Adi yazılı şekilde yapılan taşınmaz satış sözleşmesinin geçersiz olduğu, ne var ki bononun iadesine karar verilmesi durumunda, devri gerçekleşmeyen 1/2 hisse için davalının yapmış olduğu ödemenin hiçbir karşılığı ve teminatı kalmayacağı, ayrıca bu ödeme nedeniyle davacıların murislerinin sebepsiz zenginleşmiş olduğu gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
“Menfi tespit davasında tarafların birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmeyeceklerinin” kararlaştırılmış olması karşısında, bu şekilde davalı bankaya “hiçbir vekalet ücreti ödemeyeceği” konusunda güven verildikten sonra, davacı avukatın sulh sözleşmesine muvafakatı bulunmadığından bahisle, Avukatlık Kanununun 165. maddesine dayanarak davalı bankadan vekalet ücreti talep etmesinin dürüstlük ve iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağı-
Kapıdan satış yöntemi ile davalıdan satın alınan ürünler nedeniyle borçlu olunmadığının tesbitinin istenmiş olduğu davada; davacı tüketici olup, 4077 sayılı yasanın 23/3. maddesi uyarınca tüketicinin ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde de dava açma hak ve yetkisine sahip olduğu-
Taraflar arasındaki menfi tespit davasında, çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı İcra Hukuk Mahkemesi kararı ile tespit edilmiş olup diğer unsurları tamam olan çek nedeniyle davalı hamilin çeke dayanarak TTK 644.maddesi uyarınca davacı keşideciye başvurabileceği-
Taraflar arasında düzenlenen protokolün yenileme niteliğinde olmadığı, davacı ile dava dışı borçlunun belirlenen tarihte üstlendiği edimi yerine getirmediği, davalının icra takibine devam etmesinde bir yanlışlık bulunmadığı, bu nedenle davanın reddi gerekeceği-
Mahkeme kararında istirdata karar verilmiş ancak istirdattan sonra işleyecek faizin başlangıç tarihi kararda belirtilmemiş olup bu husus infazda tereddüte neden olacağından hükmün bozulmasının gerekeceği-
Ceza mahkemesinin olası bir mahkumiyet kararının 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca hukuk hâkimini bağlayacağı gözetilerek, söz konusu ceza davasının sonucunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 165/1 hükmü uyarınca bekletici mesele yapılması ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekeceği-
Kira sözleşmesinin kefili tarafından kiralayan aleyhine açılan menfi tespit istemine ilişkin davada, dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı H.U.M.K’nun 288.’nci maddesi(yargılama sırasında 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 200.maddesi) gereğince davacı tarafından ödendiği iddia edilen kira miktarına göre ödeme ancak kesin delillerle kanıtlanabildiği, davacı vekilinin delil listesinde “her türlü delil” ibaresi yazılmış olup, davacının yemin deliline dayandığının kabulü gerektiği, mahkemece ispat yükü kendisine düşen davacı tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Davacı ve davalı şirket arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunduğu, uyuşmazlık da bu ilişki içinde verilen senetlerden kaynaklandığına göre, İş Kanunu’na ve İş Mahkemeleri Kanunu’na göre, menfi tespit-istirdat davasının iş mahkemesinde görülmesinin gerekeceği-
Bonolarda “motorin” ibareleri bulunmakta olup her ne kadar bonoların altına dava dışı bir şirketin unvanı da yazılmış ise de şirket kaşesi bulunmadığı gibi keşideci yerinde tek imza ve davacının adı mevcut olduğundan mahkemece bonoların motorin karşılığında düzenlendiğinin ve bonolardaki kayıt sebebiyle motorinin bonolar karşılığında teslim edildiğinin kabulünün gerekip, somut olay bakımından ispat külfetinin davacıda olduğu ve senetlere karşı ileri sürülen her türlü iddianın yazılı delille kanıtlanması gerekeceği-
