Kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkin uyuşmazlıkta davalı borçlunun İİK.nun 269/c maddesinde belirtilen makbuz ve belgelerden biri ile takibe konu kira bedellerini ödediğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini kanıtlayamadığına göre, mahkemece itirazın kaldırılmasına ve tahliyeye karar verilmesi gerekirken, tanzim tarihi belirsiz olan söz konusu protokol hükümleri değerlendirilerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Kesinleşen icra takibi nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkin davada mahkemece, ibraz edilen itiraz dilekçesinde belirtilen icra dosya numarasının taraflarının aynı olup olmadığı, taraflarının aynı olması halinde itiraz dilekçesinin Eskişehir 6. İcra Müdürlüğü’nün 2015/13120 sayılı takip dosyasına verildiğinin kabul edilip edilemeyeceği üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde icra takibine itiraz edildiği kabul edilerek temerrüt gerçekleşmediğinden kiralananın tahliyesi talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesinde “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmadığı, kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini, kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır” düzenlemesi bulunmakta olup, anılan yasa kefaletin geçerli olması için gereken şartları açıkladığından davaya konu ek kira sözleşmesinde ise düzenlemeye uygun bir kefaletin mevcut olmadığı anlaşıldığından mahkemece, kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gözetilerek davanın davalı kefil N. K. yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile borçtan sorumlu tutulmasının doğru olmadığı-
Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılmasının yeterli olmadığı, anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerektiği, kiralayanın anahtarı teslim almaktan kaçınması veya başka bir sebeple anahtarın teslim edilememesi durumunda mahkemeden tevdi mahalli kararı alınması ve anahtarın mahkemece belirlenen yere teslim edilmesi gerektiği, anahtarın teslimine ilişkin tutanağın kiralayana tebliğ edildiği tarihin anahtar teslim tarihi sayıldığı-
Davaya ve icra takibine dayanak yapılan 01.02.2007 başlangıç tarihli, bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesinin varlığının, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı; sözleşmenin hususi şartlar bölümünün altıncı maddesinde “ kiracı kontrat bitiminde kira rayiç bedelinin yıllık TEFE-TÜFE ortalaması artı 5 oranında artışını şimdiden kabul ve taahhüt eder” düzenlemesinin yer aldığı- Mahkemece; taraflar arasında kira bedeli konusunda uyuşmazlık bulunduğundan, ihtilafın yargılamayı gerektirmesi sebebiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; uyuşmazlığın, yazılı kira sözleşmesinde taraflarca belirlenen artış şartı hükümleri değerlendirilerek çözümlenmesi gerektiği, davada, genel yargılamayı gerektirir bir husus bulunmadığı, bu durumda Mahkemece, dosyada yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan rapora karşı taraf itirazları sözleşme hükümlerine göre değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Davalı borçlu kira sözleşmesindeki imzasına ve aylık kira miktarına itiraz etmemiş olup, takip konusu kira alacağını ödediğini de yazılı belge ile kanıtlamazsa temerrüdün gerçekleşeceği-
İİK’nun 40. maddesi uyarınca, bir ilamın bozulmasının icra muamelelerini olduğu yerde durduracağı, bu durumda İİK’nun 40. maddesi uyarınca bozulan ilama dayalı olarak işlem tesis edilemeyeceği, bozma kararından sonra verilen hüküm henüz kesinleşmediğinden, borçlunun bozulan ilama dayalı olarak haczin kaldırılması talebinde bulunması ve İcra Müdürlüğü'nün haczin kaldırılmasına ilişkin işlemi usul ve yasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilmesi gerekirken, şikayetin yazılı gerekçe ile reddinin doğru olmadığı-
Sözleşmede, aylık kira parasının 3.500 TL olduğu ve her ayın 1 ile 5’i arasında banka hesabına ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalının, icra takibindeki aylık kira miktarına, sözleşmedeki imzaya karşı çıkmadığına göre, kira borcunun ödendiğini İİK’nun 269/c. maddesinde yazılı olan belgelerden biri ile ispat etmesi gerekeceği-
Kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkin uyuşmazlıkta davacı alacaklı tarafından başlatılan takip üzerine davalıya ödeme emri gönderildiği ve borcun ödenmesi için 30 günlük süre verildiği, davalının borca itiraz etmediği gibi, verilen bu 30 günlük süreye rağmen takibe konu 1.700,00 TL’yi eksiksiz olarak ödemediği, 30 gün içinde borcun tümü ödenmediğine göre temerrütün gerçekleştiği, borcun miktarının az ya da çok olmasının temerrüt olgusunun gerçekleşmesini engellemediği, bu durumda mahkemece temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Taraflar arasında sonradan akdedilen 29.08.2014 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde önceki döneme ilişkin kira bedellerinin ödendiği, ya da davalı kiracının önceki döneme ilişkin kira borçlarından ibra edildiğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, bu durumda davalı borçlu takip konusu kira borcunu ödediğini İİK’nun 269/c maddesinde yazılı belgelerle kanıtlamakla yükümlü olduğu, ancak davalı borçlu tarafından takibe konu 2014 yılı Şubat ayı ile 2014 yılı Ağustos ayına kadarki döneme ilişkin kira borcunun ödendiğinin İİK'nun 269/c maddesinde belirtilen belgelerden biri ile kanıtlanamadığından, bu döneme ilişkin kira alacağı yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
