Tespit raporu ile hükme esas alınan raporda aynı kalem ilave işler bakımından belirlenen bedeller arasındaki fark fahiş nitelikte ve çelişkili olup, ilave işler bakımından aradaki çelişkiyi giderecek şekilde yeniden rapor alınıp karar verilmesi gerekeceği- Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler bakımından; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 100. maddesi gereğince dava ya da takipten sonra alacağın bir kısmının ödenmesi halinde, ödenen miktar ve tarih belirtilerek yapılan ödemenin belirtilen yasa maddesi hükümleri gözetilerek icra müdürlüğünde infaz aşamasında dikkate alınmasına şeklinde hüküm kurulması gerekirken, yüklenicinin bu yöndeki savunmasına rağmen ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmamasının, icra dosyasının güncel durumunun tetkik edilmemesi ve 6098 sayılı TBK 100. maddesinin uygulanması bakımından olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmemiş olmasının doğru olmadığı- Mahkemece yapılması gereken işin; ek rapor alınarak ilave işler bakımından tespit raporu ile hükme esas alınan rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi, önceki bozma ilamı da dikkate alınarak yüklenicinin hak ettiği iş bedeli hesaplanırken fazla mesai kaleminin dikkate alınmaması, yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin bulunarak icra takibi ve dava öncesinde yapılan ödemelerin mahsubu ile bakiye iş bedelinin hesaplanması, ulaşılan sonuca göre yüklenicinin hak ettiği bir bedel var ise davadan sonra yapılan ödemeler bakımından icra takip dosyasının tetkiki sonrasında TBK 100. maddesi gereğince ödenen miktar ve tarih belirtilerek yapılan ödemenin belirtilen yasa maddesi hükümleri gözetilerek icra müdürlüğünde infaz aşamasında dikkate alınması gerektiğine dair karar verilmesinden ibaret olduğu-
Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı itirazın iptali davasında dava konusu alacağın davalı tarafça ticari defterlerinde cari hesaba kaydedilerek, bakiyelerin açık bırakıldığı, açık hesap-veresiye şeklinde kayıtlı oldukları, bu nedenle dava konusu alacağın ödenmediğinin davalı taraf ticari defter kayıtlarında ikrar edilmiş sayılacağı ve bedellerinin ödenmemiş olduğunun kabulü gerektiği-
Mahkeme kararında söz konusu davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesine rağmen tescil hükmü kurulurken hangi davalıdan ne miktarda pay iptal edilerek davacı adına tescil edildiği açık olmadığı gibi, davacı ........... yargılama sırasında vefat etmekle ölü kişi adına tescil hükmü kurulamayacağı gözetilerek bu davacının veraset ilamındaki payları oranında mirasçılar adına tescil hükmü kurulması gerektiğinin gözden kaçırılması, diğer yandan davalı ............. mirasçıları adına olan payların ½ sinin iptal edilerek davacı mirasçıları adına tescili ile yetinilip kalan paylar hakkında davalılar adına yeniden tescil hükmü kurulmaması gerekirken ........... mirasçıları adına da tekrar tescil hükmü kurulmasının doğru olmadığı-
Davacının, davalının sözleşmede kararlaştırılan daire verilmesine ilişkin edimini ifa etmemesi nedenine dayalı olarak tazminat talebinde bulunduğu, talebin niteliğine bakıldığında TBK’nın 125/2. maddesinde yer alan müspet zararın istendiğinin anlaşıldığı, sözleşmenin 3. maddesinde süresinde dairelerin teslim edilmemesi halinde kira tazminatı ödenmesi kararlaştırılmış olup, davalının sadece daireye ilişkin edimini ifa etmemesi değil bu tarihte daire teslimi yapılmaması ile davalının temerrüdünün gerçekleşmiş olacağı, müspet zararının da hem daire teslim edilmemesi hem de bu tarihte dairenin teslim edilmemesi yönünden birlikte değerlendirilmesi gerekeceği, bu durumda davacının kira tazminatının da kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece kısa kararın tefhiminden sonra gerekçeli kararında kısa kararın açıklanması sırasında hata yapıldığı, imalat bedelinden yapılan ödemenin mahsubu ile ulaşılacak rakamın 54.840,40 TL olduğu, ancak kısa kararda sehven 77.673,62 TL yazıldığı belirtilerek 77.673,62 TL üzerinden asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ile kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmasının hatalı olduğu-
Dosya kapsamı, taraf beyanları ve 04.08.2002 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 38. maddesi dikkate alındığında, davacı yükleniciye geçici kabul tarihinden sonra peyderpey taksitler halinde ödeme yapılacağı anlaşılmakta olup, davacıya hiç ödeme yapılmadığı gibi iş bedeli ödemelerinin tarihlerinin de belirlenmediğinin anlaşıldığı, bu durumda alacağın teslim tarihinden sonra ödemelerin yapılacağı tarihlerde muaccel olacağı açık olup, alacak muaccel olmadığı sürece alacaklıdan alacak hakkını talep etmesi beklenemeyeceğinden alacak muaccel oluncaya kadar zamanaşımının işlemeyeceği- İlk Derece Mahkemesince, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı ve talebin eserin yatırım bedelinin iadesi istemine ilişkin olduğu nitelendirmesi yapılarak yargılama yapıldığı, eser sözleşmelerinde zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihte başlayacağı, kesin hesap yapılmadığından zamanaşımının başlamadığına, Bölge Adliye Mahkemesince ise; taraflar arasında TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan eser sözleşmesi bulunmadığı, tarafların yüklenici ve iş sahibi konumunda olmadığı, eser sözleşmesinin ancak davacı şirket ile işi yaptırdığı yüklenici arasında söz konusu olabileceği, mahkemenin bu yöndeki nitelemesinin doğru bulunmadığı ve davanın