Taraflar arasındaki kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasında, davanın görev yönünden reddine karar verilmiş ve davalı lehine vekalet ücretine karar verilse de, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıya yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği,mahkemenin bu aşamada davalı lehine vekalet ücretine karar vermiş olmasının usul ve yasaya aykırı olacağı-
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gereğince, somut uyuşmazlıkta temel ilişki, müteahhit olan davacı ile davalı arasındaki taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, taraflar arasındaki ilişkinin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığı anlaşılmakta olup yasanın 23. maddesine göre bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılması gerekeceği-
Sahte tanzim edildiği iddia edilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin davada, davacıların isimleri dava konusu bono üzerine yer almadığından alacaklı konumunda olmayıp, aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı-
Bononun rakamla bedel hanesinde ''900 TL'' yazılı iken, yazı ile bedel hanesinde ''dokuz yüz bin lira'' yazması sonucu rakamla yazılı bedel hanesi ile yazı ile yazılı bedel hanesi arasında farklılık oluşması halinde, yazı ile yazılan bölümün bononun bedeli olarak kabulü gerekeceği-
Kambiyo hukukundan kaynaklanan haklar yitirilmiş olduğundan hamilin ya keşideciye karşı 6762 sayılı TTK'nın 730.maddesi yollamasıyla 644.maddesine göre sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak talebinde bulunabileceği ya da arada temel ilişki bulunan şahsa karşı bu çeke yazılı delil başlangıcı olarak dayanıp alacak talebinde bulunabileceği-
Menfi tespit ve istirdat istemi-
Dava takibe konu senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğundan, senedin lehtarı olan davalıya karşı da husumetin yöneltilebileceği-
Dava konusu icra dosyasının dayanağı olan senetteki imzanın davacının eli mahsulü olmadığının saptanması ve davalı alacaklının bu durumu bilebilecek durumda olması nedeniyle bu senede dayanarak takibe girişmesinde kötüniyetli olduğunun kabulü ile bu hususa ilişkin bozmadan önceki yerel mahkeme kararında yer alan hükmün de kazanılmış hak oluşturduğu gözetilerek, bu takip dosyasıyla ilgili olarak davacı yararına İİK'nun 72/5 maddesi uyarınca kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekeceği-
Tahliye, alacak, menfi tespit ve istirdat istemiyle açılan davada, asıl dava, temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi ve kira alacağının tahsili; birleşen dava, davalı kiracının bir kısım ayların kira paraları ödendiği halde mükerrer tahsil edildiğini belirterek açılan istirdat davasında, asıl davaya ilişkin davacı kiraya verenin toplam talep ettiği alacak miktarından davalı kiracının ödediği miktar indirilerek, davacı kiraya verenin bakiye alacağının hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde alacağın tahsil edilmiş olması nedeni ile davacı kiraya verenin alacak talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin doğru olmadığı, birleşen davaya ilişkin Aralık 2010 ayı kira bedeli için bu davanın davacısı kiracı, davalı kiraya verene yemin teklif etmiş davalı kiraya verenin yemin eda etmesi üzerine mahkemece 2.500 TL'nin ferileriyle birlikte 3.897 olarak istirdatına karar verildiği görülmüş ise de zımnen reddedildiği anlaşılan 2010 yılının Aralık ayı kira parası ile ilgili hüküm kurulmadığından bu ay kira alacağı ile ilgili davanın reddine karar verilmesi gerekirken bundan zuhul olunması doğru olmadığı, İİK. 72. maddesi hükmü gereği menfi tespit davalarında dahi kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için, takibin haksızlığı yanında, davalı kiraya verenin takip yapmakta kötü niyetli olduğunun da kanıtlanması gerektiği davalı kiraya verenin kötü niyetli olduğu davacı kiracı tarafından ispat edilemediğinden, kötü niyet tazminatına ilişkin talebin reddine karar vermek gerektiği-