Kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi görevinin Adli Yargı’ya ait olduğu, ancak 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde İdari Yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya İdari Yargı tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin Adli Yargı tarafından saptanmasının gerekeceği-
Kadastral yöntemlere uygun biçimde yapılan ölçüm sonucu taş duvar ve tel örgünün tecavüzlü bulunduğu buna karşın sulama havuzu ve meyve ağacının tecavüzlü olmadığının bildirildiği, o halde, taş duvarın bulunduğu alanla sınırlı olmak üzere davanın kabulüne; sulama havuzu meyve ağacı bakımından davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Mahkemece öncelikle raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi hususunda ek rapor alınmasının, bu yolla çelişki giderilemeyecek ise yeniden kadastral yöntemlere uygun biçimde ve hassas elektronik aletle ölçüm yapılmasının ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinin gerekeceği-
Mahkemece öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan dava değeri üzerinden peşin harcın alınmasının, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesinin gerekeceği-
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davası-
Tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin dava tamamıyla TMK.’nun mülkiyet ile ilgili düzenlemelerinden kaynaklandığından aile mahkemesinde görülemeyeceği-
Mahkemece hükme esas alınan raporda davaya konu edilen tulumbanın hangi taşınmaz içinde kaldığı belirtilmediği gibi yapılan tesbitin hangi alet edevatla yapıldığı yönünde bir bilginin de bulunmadığı, hal böyle olunca, yerinde yeniden keşif yapılarak davacı taşınmazına ne şekilde tecavüz olduğunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmasının gerekeceği-