HMK. mad. 297/2 uyarınca her bir istek hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermesinin ve infaza imkan sağlayacak içerikte bulunmasının zorunlu olduğu- TMK. mad. 683 hükmünden kaynaklanan elatmanın önlenmesi davalarının haksız fiil kimin tarafından gerçekleştirilmiş ise, ona karşı açılacağı- Uyuşmazlıkta birleştirilen dosya yönünden dava dışı Belediye tarafından dökülen hafriyatın zarara sebep olduğu gözetildiğinde davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyetinin ana taşınmazdan ayrılamayacağı, taşınmazın kullanma biçiminin tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlendiği ya da fiili bir kullanma biçiminin oluştuğu, uzun süre paydaşların bu durumu benimsediği kayıtta paylı, eylemsel olarak bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, "ahde vefa" kuralının yanında iyi niyet kuralının da bir gereği olduğu, aksi halde; pek çok kimsenin zarar görmesiyle toplum düzeni ve barışının bozulacağı- Tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde durularak, varsa, çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiğinin; yoksa uyuşmazlığın TMK'nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği-
Dava konusu şey üzerinde kim veya kimler hak sahibi ise, davayı da bu kişi veya kişilerin açması gerekeceği- Davayı açabilmek için gerekli sıfatın dava konusu şey üzerinde hak sahibi olan kişiye ait olduğu- Eldeki tapu iptali ve tescil isteminde dava hakkı, mutlak olarak mülkiyet hakkı sahibine ait olduğuna göre, dava konusu taşınmazın davacının babasına ait olduğu gözetilerek davanın taraf sıfatı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davalının duruşmadaki beyanında taşınmazın kendi kullanımında olduğunu kabul etmiş olmasına rağmen, mahkemece kiracılık ilişkisi olduğu gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu- Davaların birleştirilmesi hâlinde, birleştirilen davalar birlikte görülmekle birlikte ayrı dava olma özelliğini korudukları ve her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği-
Dairece, mahkeme kararı bozulmuş olup, bozma ilamına harç ikmali ve el atmanın önlenmesi yönünden uyulmasına, ecrimisil talebi yönünden eski kararda direnilmesine karar verilmiş ise de kısa karar ve gerekçeli kararda, direnmeye ilişkin olarak hüküm kurulmadığından ve gerekçelendirme yapılmadığından usule uygun bir direnme kararından bahsedilemeyeceği-
Davacı mülkiyet hakkına dayanarak, kira sözleşmesi kapsamında kalmayan alan için el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemiyle eldeki davayı açmış olup  mahkemece her ne kadar kullanımın rızaya dayalı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; dava açmakla artık rızanın, geri alınmış sayılması gerektiği- Kira sözleşmesi kapsamında kalmayan ve el atıldığı iddia edilen kısmın yeniden yapılacak keşifle tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, bu kısmın ecrimisil hesabının ise uzman bilirkişi tarafından hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Tapu kütüğündeki kaydın değiştirilmesi ve kütük üzerindeki düzeltmelerin, bir başka ifade ile tapuda cins ve vasıf düzeltilmesi işlemlerinin tapu idaresince yapılacağı ve idari bir görev olduğu- Davacının maliki olduğu bağımsız bölümlerin tapu kaydında “mesken” olarak görünen cinsinin “apart daire” olarak tashihine ilişkin davanın görülebilirlik koşulu olmadığından reddine karar verilmesi gerektiği-
Davalı tarafından davacının taşınmazına yapılan el atmanın açıkça saptanması, fen bilirkişi raporunda el atılan kısımların ayrıntılı olarak gösterilmesi, ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak zemin değerinin hesaplanması, davacıya el atmanın önlenmesi, yıkım ve eski hale getirme tazminatı istekleri yönünden ayrı ayrı dava değerini bildirmesi için süre verilmesi, bildirilen dava değeri üzerinden varsa eksik kalan peşin harcın alınması ve bilirkişi raporu ile saptanan dava değeri üzerinden harç alınmak suretiyle hüküm kurulması gerektiği-
Davalıya kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca verilmesi gereken dairelerin ve 1 adet dükkanın değeri esas alınarak tazminata hükmedilmesi gerekirken, bilirkişi tarafından numaratajda değişiklik yapıldığı, blokların yerlerinin değiştiği belirtilerek hesaplanan değerleri üzerinden tazminata hükmedildiği anlaşıldığından, öncelikle numaratajda değişiklik yapılan taşınmazların kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve projeye göre davalıya bırakılanların aynı olup olmadıklarının açıkça tespiti, farklı taşınmazlar olduğunun saptanması halinde sözleşmede belirtilen taşınmazların değerlerinin saptanarak bu değer üzerinden tazminata hükmedilmesi gerektiği- HMK. mad. 240/2 uyarınca, ikinci tanık listesi verilemeyeceği- Eldeki davayla birleştirilmesine karar verilip daha sonra tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilen birleşen dosya ile ilgili hüküm kurulmasının hatalı olduğu-
Tavzih yoluyla hüküm değiştirilemeyeceği gibi, hakimin tavzih ile de hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip, bunu hükmüne ekleyemeyeceği, somut olaya gelince mahkemece, davacının tavzih talebi üzerine davalılar aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin ve harcın değiştirildiği anlaşıldığından, davalılar aleyhine hükmedilen vekalet ücretine ve harca ilişkin hükmün tavzih yolu ile değiştirilmesinin isabetsiz olduğu-