Şuf’alı payın ilişkin olduğu taşınmaz, paydaşlar arasında özel olarak taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken, paydaşlardan birinin payını üçüncü şahsa satması halinde, diğer paydaşların şuf’a hakkını kullanmasının iyiniyet ile bağdaşmayacağı, «fiili taksim iddiasının davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, bu hususun mahkemece de doğrudan doğruya nazara alınması gerekeceği-
Sözleşmenin yapılmasından sonra umulmayan bir neden (emprevizyon nazariyesi) akdin ifasını taraflardan biri için çok ağırlaştırmışsa MK. 2. maddesine dayanılarak, sözleşmede uyarlama ile ilgili bir hüküm olmasa bile, hakimin sözleşmeyi tadil edebileceği veya uyarlayabileceği–
Karşılıklı taahhütleri içerin bir tasfiye protokolü uyarınca karşı (davacı) tarafın tüm edimini yerine getirmesine rağmen, kendi edimini kısmen yerine getirdikten sonra, devretmesi gereken tapulu taşınmazın mülkiyetini -devir taahhüdünün resmi şekilde yapılmamış olması nede- niyle geçersiz olduğunu ileri sürerek- devretmekten kaçınan davalının tutumunun dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı–
Ticaret unvanında yer alan (aynı zamanda marka olarak kullanılan) bir ibarenin başka bir şirketçe kullanıldığı bilindiği halde uzun süre sessiz kalındıktan sonra dava açılmasının MK. 2 hükmüne aykırı olacağı–
Kurumun, işvereni yanıltan eylem ve işlemlerini gözardı ederek medeni ceza ve gecikme tazminat türündeki bir yükümlülüğü yıllar öncesinden ve tam oran üzerinden istemenin evrensel nitelikli iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı-
Meslekten olan ve basiretli bir işadamı özeni göstermekle yükümlü olan davalının kendisine ait markayı ihdas ve tescil ettirirken, aynı iş kolunda çalışan maruf ve meşhur olan davacıya ait markayı bilmesi gerekmesi nedeniyle iyiniyetli olamayacağı–
Terk sebebiyle boşanma davası açıldıktan sonra, evlilik birliğinin yeniden kurulmasına rağmen boşanma davasına devam edilmesinin iyi-niyet kuralları ile bağdaşmayacağı–
Sözleşmeyi imzalayanın o şirketi temsil ve ilzama yetkili olmamasına rağmen, sözleşme hizmetlerinden yararlandığı sabit olduğuna göre, «sözleşmeyi imza eden kişinin şirketi temsile yetkili olmadığını» ileri sürerek hizmet bedelini ödemekten kaçınmanın MK. madde 2’ deki dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı–
Çekleri keşide eden kişi ticari mümessil konumunda olup, ticari mümessil, iyi niyet sahibi kişilere karşı şirket gayesine giren tüm işlemleri yapma yetkisine sahip olduğundan vekaletnamedeki kısıtlama ticaret sicilinde kayıt ve ilan edilmemiş olduğundan açıklanan nedenlerle menfı tespit davasının reddi ve bozma üzerine direnme kararı verilmesinin yerinde olduğu-
