Davacının kendisine tahakkuk edilen su faturasındaki bedel kadar borçlu olmadığını ileri sürmesi halinde, mahkemece dava dosyasının su tüketim hesabı konusunda uzman olan mühendis bir bilirkişiye verilerek rapor düzenlettirilmesi gerektiği-
Kanal katılım bedeli nedeniyle açılan menfi tespit davasında, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre davalı idarece hizmet götürüldüğü kanıtlanmış ise; iskan öncesi ve sonrası ayrımı yapılmaksızın hizmetten yararlanan davacının kanal katılım bedelinden sorumlu olacağı-
Mahkemece öncelikle karşı davanın süresinde açılıp açılmadığı üzerinde durulacağı, süresinde açılmış ise işin esasına girileceği, aksi halde süresinde açılmayan davanın reddi gerekeceği-
Davacı hakkında kaçak elektrik kullanımı ile ilgili açılan kamu davasının devam etmesi ve ceza dosyasının henüz kesinleşmemesi halinde, mahkemece, ceza dosyası sonucunun menfi tespit davası için bekletici mesele yapılması,hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Elektrik borcu nedeniyle açılan menfi tespit davasında, dava konusu elektrik abone sözleşmesinin davacının ticarethanesi için düzenlenmesi halinde, uyuşmazlığın genel mahkemelerde çözüleceği-
Kaçak elektrik kullanımı nedeniyle açılan menfi tespit davasında,4077 sayılı yasının 23.maddesi gereğince bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılması gerekeceği-
Davacının kendisine tahakkuk edilen elektrik borcu nedeniyle açtığı menfi tespit davasında, davacı ile davalı arasında mesleki amaçlı tarımsal sulama aboneliği sözleşmesi bulunuyor ise, davacının tüketici tanımına uymadığı, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görevi içerisine gireceği-
Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak, murisin ölüm tarihi ile dava konusu elektrik faturası tahakkuk tarihine kadar olan dönemde, elektrik fatura bedellerinin kimin tarafından ödendiği, mirasçıların muris adına kayıtlı aboneliğe kabulünün bulunup bulunmadığı hususunda araştırma yapılması gerektiği-
Dava haksız ve yersiz olarak ödenen pamuk destekleme priminin iadesi için davalı idare tarafından gönderilen ödeme emrine karşılık borçlarının olmadığının tespiti amacıyla açılan menfi tespit isteğine ilişkin olduğundan, davanın adli yargı yerinde görülmesi gerekeceği-
4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Kanun’un 10. maddesinin, 3. fıkrasının, son cümlesi, "Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez." hükmüne göre, asıl borçlu ve kefil olan davacı aleyhine birlikte icra takibi yapmış olup, davalı bankanın davacı kefilden henüz alacağını talep etme hakkının yasal olarak doğmadığının kabulünün gerekeceği-