Davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin %15 oranında takdir olunan teminat yatırılmadan, duruşmasız olarak dosya üzerinden yapılan inceleme ile kabul edilerek karara bağlanmasının HMK. 394/4 md.'deki inceleme usulüne uymadığı-
Taşeron tarafından arsa sahibine karşı açılan davanın, geçici şerh talepli dava olmadığı arsa sahibi hakkında 26.12.2008 tarihinde ihtiyatî tedbir niteliğinde geçici kanuni ipotek şerhi tesisine karar verilmiş, uyuşmazlığa konu bu davada ise davacı, söz konusu tedbir nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın tahsilini talep ettiğinden yüklenici, taşeron ve arsa sahibi arasındaki sözleşmeler ile haksız ihtiyatî tedbirin şartları da değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, dosyada verilen kararın gerekçe kısmında, her ne kadar yargılama sırasında konulan geçici şerhin kesin şerhe dönüşeceğinden hüküm kısmında ayrıca bu hususa değinmeye gerek olmadığı belirtilmiş ise de, mahkemece hüküm kısmında kanuni ipotek talebi ile ilgili olarak karar verilmediği, bu nedenle kesin hükmün şartlarının oluşmadığı, açıklanan nedenlerle direnme kararı yerinde görülerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın esası yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği görüşü ile dosyada yüklenici aleyhine hükmedilen bedel ile tedbire konu olan ve satışı yapılan taşınmazların değerinin aynı olduğu, davacının zararını ispatlayamadığı, tazminat talep etme şartlarının oluşmadığı, açıklanan nedenlerle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüşlerin Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için esas hakkında kesin bir kanaat oluşmasına gerek bulunmadığı gibi tam bir ispat aranması da gerekmeyeceği- İhtiyati haciz, davacı alacağının tahsilini garanti altına almak için davalının mallarına geçici olarak el konulması olduğu- Bilindiği ve öğretide de kabul edildiği üzere ihtiyati tedbir ise “…kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.” şeklinde tarif edildiği- Somut olayda, davanın tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu ve bu davalarda koruyucu hukuki tedbir olarak ihtiyati haciz öngörülmüş olduğu nazara alınarak ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yok ise de davacının kesinleşmiş bir alacağının bulunmadığı gözetilerek ihtiyati haciz isteminin de reddine karar verilmesi yerine kabulüne karar verilmesi ve yapılan itirazın da reddedilmesi isabetli olmadığı-
Şirket aleyhine açılmış olan haklı sebeplerle ortaklıktan çıkma, mümkün olmadığı takdirde şirketin fesih ve tasfiyesi ve ayrılma akçesi ödenmesi istemiyle açılan davada, ihtiyati tedbir yoluyla şirket yönetimine kayyım atanmasına karar verilmesi talebinde bulunulmuşsa da henüz bilirkişi incelemesi yapılmadığı gözetildiğinde yaklaşık ispat koşulunun şimdilik bulunmadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararın doğru bulunduğu-
Dava konusu taşınmazın davalının murisi adına beyanlar hanesine muhdesatı ile yazımının sağlandığı satış protokolünde zikredilmiş olup, davalının yanı sıra protokolün diğer tarafı olan dava dışı kişilerin de mirasçılar olmasına karşın, icra hukuk mahkemelerindeki tahliye davalarının sadece davalı tarafından açıldığı, elbirliği ile mülkiyet ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda tahliye davası açısından bu kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu ve bu nedenle menfi tespit davasında "tahliyenin durdurulmasına" yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerektiği-
Banka dekontlarında gönderilme amacının yer alması halinde, davacı tarafından ihtiyati haciz istemi yönünden yaklaşık ispat koşulunun yerine getirilmiş olduğu ve ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunun kabulü gerektiği, ayrıca sözleşme sunulmasının aranmadığı- Para alacağına ilişkin uyuşmazlıkta, davalı tarafa ait taşınmaz üzerine tedbir uygulanması mümkün olmadığından davacı tarafın ihtiyati tedbir ve davalıdır şerhi talebinin yerinde olmadığı-
İhtiyati haczin, geçici bir hukuki koruma tedbiri olduğu- İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için esas hakkında kesin bir kanaat oluşmasına gerek bulunmadığı gibi tam bir ispat aranmasının da gerekmediği- İhtiyati haciz, davacı alacağının tahsilini garanti altına almak için davalıların mallarına geçici olarak el konulması olup bu tür davalarda HMK.m.389'un uygulanmayacağı- İİK 277 ye dayalı tasarrufun iptali davalarında aynına ilişkin olmadığı için tedbir kararı verilemeyeceği-
İhtiyati haciz kapsamında, ihtiyati hacizlerin fekki ve teminat mektubunun iadesi talebi nedeniyle tahsil harcının alınmasının mümkün olmadığı- İcra takibine başlanmış ise de henüz icra takibi kesinleşmemiş olup, ihtiyati haciz icra-i hacze dönüşmediğinden, ihtiyati hacizlerin fekki ve teminat mektubunun iadesi sırasında tahsil harcı alınamayacağı-
İhtiyati haciz kararına istinaden ihtiyati haciz uygulanması, genel anlamda bir takip işlemi olmayıp, niteliği itibariyle tedbir vasfında bulunduğundan, mahkemece itirazın iptali davasında icra dairesinin yetkisizliğine karar verilmiş olmasının ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını gerektirmeyeceği, o halde mahkemece, takibe dayanak ihtiyati haciz kararının ayakta olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Kambiyo senedi niteliğinde olan çek düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade edip, bedelsizlik iddiası keşideci davacı ve lehtar davalı arasındaki temel ilişkide şahsi defii olup, davanın tarafları dışındaki iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden ödeme aracı olan çeklerin tedavül kabiliyetini ortadan kaldıracak ve davanın tarafları dışında üçüncü kişileri bağlayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı da verilemeyeceğinden davaya konu çekler hakkında üçüncü kişileri de bağlayacak şekilde çeklerin ödenmesini engeller ve muhtemel icra takiplerinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir konulamayacağı- Temel ilişkinin tarafları yönünden; çek bir ödeme vasıtası olup, kural olarak mevcut bir borcun ifası amacıyla verildiğinin kabul edildiği, davacının, bu çekler karşılığındaki edimlerini eksiksiz ifa ettiğini ve çeklerin bedelsiz kaldığını ispat etmesi gerektiği, eldeki davada da dosyanın mevcut kapsamı itibariyle yargılamanın henüz başı olup, ispat hususu yargılamayı gerektirdiğinden, bu konuda henüz yaklaşık ispat gerçekleşmediğinden yukarıda yapılan açıklamalar ışığında ihtiyati tedbir talebinin yasal koşulları oluşmadığından yerel mahkemece tedbir talebinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı-