Borçlunun, hakkında henüz icra takibi başlamadan önce de yapılabilecek, olası bir takibi düşünerek, kendisini bir borçla tehdit eden kimseye karşı “böyle bir borcu bulunmadığının saptanması” için menfi tespit davası açabileceği-Borçlunun ödemek zorunda olmadığı bir borç ile tehdit edilmesi durumunda hukuksal yararın varlığının kabulü gerekeceği
Taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinde, herhangi bir ayın kira bedeli zamanında ödenmediği takdirde muacceliyet koşuluna yer verileceği düzenlenmiş olup, yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun meskenlerde uygulanma imkanının bulunmadığı-
Mahkemece, davalılara yapılan ödemeler değerlendirilerek her bir icra dosyası için davacıların borçlu olmadığı miktarların belirlenerek her bir icra dosyası için ayrı ayrı davacıların borçlu olmadıkları miktarlara göre (olumsuz) menfi tespit hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde davacıların tüm icra dosyaları için borçlu oldukları miktarın tespitine yönelik hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Davacının icra mahkemesine başvurarak takibin iptalini istemesi gerekirken, bu yola başvurmaksızın doğrudan menfi tespit davası açması halinde mahkemenin bu yönü de incelemesinin mümkün olduğu-
Taraflar arasındaki menfi tespit davasında, davalı tarafından dava konusu tutarlara ilişkin bir talepte bulunulmadığından sebeple mahkemece, “davacı şahıs ve davacı şirket hesabına para iadesi” ne karar verilmemesi; sadece davacının davalı banka çalışanının yapmış olduğu usulsüz işlemler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi ile yetinilmesi gerekeceği-
Kart sahibi olan davacı gerek davalı banka ile imzaladığı sözleşme ve gerekse, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 12. maddesi hükmü gereğince, kendisine tevdi edilen kartı ve şifre bilgilerini özenle ve güvenli bir şekilde korumak zorunda olup; kartının çalındığını ileri süren davacı tarafların kredi kartının ve şifresinin kötüniyetli kişilerin eline geçmesine sebebiyet verdiği dikkate alındığında, davacıların olayda kusurlu olduklarının kabulü gerekeceği-
Dinlenen tanıkların, davacının işyerine gelen şahısların kim olduklarına ve dava konusu senedin silahla zorla imzalanmasına ilişkin bir anlatımda bulunmadığı, hal böyle olunca, mahkemece açıklanan bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olup bozmayı gerektirdiği-
Kendi kişisel borcu için ortaklık adına kefalet sözleşmesi imzalayan bir yönetim kurulu üyesinin, bunun ortaklığın zararına kendi çıkarına olduğunu bilmemesi mümkün olmadığından, TTK’nın 320. maddesi hükmünü ihlal ettiği gerekçesiyle ortaklığa karşı sorumlu olması gerekeceği-
Davalı Hurşit Başçı’nın 17/12/2012 tarihinde Bayındır Cumhuriyet Başsavcılığı'nda vermiş olduğu ifadesinde “...Kendisini borca sıkışık olduğu için ben kendisine yardım etmek amacıyla kendisine yağ sattım. Bunun karşılığında da Rahmi Yetiştiren bana 3.500,00 TL'lik senedi imzalayıp verdi...” dediği, davalı Hurşit Başçı’nın bu savunmasıyla “nakden” ibaresi bulunan senedin düzenleniş nedenini talil ettiği, bu nedenle ispat yükünün davalıya ait olduğu-
Takibe dayanak bono “malen” kaydını ihtiva ettiğinden, davacının "senedin teminat senedi olduğu"na dair iddialarını yazılı delillerle ispatlaması gerekeceği-