Ticari komisyonculuk davası-
Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine dayalı cezai şart ve kâr mahrumiyeti taleplerine ilişkin davada, dava tarihi itibariyle davalı şirketin bilançoları incelenerek, bu tarih itibariyle cezai şart miktarının davalı şirketin mahvına sebebiyet verip vermeyeceğinin değerlendirilip gerekeceği-
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede sözleşmenin feshine kendi kusuruyla sebebiyet veren tarafın cezai şart alacağı talep edemeyeceğinin düzenlendiği, sözleşme uyarınca davacının sorumluluğunda bulunan döneme ilişkin vergi borçlarının davacı tarafından ödenmediği, davalının hakkında yapılan icra takibi nedeniyle vergi borçlarını ödediği, davalının sözleşmenin feshinde kusurunun varlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle cezai şarta alacağına ilişkin itirazın iptali davasının reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Taraflar arasında imzalanan sözleşmede iş akdinin geçerli ve haklı bir neden olmadan 2 yıl dolmadan feshi halinde ödenecek cezai şart düzenlendiğinden ve bu şart her iki tarafa da aynı yükümlülüğü yüklediğinden cezai şartın geçerli olduğu; davalı işçi çalışma taahhüdü dolmadan ve haklı bir neden göstermeden iş akdini feshettiğinden cezai şarta hükmedilmesi gerektiği-
Bozma ilamından sonra arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi için açılan diğer dava, ceza-i şart alacağının tahsili istemine ilişkin davanın sonucunu etkiliyeceğinden, bekletici mesele yapılması gerektiği- Geçersizliğinin tespitine karar verilen sözleşmeye dayalı olarak ceza-i şart isteminde bulunulamayacağı-
Dava, konusu olayda cezai şartın fahiş olup olmadığı, dolayısıyla indirilmesi gerekip gerekmediği mahkemece tartışılmadığından, T.B.K. 182/son (B.K. 161/son) maddesi gereğince cezai şarttan indirim yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi gerekeceği- TTK. mad. 22 (eski 24) gereğince tacir sıfatını haiz borçlu cezai şartın indirilmesini isteyemez ise de, kararlaştırılan ceza tutarı borçlunun iktisaden sarsılmasını, çöküntüye uğramasını mucip olacak ise indirim isteyebileceği-
1086 sayılı HUMK’nm 76 ve 6100 sayılı HMK’nın 33.maddesine göre hakim Türk Kanunlarını (hukukunu) kendiliğinden uygulayacağı ve bu halde maddi vakıaları ileri sürüp ispatlamak taraflara, hukuki vasıflandırma hakime ait olduğundan kararlaştırılanın sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 s. BK’nun 158/II.maddesinde düzenlenen ifaya ekli ceza koşulu değil, aynı Kanunun 106/II.maddesinde öngörülen ve uygulamada kira kaybı-kira tazminatı diye de adlandırılan gecikme tazminatı olması nedeniyle, ihtirâzi kayıt ileri sürülmeden eser teslim alınsa dahi zamanaşımı süresinde gecikme tazminatı istenebilmesi gerekeceği-
Taşınmaz süresinde tahliye edilmediği, mahkemece, kira sözleşmesinin 14.maddesi gereğince cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, ancak mahkemece Türk Borçlar Kanun'unun 182/son (B.K'un 16l/son maddesine) göre cezai şarttan indirim yapılıp yapılamayacağının tartışılmadığı,cezai şarttan bir indirim yapılmadığı anlaşıldığından, mahkemenin cezai şart miktarının fahiş olması karşısında inceleme yapılarak cezai şarttan tenkis yapılması gerekirken eksik inceleme ile cezai şart bedelinin tümünün tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı-
Taraflar arasında imzalan “tellallık sözleşmesi” uyarınca, davacı şirket tarafından davalı müşteriye gösterilecek dairenin satın alınması durumunda satın alma bedelinin (%3+KDV)’si oranında tellallık ücretinin alınacağı kararlaştırılmış olup, sözleşme uyarınca edimlerini yerine getiren davacının hak ettiği tellallık ücretinin (%3+KDV) oranı üzerinden belirlenmesinden sonra, sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalıya öngörülen (%3+KDV) oranı uygulanmak suretiyle bulunan cezai şart miktarından 818 s. BK’nun 161/son maddesinde düzenlenen indirim tatbik edilmek suretiyle davacının toplam alacağının belirlenmesi gerekeceği-
Tazminat davası- Kâr mahrumiyetinden 818 sayılı BK. 42 ve 44 maddelerine göre tenkis yapılamayacağı-