Keşideci davacı adına atılı imzaların davacı eli ürünü olmadığı bilirkişi incelemesi ile sabit olduğu durumda, lehdar davalının senetleri takibe konu etmesinde haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulü gerekeceği-
Yemin son delil olduğundan yeminden sonra davalıya yemine konu vakıayı ispat etme sorumluluğunun verilemeyeceği, davacının senet metninden anlaşılmayan veya senet metnine uygun olmayan şekilde yemin teklif edemeyeceği, davalıyı belirli bir yönde yemine yönlendirip yeminine de talilin sonuçlarını bağlamanın hakkaniyete aykırı olduğu-
Dava ve takip konusu senedin dava dışı şirket henüz kurulmadan önce düzenlendiği, bu durumda TTK’nun 512/2. maddesi gereği senette imzası bulunan davacının şahsen sorumlu olduğu; davalı tarafından, diğer davacı yönünden takipten feragat edilmiş olmasının alacaktan feragat anlamına gelmediği-
Yetkisizlik kararı üzerine davacı vekilinin 2 haftalık yasal süre içinde mahkemesine başvurarak dosyanın sevkini sağlamadığı, HMK’nın 20/1. Maddesine göre görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi halinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesi gerektiğinden, HMK’nın 20/1. Maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekeceği-
Davacının davalılara borçlu olmadığı, bu nedenle İİK 89. maddesi gereği 3. kişiye ödediği parayı geri isteyebileceğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Hükmü temyiz eden davalı vekili temyiz yoluna başvurma harcı ile maktu temyiz harcını yatırmış ise de, nispi temyiz harcı yatırılmadığından, bu harç ödenmedikçe müteakip işlem olan temyiz incelemesine başlanamayacağından dosyanın yerel mahkemesi geri çevrilmesi gerekeceği-
Davaya konu çek üzerindeki keşideci sıfatı ile atılan imzanın davacı şirket temsilcisine ait olup olmadığı yönünden anılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davacı şirket temsilcisi tarafından dava ve takibe konu çekin imzalandığı gözetilerek, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu itibari ile yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekeceği-