Kadının boşanma davası sırasında talep ettiği tazminatların reddine yönelik ilamın kesin hüküm haline dönüştüğü ve kesin hükmün dava şartlarından olup, yeniden aynı konu hakkında talepte bulunulamayacağı-
Kocanın birlikte yaşamaktan kaçınarak birlik görevlerini yerine getirmediği, müşterek evin elektrik ve doğalgazını kestirdiği, oğlunun evlilik birliğine müdahalesine sessiz kaldığı, buna karşılık kadının da, "eşinin zengin olduğunu zannederek evlendiğini" söylediği, eşinin ameliyatı ile ilgilenmediği, eşini rencide edici söz ve eylemlerinin bulunduğu anlaşıldığından, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerektiği-
Boşanmaya sebep olan olaylarda; maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı ve boşanma sonucu maddi desteğini yitirdiği anlaşıldığından, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları dikkate alınarak davalı koca yararına uygun miktarda maddi tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile, Türk Borçlar Kanununun 52. ve 58. maddeleri nazara alınarak uygun miktarda manevi tazminat (TMK.md. 174/2) takdiri gerekeceği-
Tahkikat aşamasındaki yoksulluk nafakası isteğinin iddia ve savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğu ve usule uygun yapılmış bir ıslah talebi veya açık muvafakat yoksa bu talep yönünden “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm tesisi gerektiği-
Mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca maddi tazminat talebinin ön inceleme duruşmasına kadar ileri sürülebileceği bundan sonra asıl davanın feri niteliğinde de olsa maddi tazminat talebinin ileri sürülemeyeceği gerekçe gösterilerek maddi tazminat isteminin reddine karar verilmişse de, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde açılan söz konusu davada boşanmanın fer’i niteliğindeki maddi ve manevi tazminat taleplerinin her aşamada istenebileceği-
Davacının birleştirilen davadaki manevi tazminat isteğinin boşanma sebebine bağlı olmaktan çıkıp, bağımsız bir talep haline dönüştüğü, bu sebeple, davanın genel hükümler çerçevesinde, asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekeceği- Davacı kadın tarafından açılan asıl davada, bozmadan önce vekalet ücreti ve harç konusunda karar verildiği ve bu bölümlerin kesinleştiği, bozmadan sonra, boşanmanın eki niteliğindeki manevi tazminat ( TMK. Mad. 174/2 ) yönünden devam eden aynı dava dosyasında, yeniden harç ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği-
Davalının eşinin hastalığı ile yeterince ilgilenmemesinin ve maddi-manevi destekte bulunmamasının davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu-
Evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı hakkında boşanmaya ilişkin işlemlerin uygulanacağı-
Boşanmaya sebep olan olaylarda; maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı, boşanma sonucu bu eşin maddi desteğini yitirdiği ve bu olayların davalının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşıldığından, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak davalı (koca) yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekeceği-