Davacının kayıt maliki olduğu, davalının ise mülkiyetten ya da sözleşmeden kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, çekişmeli yeri kullanarak müdahale ettiği, bu nedenle kayda üstünlük tanınarak elatma isteğinin gerçekleştiği, ecrimisil isteğinin ise değerlendirilerek varılan sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Hukuki varlığı kalmayan 21 parsele göre uygulama yapılarak tevhiden oluşturulan 187 parsel sayılı taşınmazın krokisinin getirtilerek uzman bilirkişiler aracılığıyla zemine uygulanıp, davalıya ait olan komşu 19 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının tecavüzlü olup-olmadığının saptanıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
E.tmanın önlenmesi ve yıkım istekleri-
Bir kimsenin, kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşa etmiş, imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamayacağı-
Taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu davada; 1086 sayılı HUMK'nın 413. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı-
Çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin davada, öncelikle davada ileri sürülen istekler ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerektiği-
Davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 1086 sayılı HUMK'nın 413. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı-
Çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi isteğine ilişkin davada, davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekeceği-
Kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için taşınmaz zilyetliğinin idareye geçmesinin ve taşınmazın fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olmasının gerekeceği, oysa Mahkemede görülen davaya konu olayda olduğu gibi “imar kısıtlamaları”nda taşınmaz zilyetliği malikte kalmaya devam etmekte olup yalnızca malikin tasarruf yetkisinin, ilgili mevzuattan kaynaklanan bazı kısıtlamalara maruz kalmasının söz konusu olduğu-
Çekişme konusu taşınmazın bir bölümünün davacılar tarafından kullanıldığının, keşif yerinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile sabit olduğu, bu nedenle bu parsel yönünden intifadan men olgusunun gerçekleşmediği-