açıldığı 27.12.2018 tarihi itibariyle sebepsiz zenginleşmeye ilişkin iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı- Davacı şirketin, davalı dağıtım şirketi tarafından yapılması gereken dağıtım tesisini, yapımını üstlendiği inşaat projesinin elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde inşa ettiği, bu hâlde, Bölge Adliye Mahkemesince; uyuşmazlığının hukuki niteliğinin eser sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle davalı dağıtım şirketinin sorumluluğunun eser sözleşmesi hükümleri uyarınca belirlenmesi gerekirken, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesinde hata yapılmasının, ayrıca yanılgılı değerlendirme ile sebepsiz zenginleşme hükümleri değerlendirilerek yapılan masrafın güncellenmiş bedelinin tahsiline karar verilmiş olmasının doğru olmadığı- HMK'nın 373/2 maddesinde "Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir." hükmü düzenlenmiş olup, uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklandığından dosyanın yargılama yapılmak üzere İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine gönderilmesinin uygun bulunduğu-
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; sözleşmenin 3. maddesinde binanın anahtar teslimi olarak yapılacağının ve sözleşmenin 5. maddesine göre de yükleniciye ait son iki adet bağımsız bölümün arsa sahiplerinin dairelerinin tesliminden sonra verileceğinin kararlaştırıldığı, bu iki madde birlikte değerlendirildiğinde, 11.01.2016 tarihi itibariyle yapının gerçekleşme oranının %90 olarak tespit edildiği, tutanakta mekanik ve elektrik tesisatı ile kalan yapı bölümünün %5'lik kısmının eksik olduğu, ilgili idare tarafından onaylanma işlemleri için verilen %5 oranın eksik olduğunun tespit edildiği, inşaatın getirildiği aşama itibariyle davacı yüklenicinin alacak davasına dayanak yaptığı 6 ve 8 nolu bağımsız bölümlere hak kazanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de yargılama sırasında yapı kullanma izni alındığı anlaşılmakla davacının iddiasının bu kapsamda değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği, bu durumda mahkemece yapılacak işin; hükme esas alınan bilirkişi heyetinden yargılama sırasında 30.10.2017 tarihli yapı kullanım belgesi alındığı da dikkate alınarak davacının talep ettiği tapulara sözleşmenin 5. maddesindeki aşamalı devir düzenlemesine göre hak kazanıp kazanmadığı konusunda ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm verilmesinden ibaret olduğu-
Mahkemece yapılacak işin; 6100 sayılı HMK'nın 165/1. maddesi hükmü gereğince ................ İcra Hukuk Mahkemesi'nin .............. Esas sayılı ve "..davanın kabulüne, ............... İcra Müdürlüğünün .................. Esas sayılı dosyadaki takibin davacı yönünden geri bırakılmasına..." şeklindeki kararın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılarak sonucunun beklenmesine, icranın geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmesi halinde davanın aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeni ile husumetten reddine, aksi halde işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesinden ibaret olduğu-
Sözleşmenin eki olan Özel İdari Şartnamenin 3/m ve n maddeleri doğrultusunda davalı tarafından nakliye için ödeme yapılmamasının doğru olduğu belirtilmesine rağmen davalının Yüksek Fen Kurulu'ndan görüş alarak ödeme yapılmadığı savunmasının isabetiz olduğu gerekçesi ile nakliye bedelinin davacıya ödenmesine karar verildiği, mahkemece uyulmasına karar verilen Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 04.03.2021 tarih, 2020/2243 Esas, 2021/644 Karar sayılı kararında; usuli kazanılmış hak gereği sözleşme ve ekleri dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği bildirilmiş olup sözleşmenin türü ve bedeli başlıklı 4. maddesindeki; "Kızılay sözleşme konusu işin dilediği orandaki azı veya çoğunu; ayrıca sözleşme eki ve proje, detayları ve şartnamesinde olmayıp İdarece ek olarak yaptırılacak işleri aynı sözleşme şartları dahilinde yükleniciye yaptırmaya yetkilidir. Yüklenici bu durumda hiçbir itiraz ve hak iddia edemeyeceği gibi, sözleşme şartları dahilinde yapacaktır.", hükümler arasında çelişme başlıklı 37. maddesindeki; "Teklif Alma Şartnamesi, Özel Teknik Şartname, Sözleşme ve ekleri ile diğer belgelerdeki hükümler arasında çelişme olması halinde, Kızılay lehine olan hükümler geçerlidir" sözleşmenin eki olan Özel İdari Şartnamenin 3/m maddesindeki; "iskele, nakliye, kalıp ve demir imalat sökümü için herhangi bir ödeme yapılmayacaktır." ve 3/n maddesindeki; "İnşaat, peyzaj, mekanik tesisat veya elektrik tesisatı vs imalatları için herhangi bir nam veya isim altında nakliye bedeli veya nakliye fiyat farkı ödenmeyecektir" düzenlemeleri birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında karşılıklı irade beyanlarının uyuşması ile imzalanan sözleşme gereği nakliye bedelinin ödenmeyeceği kararlaştırıldığından nakliye bedeline yönelik talebin reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu-
Dava konusu işlerin teslim edildiği 2013 yılından, icra takibinin yapıldığı 08.04.2019 tarihine kadar kanunda öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi gerçekleştiğinden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği- Hatalı hukuki değerlendirme ile "yapılan işin bir eseri meydana getirmek olmadığı, işin tamirat tadilat olduğu, bu nedenle 5 yıllık zamanaşımı süresinin olayda uygulama alanının bulunmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı-
