İmzaya ve borca itirazla birlikte, ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği ileri sürerek ödeme emri tebliğ tarihinin düzeltilmesini ve buna bağlı olarak icra işlemlerinin iptali ile hacizlerin kaldırılması da talep edildiğinden, icra mahkemesince, öncelikle yapılan tebliğin usulsüz olduğuna ilişkin şikayetin incelenerek tebligatın usulsüz olduğu sonucuna varılması halinde, tebligat tarihinin düzeltilmesi, buna göre, süresinde olması halinde borçlunun itirazlarının esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Haczedilmezlik istisnai bir durum olduğundan, bu yöndeki düzenlemelerin de dar yorumlanmasının gerekeceği, somut olayda, mahkemece yargılama sırasında aldırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda; hesapta toplanan paraların yasa gereği kendiliğinden haczi kabil olmayan gelirlerden oluştuğunun tespit edildiği görüldüğünden, mahkemece, şikayetin kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekeceği-
Sıra cetvelini satış memurluğu değil ilk haczi koyan icra müdürlüğü yapmaya yetkili olduğundan, sıra cetveli yapılmak üzere ihaleler sonucu borçlunun hissesine düşen paranın ilk haczi koyan icra dairesine gönderilmesi gerektiğinden şikayetin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Herkes için kesinleşmiş olan “ihale şartları” çerçevesinde yapılan ihalenin de kesinleşmesinden sonra, ihale alıcısının, KDV oranının %1 olması gerektiğinden bahisle icra mahkemesine şikayette bulunma hakkının bulunmadığı-
Alacaklının icra mahkemesine başvurusu; İİK mad. 16 kapsamında şikayet niteliğinde olup, aynı Yasanın 18/3. maddesi gereğince, şikayetin incelenmesi konusunda duruşma yapılmasına gerek olup olmadığı hususu icra mahkemesinin takdirine bırakılmış ise de, somut olayın özellikleri göz önüne alındığında icra mahkemesi takdirini duruşma açılması yönünde kullanması gerektiği-
İcra memurunun, haczi talep edilen malın bu madde uyarınca haczinin kabil olup olmadığını değerlendirerek, bu doğrultuda haciz talebini yerine getirip getirmeme konusunda takdir yetkisinin bulunduğu, burada tanınan takdir yetkisi, İİK'nun 82. maddesi kapsamında malın haczi kabil olup olmadığı ile sınırlı olup, icra müdürünün bunun dışında, yani öncelikle istihkak iddiasının çözümlenmesi gerektiğinden bahisle haciz talebini reddetme yetkisinin olmadığı, icra müdürünün haciz işlemi üzerine mahcuz mala yönelik olarak istihkak iddiasında bulunulması halinde İİK'nın 96 ve devamı maddeleri hükümlerinde yazılı istihkak usulünün uygulanacağı-
Kendilerine haciz ihbarnamesi tebliğ edilen şikayetçi 3. kişilerin vekili olduğundan bahisle 2. haciz ihbarnamesine itiraz eden avukat tarafından HMK. mad. 77/1 gereğince çıkarılan muhtıra ile verilen süre içerisinde vekaletname ibraz edilmediğinden, anılan avukatın bu haliyle işlem yapma olanağı bulunmamakta olup, itirazının yok hükmünde olduğu, şikayetçiler tarafından sonradan icazet verilmiş olmasının da itirazın geçerli sayılmasına sebep teşkil etmeyeceği-
Şikayetçi borçlunun geçerli bir mazeret bildirmemiş ve duruşmaya gelmemiş olmasının, HMK'nun 150/1.maddesine göre dosyanın işlemden kaldırılmasını ve sonuçta aynı maddenin 6. fıkrası uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini gerektirmeyeceği-
Borçludan kamu ihale mevzuatı uyarınca alınan teminat, yapılacak işin teminatını oluşturduğundan, şikayetçi 3. kişinin sözkonusu şikayette hukuki yararının olduğu- Şikayetçinin haczin kaldırılması istemi, kamu düzenine ilişkin emredici yasa hükümlerinden kaynaklandığından bu konudaki şikayetin süreye de tabi olmadığı- Mahkemece, 3. kişi nezdindeki teminatın haczinin usulsüz olduğu kabul edildiğinden, uyuşmazlık konusunu oluşturan ve haciz ihbarnamesinde geçen "nakti teminatların" sözcüklerinin yer aldığı kısmın iptaline karar verilmesi ile yetinmesi gerektiği-
İlamda talep edilebilecek faiz miktarının, icra emrinde istenen miktardan daha az olduğu tespit edildiği, mahkemece icra emrinin düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, icra emrinin tümden iptali yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
