Vekalet ücretinin usul hükümleri dairesinde yargılama giderleri arasında yer aldığı- Borçlunun takibin iptali istemi ile İcra Mahkemesi’ne yaptığı başvurunun kısmen kabulü halinde, ret edilen kısım dikkate alınarak alacaklı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiği-
Borçlunun faize itirazı kabul edildiğinden, borçlu yararına vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği-
İş Ortaklığı adına çıkan icra emrinin iptali ile yetinilmesi gerekirken İş Ortaklığı yönünden takibin iptali yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
HMK'nun 20. madde hükmünün kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle kararın borçlu tarafından temyiz edilmesi halinde de, aleyhe bozma ilkesinin nazara alınamayacağı-
Her ne kadar, mahkemece, davalının itirazının asıl alacak yönünden kabulü ile takibin asıl alacak yönünden iptaline karar verilerek sonuca gidilmiş ise de, iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçimi itibariyle başvurunun, alacaklı tarafça, borçlunun itirazının kaldırılması niteliğinde bulunduğu açık olup, uyuşmazlığın İİK'nun 68. maddesine göre çözümlenmesi gerektiği-
Şikayetçinin istemi, alacaklı bankaya ödenen paranın İİK'nun 361. maddesi gereğince başka hükme hacet kalmaksızın kendisine iadesine karar verilmesinden ibaret olup, şikayetçinin bu yönde bir talebi bulunmadığı halde, talebin aşılması sureti ile ".... haciz tarihinin ... olarak tespitine” de hükmolunması, HMK'nun 26/1. maddesi hükmüne aykırı olup, mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerekir ise de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı-
Yetki itirazının kabulü kararının kesinleşmesinden itibaren, alacaklı tarafça, HMK'nun 20. maddesinde öngörülen yasal süre içinde dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi talep edilmemiş olup, bu hususun mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğinden mahkemece, HMK'nun 20. maddesi uyarınca re'sen “takibin açılmamış sayılmasına” karar verilmesi gerekeceği-
Alacaklının ‘haciz koydurduğu borçluya ait taşınmazın, hacizli olarak üçüncü kişiye satıldığı ve üçüncü kişinin başvurusu üzerine, icra dairesince, İİK. mad. 106-110 gereğince hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği’ni belirterek yaptığı başvurunun ‘bir hakkın yerine getirilmemesi’ ile ilgili olduğu ve süreye tâbi olmadığı-
Gerekçede bilirkişi raporuna dayanıldığı halde, şikayetin reddi yönünde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu-
Şikayetçi borçlular tarafından takibe, borca itirazda bulunulduğu, mahkemece, tefhim edilen kısa kararda, davanın reddi ile birlikte asıl alacağın %20’si oranında tazminata mahkumiyetine hükmedildiği, gerekçeli kararda ise; sadece davanın reddine karar verildiği, bu suretle, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkinin oluştuğu görüldüğünden, mahkemece HMK'nun 298/2. maddesine uygun olarak karar verilmek üzere usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması gerekeceği-
