Arsa niteliğindeki taşınmazın emsalinin üstün ve eksik yönleri belirlenip karşılaştırma yapılarak zeminine; resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payının düşülerek üzerindeki muhdesat durumuna göre değerinin saptanmasının; taşınmazın tarım arazisi olması halinde net gelir üzerinden bilimsel yollarla değerinin belirlenmesinin; her iki halde de yıpranma payının varsa değer kaybının düşülmesinin, emsalin zorunluluk olmadıkça yakın ve benzer bölge ve yüzölçümlü olmasının, bu konuda taraflara emsal gösterme olanağının tanınmasının; bu yönden mahkemece de re’sen araştırma yapılmasının gerekeceği-
Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip olduğu, malikin, malını elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebileceği-
Bu halde mahkemece yeniden yerinde uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak kadastral yöntemlere uygun ölçüm yapılmasının, çekişmeli taşınmazlara müdahale olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmasının ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesinin gerekeceği-
Mahkemece hile olgusu sabit görüldüğü takdirde, çekişmeli taşınmazı yargılama sırasında edinmesi nedeniyle davanın yönetildiği dahili davalı Y.’in iyiniyetli olup olmadığının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesinin, ondan sonra bir karar verilmesinin gerekeceği-
Fuzuli şagilin taşınmaz malikine tasarrufundan dolayı ödemekle yükümlü bulunduğu en azı kira bedeli, en fazlası mahrum kalınan gelir kaybı olan haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisilden davalının sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı-
Öncelikle davada ileri sürülen elatmanın önlenmesi isteği bakımından dava değeri belirlenerek harç ikmalinin sağlanması, ondan sonra işin esası bakımından bir hüküm kurulması gerekeceği-
Çekişme konusu yere davacının rızası ile yapılandığını iddia eden davalının açtığı tapu iptal tescil davasının reddedilerek Yargıtay incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiği, davalının mülkiyetten ve kayıttan kaynaklanan bir hakkın bulunmadığı saptandığına göre, davacının elatma isteği yönünden davasında haklı olduğu-
Taşınmazların nitelikleri itibariyle üç kişilik uzman bilirkişi heyetiyle yerlerinde yeniden uygulama yapılmak suretiyle, çekişme konusu taşınmazların dava tarihi itibariyle değerlerini belirtir, itirazları karşılar ve önceki raporla çelişkileri giderir şekilde gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınmasının, sonucuna göre hüküm kurulmasının gerekeceği-
Tapu kaydının iptalinden (iptal ve tescilinden) kaynaklanan tazminat isteğine ilişkin davada çekişme konusu taşınmazın bedelinin yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca saptanması, belirlenecek gerçek bedelin hüküm altına alınması gerekirken değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsiz olacağı-
TMK'nun 194. maddesi hükmü uyarınca taşınmazın sicil kaydı üzerine konulan şerhin evlilik birliğinin devamı süresince hukuki netice doğuracağı, evliliğin zevali ( son bulması ) ile şerhin sağladığı hakların ortadan kalkacağı tartışmasızdır. Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren, Türk Medeni Kanunun 683. ve Anayasanın 35. maddesinden kaynaklanan davacının mülkiyet hakkı karşısında, şerhin şeklen var olması hüküm ifade etmeyeceğinden işin esasına girilerek, iddia ve savunma doğrultusunda tarafların tüm delillerinin toplanması, toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesinin gerekeceği-