra emrinin usulüne uygun olduğu-
İcra müdürünün ödeme emrinin borçluya usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olduğunu kendiliğinden gözeterek, alacaklının haciz talebini reddetme yetkisinin bulunmadığı- Tebligatın yasaya uygun olup olmadığını tespit ve takdir yetkisi borçlu tarafından şikayet yoluna başvurulduğu takdirde icra mahkemesine ait olduğu- Borçlunun usulsüz tebligat şikayeti bulunmadığına göre, mahkemece haciz istemin kabulüne karar verilmesi gerektiği-
İlamda faiz hakkında bir hüküm bulunmasa dahi, ilamda yazılı alacak karar tarihinde muaccel olacağından, bu tarihten itibaren faiz istenebileceği-İlamda yazılı icra inkar tazminatı ile harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti alacaklarına, muaccel hale geldikleri karar tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi mümkün olup, icra müdürlüğünce de ilamda hükmedilen fer'i alacaklara ve icra inkar tazminatına açıklanan ilkeye uygun faiz hesaplanmak suretiyle muhtıra düzenlenmesi gerektiğinden mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
İcra mahkemesi kararlarının infazı için kesinleşmesini zorunlu kılan yasal bir düzenleme mevcut olmadığından, şikayet üzerine icra mahkemesince verilen takibin iptali kararının ardından bu kararın kesinleşmesi beklenmeden, icra dairesince borçlu vekilinin istemi doğrultusunda hacizlerin fekkine yönelik şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Boşanma davası sırasında verilen tedbir nafakası, boşanma kararının kesinleşmesi ile sona ereceği, kesinleşmeden sonra mahkemece hükmedilmişse, yoksulluk nafakası istenebileceği, öte yandan İİK'nun 40. maddesi uyarınca ilamın bozulması ile takibin olduğu yerde duracağı-
