26.05.1954 T. 7/17 s. İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, elbirliği mülkiyetinde, mirasçılar arasında kazanmayı sağlayan zilyetlik işleyemeceğinden olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile hak iktisap etmenin mümkün olmadığı- Taksim olmadığı takdirde bir mirasçının zilyetliğinin diğer mirasçılar adına sürdürülmüş sayılacağı- Dava konusu taşınmazları haricen satın alan 1975 yılında kayıt malikinin mirasçısı haline gelmiş, satış tarihi olan 1964 yılı ile satın alanın mirasçı haline geldiği 1975 yılına kadar 20 yıllık kazandırıcı sürenin dolmamış olduğu, davacıların ve 1996 yılında ölen yakın miras bırakanlarının zilyetliklerinin mirasçılık sıfatlarından bağımsız olarak salt harici satışa dayalı olduğu hususunun da ispatlanamamış olduğu, bu nedenle sürdürülen zilyetliğin mirasçılık sıfatına dayalı olduğunun ve mülkiyeti kazandıramayacağının kabulü gerektiği-
Mirasın hükmen reddi, borçlu olmadığının tespiti ile ödeme emirlerinin iptali istenmesi talebiyle açılan davada, davacıların mirası hükmen reddetmiş sayılmalarına karar verildiğinden ayrıca icra takibine ait ödeme emirlerinin iptali, yine davalı kuruma borçlu olmadığının tespiti hususunda karar verilmesine gerek olmadığından davacıların bu yöne ilişkin taleplerinin reddine şeklinde karar verilmesi karşısında yargılama giderleri ve maktu vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiği- -
Abonelik iptal edilmedikçe abonelik üzerinden tüketilen normal veya kaçak su bedelinden murisin mirası reddedilmediğine göre, TMK 'nun 599, 605, 606, 610, 640 maddeleri uyarınca, davalının, mirasçı sıfatıyla davacıya karşı müteselsilen sorumlu olduğu-
Vasiyetnamenin tenfizine ilşlkin açılan davada, muris O.K.' ın Rize 1.Noterliği'nin 20/09/2011 tarih ve 7197 yevmiye nolu vasiyetnamesine konu taşınmaz üzerinde keşif yapılarak, vasiyetnameye konu evin ve 2. katının mevcut olup olmadığının tespit edilmesi, mevcut olması halinde, taşınmazın vasiyetnamede belirtildiği şekilde davacıya vasiyet edildiğinin tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh edilmesi ve böylece murisin iradesine uygun bir karar verilmesi gerektiği- -
Murisin ölümü anında terekenin borca batık olduğunun tespiti isteği bir eda davası niteliğinde olmayıp, mirasçıların bir irade açıklamasında bulunmalarına gerek kalmaksızın, kanundan dolayı mirasın reddedilmiş sayılması sonucunu doğuran TMK. mad. 599/1'in istisnasını oluşturan bir hukuki durumun saptanmasına yönelik dava türü olduğundan, maktu harca tabi olup kabul veya reddi halinde de maktu vekalet ücretine hükmedileceği- Dava kabul edildiğine göre kendilerini vekille temsil ettiren davacılar yararına maktu vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği- 
Mirasın hükmen reddi isteğine ilişkin açılan davada, murisin ölümü anında terekenin borca batık olduğunun tespiti isteği bir eda davası niteliğinde olmayıp, mirasçıların bir irade açıklamasında bulunmalarına gerek kalmaksızın, kanundan dolayı mirasın reddedilmiş sayılması sonucunu doğuran "mirasçılar, murisin ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereği kazanırlar" yönündeki (TMK. mad. 599/1) yasal kuralın istisnasını oluşturan bir hukuki durumun saptanmasına yönelik dava türü olduğundan, maktu harca tabi olup kabul veya reddi halinde de maktu vekalet ücretine hükmedileceği- Dava reddedildiğine göre kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmemesinin isabetsiz olduğu-  
Murisin ölüm tarihi itibariyle terekenin borca batık olup olmadığı tespit edilmeden ve davacı vekilinden özel yetki içeren vekalet istenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu-
Türk Medeni Kanununun 599.maddesi hükmü uyarınca ölüm ile mirasçıların tereke üzerinde hak sahibi olacağı-Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak bir kimsenin; mirasçısını miras hakkından yoksun etmek amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapu sicillinde kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olduğunun gerçekleşmiş bulunması hâlinde saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılarının, görünürdeki satış sözleşmesinin muvazaalı olduğunu ve gizli bağış sözleşmesinin de şekil koşulundan yoksun bulunduğunu ileri sürerek”açabileceği-
Davalıların ileri sürdüğü murisin banka hesabındaki paranın ölümünden sonra mirasçılar arasında paylaşıldığı davacı tarafından da doğrulandığına göre davacı tarafın katılma alacağı hüküm altına alınırken, banka yazısı ve ekindeki makbuzdan davacıya ödenen miktar da gözetilerek, mükerrer ödemeye yol açmayacak şekilde davacı lehine katılma alacağına hükmedilmesi gerektiği, ayrıca davanın mirasçılar arasında görülmesi nedeniyle, davacı mirasçı sağ eşin mal rejiminin tasfiyesi nedeniyle talep ettiği ve terekeye ait borç sayılan alacak miktarından, davacıda dahil bütün mirasçıların miras payları oranında sorumlu olacakları şekilde karar verilmesi gerektiği-
Vasiyetnameye konu taşınmazın dava tarihinde muris adına kayıtlı olmadığı anlaşıldığından, davacının öncelikle taşınmazın muris adına tescilini, daha sonra vasiyetname gereğince kendi adına tescilini talep etmesi gerektiğinden, bunun için, davacıya süre ve yetki verilmesi gerektiği- Mahkemece, davalıya vasi tayin edilmiş olduğundan, davalının hukuki hak ve menfaatlerinin korunması açısından davalı adına yapılacak olan tebligatların 7201 s.Teb. K. mad. 11/son gereğince vasisine yapılması ve vasinin davalının hak ve menfaatlerini koruması ve davaya karşı cevap vererek davalıyı temsil etmesi gerektiği hususu göz önüne alınmayıp mahkemece usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmadan, hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu; ayrıca murisin annesinden intikal eden taşınmaz payını davacıya bırakmış olmasına göre murisin kardeşi olan davalıya husumet düşüp düşmeyeceğinin tartışılması gerektiği-