Mahkemece; 89/2 haciz ihbarnamesi tebligatının usulsüzlüğüne ilişkin şikayetin süre aşımı nedeni ile reddine karar verilerek, sair şikayet nedenleri incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekeceği-
Haciz tarihi itibari ile yürürlükte bulunan İİK'nun 106. maddesine göre taşınırlarda satış isteme süresi altı ay olup, kıymet takdirine itiraz ile 3. kişinin açtığı istihkak davası satış isteme süresini durdurmayacağından, haciz tarihi ile alacaklı tarafından satış  talep tarihi olan 11.04.2014 tarihi arasında yasal altı aylık sürenin geçtiği bu itibarla İİK'nun 110. maddesi gereği haciz kalkmış olduğundan yapılan iş bu ihalenin feshine karar verilmesi gerektiği-
Borçlu, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren yedi günlük şikayet süresi dolduktan sonra şikayet yoluna başvurursa şikayetin süre aşımı nedeniyle reddinin gerekeceği-
Haciz tarihinde takipte taraf olmayan 3. kişi adına kayıtlı olan taşınmazın borçlunun borcu için haczinin mümkün olmayacağı, uyuşmazlığa konu tescil kararı hacizden sonra verilip kesinleştiğinden taşınmazın, haciz şerhi ile birlikte 3. kişilere intikal edeceği, bu durumun, TMK mad. 1023'te tanımlanan 'tapuya güven ilkesinin' de doğal bir sonucu olduğu, sonuç itibari ile, haciz tarihinde borçlu taşınmazın hissedarı olduğundan ve haciz tarihinden önce davacı ve diğer mirasçılar lehine verilmiş ve kesinleşmiş bir tapu iptal ve tescil kararı bulunmadığından konulan haczin yasaya uygun olduğu-
İİK.nun 53. maddesine göre terekenin borçlarından dolayı ölüm günü ile beraber üç gün içinde takibin geri bırakılacağı-Mirasçı mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta Kanunu Medenide muayyen müddetler geçinceye kadar takibin geri kalacağı-TMK'nun 606/1. maddesine göre ise mirası ret süresinin üç ay olduğu, buna göre murisin ölümü üzerine üç gün ve devamında üç ay süre ile mirasçıları hakkında takip yapılamayacağı-İİK'nun 53. maddesine aykırılık ise, kamu düzeni ile ilgili olduğundan İİK'nun 16/2. maddesi uyarınca şikayetin süresiz olduğu, o halde mahkemece İİK'nun 53. maddesine aykırı olarak takip yapıldığı gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, mirasçıların mirası ret ettiği gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Şikayetçi 3. kişinin icra mahkemesine başvurusunda yaklaşık üçbin adet haciz müzekkeresinin tek bir zarf içerisinde ve toplu halde masrafları yatırılmadan kendilerine teslim edilmesine ilişkin icra müdürlüğü işleminin kaldırılmasını ve haciz müzekkerelerinin iptalini istediği ,başvurunun bu hali ile İİK'nun 16. maddesine dayalı icra müdürlüğü işlemini şikayet olup, inceleme merciinin icra mahkemesi olduğu-
İİK'nun 82. maddesinin birinci fıkrasının 12. bendine dayalı olarak yapılan haczin kaldırılması isteminin, aynı Kanun'un 16.maddesi kapsamında şikayet olduğu, anılan şikayetin, bu maddenin 1.fıkrası uyarınca  haczin öğrenildiği tarihten itibaren 7 günlük sürede icra mahkemesine yapılmasının zorunlu olduğu-
Borçluya gönderilen tebligat icra müdürlüğünce çıkartıldığından, borçlunun mernis adresi tespit edilmeden tebligat zarfı üzerine yanlış adres yazılarak tebliğin usulsüz hale gelmiş olması, ancak borçlunun tebliğin usulsüzlüğüne ilişkin icra mahkemesine yapacağı başvuru üzerine mahkemece incelenip sonuçlandırılacak bir husus olup , icra müdürünün, sonradan hatasını fark ederek kendiliğinden tebliğin geçersizliğine karar vermesinin doğru olmadığı-
İİK'nun 38. maddesi hükümleri icra kefaletlerinin müteselsil kefalet hükmünde olduğu ve ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi bulunduğu, icra kefilliğine ilişkin düzenlemeler ilamların icrasına ilişkin hükümlere tabi olduğu - İcra kefaletinin Borçlar Kanunu'na göre geçerli olmadığından icra emri gönderilemeyeceği şikayeti, takip konusu belgenin ilam hükmünde belge olmadığı şikayeti olup, İİK'nun 16/2. maddesi uyarınca süresiz şikayete tabi olduğu-
Alacaklı banka, asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefilden borcun ifasını isteyemeyeceği- Bu konudaki başvurunun, İİK'nun 16. maddesi kapsamında şikayet olduğu, anılan hüküm emredici nitelikte ve kamu düzeni ile ilgili olmakla, borçlunun aynı maddenin 2.fıkrası uyarınca süreye bağlı olmaksızın icra mahkemesine başvuru hakkının bulunduğu-