Borçlunun ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediği, 07/05/2014 tarihinin ıttıla tarihi olarak tespiti ile aracı üzerindeki haczin kaldırılması yönündeki istemi şikayet niteliğinde olup, mahkemece İİK'nun 18/2. maddesi uyarınca taraflar gelmese dahi borçluya çıkartılan tebligat ve icra dosyası incelenerek gerekli kararın verilmesi gerekeceği-
Kesinleşen icra takibi sebebiyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkin davada yargılamanın duruşma açılmak suretiyle yapılması gerektiği-
Mahkemece, hüküm fıkrasının (2) nolu bendinde; ".......... İcra Müdürlüğü'nün ........ Esas sayılı dosyasında dosya kapak hesabı olarak bilirkişinin 23/05/2016 tarihli raporunun esas alınmasına" şeklinde karar verildiği, ancak takip borçlusunun borçlu olup olmadığı, şayet borçlu ise borç miktarının ne kadar olduğu açıkça belirtilmediği, bu hali ile hüküm fıkrasının infazda tereddütlere yol açacak şekilde oluşturulduğu, başka bir anlatımla, HMK.'nun 297. maddesinde açıklanan ilkeler çerçevesinde ve yasanın öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı-
Mahkemece talep edilen miktarlar yönünden inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken talep dışına çıkılarak, yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Mahkemece, bilirkişiden ek rapor alınarak, borçlunun açıklandığı üzere bulunduğu yerden daha mütevazi koşullara sahip yerlerde haline münasip evi alabileceği değer belirlendikten sonra, borçlunun haline münasip ev alabileceği miktar, mahcuzun değerinden az ise mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedelin kendisine, artanın hak sahiplerine ödenmesine, satışın, borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına karar verilmesi gerekeceği-
Takip konusu dönem içindeki borçlunun sorumlu olduğu miktarın çelişkiye yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği-
Mahkemece verilen kesin süre içerisinde dava harcı ve gider avansının borçlu tarafından yatırılmış olmasının yanı sıra, dava dilekçesinin hakim tarafından havale edildiği tarih itibariyle davanın yasal beş günlük süresi içerisinde açıldığı anlaşılmakla, davanın süresinde açıldığının kabulü ile işin esasının incelenmesi gerekeceği-
Mahkemece, iddia edilen hususlar hakkında şikayet edilene savunma hakkı verilip, varsa usule ya da esasa ilişkin savunma ve delilleri üzerinde durulması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmesinin doğru olmadığı-
Raporlar arasında çelişki oluştuğundan mahkemece, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla yeniden, Adli Tıp Genel Kurulu'ndan rapor aldırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Jandarma Genel Komutanlığının "taraf sıfatı” ile şikayette bulunabileceği-
