Eldeki menfi tespit davasının açıldığı tarihte, icra hukuk mahkemesinde açılan şikayet ve haciz ihbarnamelerinin iptaline ilişkin davanın devam ettiği ve haciz ihbarnamelerinin geçerli olduğu, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının olduğu ve davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği, davacının davanın açıldığı tarihte dava açmakta haklı olduğu anlaşıldığından davacı lehine yargılama gideri ve HMK'nın 326. maddesi gereği yargılama giderlerinden olan vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacı yararına vekalet ücreti takdir edilmeyip davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı- Harçtan muaf olan davacı idare tarafından istinaf karar harcı yatırılmadığı halde ........ Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafından peşin yatırılan istinaf harcının istem halinde davacı tarafa iadesine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Menfi tespit davasının devamı sırasında borcun herhangi bir nedenle ödendiği iddiası üzerine mahkemece bu iddia araştırılıp ödemenin kanıtlanması halinde, talep olmasa dahi dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceğinden açılan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmesi gerekeceği-
Şikayet eden 3. şahıs tarafından icra dosyasına sunulan haciz ihbarnamesine itiraz dilekçesinde; dosya borçlusu şirketin hiçbir hak, mal ve alacağının şirketleri nezdinde bulunmadığı ve haciz talebinin yerine getirilemeyeceği kalın puntolarla yazılmış olduğu görülmekle hata ve yanlışlıktan söz etmek hukuken mümkün olmayıp yorum yoluyla haciz talebinin kabulü sonuca varılamayacağı- İcra müdürlüğünün ikinci haciz ihbarnamesinin çıkarılmasının reddine dair kararından rücu ederek ikinci haciz ihbarnamesi düzenlemesi hukuka uygun olup mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekeceği-
TBK. 638/3 uyarınca her bir ortak, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçtan şahsen, sınırsız ve müteselsilen sorumlu ise de, sadece borçlu şirket hakkında düzenlenen haciz ihbarnamesi ile 638/1'e göre elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olan hak ediş üzerine haciz konulamayacağı-
Dava dilekçesinde alacaklı tarafından tazminatın yanı sıra ticari faize hükmedilmesi de talep edildiği halde, alacaklının bu istemi konusunda taleple bağlılık ilkesi gereği, mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı- Mahkemece nispi harca tabi olan tazminat davası için birinci haciz ihbarnamesinde belirtilen borç miktarı üzerinden hesaplanacak nispi harcın hesaplanılarak, bakiye harcın ilgili tarafa iadesine karar verilmesi gerekeceği-
Asıl borçlu muris yönünden kesinleşen haciz ihbarnamesi tebliğ işlemlerine yönelik mirasçıların şikayet hakkının bulunmadığı- Bölge Adliye Mahkemesince, murise gönderilen birinci haciz ihbarnamesine yönelik itirazın süresinde olmadığı tespit edildiğine göre, bu halde takip dosyasından üçüncü kişiye ikinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi işlemi İİK'nun 89/2 maddesi hükmüne ve usule uygun olup, mirasçıların ikinci haciz ihbarnamesi tebliğ işleminin usulsüz olduğuna yönelik şikayette bulunabileceklerinin kabulü halinde dahi tebliğ tarihinin düzeltilmesi yerine ikinci haciz ihbarnamesinin iptaline karar verilmesinin doğru olmadığı-
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Geçici 14. Maddesinin birinci cümlesinde yer alan "...mahkeme kararları kesinleşmedikçe icraya konulamaz" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu-
Kesinleşen yönlere ilişkin olarak temyiz isteminde bulunulamayacağı- İyiniyetli üçüncü şahısların kolaylıkla menfi tespit davası açmak suretiyle iddialarını ispatlaması adına İİK. 89/3 uyarınca açılan menfi tespit davalarının maktu harca tâbi olduğu, ancak davanın konusu bedele ilişkin olduğundan mahkemece nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği- Davalı tarafça bilirkişi incelemesi için yatırılan gider avansının davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine dair mahkemece bir hüküm kurulmamasının hatalı olduğu-
Adi ortaklığın ticari faaliyette bulunarak, temsilcisi aracılığıyla ortaklık adına 'iskele kira ve şarta bağlı satış sözleşmesi' ve bono düzenlendiği anlaşıldığından, takip konusu borcun, ortağın şahsi borcu olmayıp, adi ortaklığın borcu olduğu- Adi ortaklığın borcu nedeniyle ortakların müteselsilen sorumlu oldukları ve ortaklığın mal varlığı el birliğiyle idare edildiğine göre, birlikte sorumluluk gereği, adi ortaklığın borcu nedeniyle adi ortaklığa ait mal veya alacağa haciz konulabileceği ve alacaklı tarafından ortaklığın mal varlığından tahsilat yapılabileceği- "Alacaklının, ortaklığa ait hak edişlerin haczi için adi ortaklık adına haciz müzekkeresi veya (İİK m. 89) haciz ihbarnamesi düzenlenmesini talep edemeyeceği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
İİK'nun 89/4. maddesine dayalı olarak açılan tazminat davasında, tarafların göstereceği deliller, ticari defterler ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, ihbarnamenin tebliğ tarihi itibariyle, borçlunun, üçüncü kişiden istenebilir hale gelmiş, kesin nitelikte bir alacağının mevcut olup olmadığı genel hükümler çerçevesinde belirleneceği- Diğer bir ifade ile anılan maddeye göre tazminata hükmedilebilmesi için, haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye tebliği tarihi itibariyle borçlunun üçüncü kişi nezdinde kesinleşmiş, muaccel bir alacağının bulunmasının zorunlu olduğu-