Taşınmazların tapu kaydına TMK m. 1010/I gereği tesis edilen "davalıdır" şerhinin "teminat amaçlı ihtiyati tedbir" niteliğinde olduğu ve bu konudaki kararların "istinaf" yoluna tabi olduğu-
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında davacının takibin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, acak; davacı açıkça "icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesinin engellenmesi" isteminde bulunmamış ise de, "çoğun içinde az da vardır" ilkesi gereğince mahkemece İİK m. 72/3 ve ceza soruşturması dosyası dikkate alındığında bu yöndeki yaklaşık ispat koşulunun da gerçekleştiği gözetildiğinde teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verebileceği-
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldıktan sonra, sahtecilik iddiasına dayalı olarak açılan menfî tespit davalarında, belgenin sahteliğini tam bir "yaklaşık ispatı" gösteren şekilde -alacaklı hakkında bir ceza davası bulunması veya dava açılmamış olsa bile iddia edilen sahtelik nedeniyle tutuklanması, cumhuriyet savcılığınca yapılan soruşturmada rapor alınması gibi- somut olguların bulunması halinde, HMK m. 209/1 hükmü uyarınca takibin durdurulması yönünde ihtiyatî tedbir kararı verilmesinin mümkün olduğu-
TBK'nın 19. maddesine dayalı tasarrufun iptali davalarında uyuşmazlığın taşınmazın mülkiyetine (aynına) ilişkin olmayıp alacağın tahsilini temine yönelik şahsi hak niteliğinde bulunduğu, bu nedenle uyuşmazlık konusu olmayan taşınmaz hakkında HMK'nın 389. maddesi uyarınca devir ve temlikin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği; ilk derece mahkemesince tapu kaydına konulan ihtiyati tedbir şerhinin kaldırılarak İİK'nın 281/2. maddesi kıyasen uygulanmak suretiyle davacının dava dilekçesinde belirttiği alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere taşınmaz kaydına ihtiyati haciz konulması gerektiği-
TBK m. 19 uyarınca açılan muvazaalı işlemin iptali davasında, davalı üçüncü kişi tarafından davalı borçlu aleyhine muvazaalı icra takibi yapıldığının ileri sürülmesi durumunda, borçlunun taşınmazın cebri icra yoluyla satışının istenildiği ve alacaklının ileride alacağını tahsil olanağının kalmayacağı, muvazaalı icra takip dosyasında tahsil edilecek paralar üzerine ihtiyati haciz konulsa bile davacı alacaklının zarara uğramasının kaçınılmaz hale geleceği gözetildiğinde, muvazaalı olduğu iddia edilen icra takibi ve bu icra takibine bağlı olarak yapılacak satış işlemlerinin ihtiyati tedbir kararıyla durdurulmasına karar verilmesinin yerinde olduğu (Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Yargıtay 12. HD Kararı)-
Tasarrufun iptaline ilişkin davalarda sadece "geçici hukuki koruma tedbiri" olarak ihtiyati haciz kararı verilebileceği, bu nedenle "dava konusu aracın yakalanması yahut yediemine teslimi" şeklinde bir "ihtiyadi tedbir kararı" verilemeyeceği-
Somut olayda, 27/01/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararı verilmiş, kararı veren mahkemece ilgili icra dairesine kararın uygulanması için aynı tarihte yazı gönderilmiş, arabuluculuk süreci 27/01/2025 tarihinde başlamış ve 18/02/2025 tarihinde anlaşamama ile sonuçlanmış, 10.03.2025 tarihinde ikinci kez arabuluculuğa başvuru yapılmış, 28.03.2025 tarihinde anlaşamama ile sonuçlanmış, menfi tespit davası açıldığına dair kayıtların dosyasında yer almadığı anlaşılmış olup arabuluculuk sürecinde süreler durmuş ise de tedbir talep eden, borçlu tarafından menfi tespit davası açılmadığından HMK m. 397/1 gereğince ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağı-
6098 sayılı TBK'nın 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali davalarında, davacının talebi taşınmazın aynına ilişkin olmayıp alacağın tahsiline yönelik bulunsa ve davanın kabulü halinde İİK'nın 283/1. maddesi kıyasen uygulanarak davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verilecek olsa dahi; İİK'nın 281/2. maddesindeki ihtiyati haczin sadece İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre açılan klasik tasarrufun iptali davalarında uygulanabileceği, TBK'nın 19. maddesine dayalı davalarda borçlunun genel malvarlığına yönelik bir haciz değil münhasıran dava konusu şeye yönelik tedbir talep edildiğinden verilmesi gereken geçici hukuki korumanın İİK 281/2 uyarınca ihtiyati haciz değil, HMK'nın 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir olduğu-
İhtiyati tedbir talebi üzerine mahkemece, "tedbir talebiyle para alacağının güvence altına alınmak istendiği ve bunun da İİK'da düzenlenen ihtiyati hacze ilişkin olduğu" gerekçesiyle "re'sen ihtiyati hacze karar verilemeyeceği gibi ihtiyati haciz talebi üzerine resen ihtiyati tedbire de karar verilemeyeceği, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirin birlikte talep edilmesi veya talep sonucunun açık olmaması hallerinde ise HMK m. 31 uyarınca talep sonucunun somutlaştırması istenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Ara karar ile tasarrufun iptali davasının davalısının malvarlığı üzerine dava değeri kadar ihtiyati haciz konulduğu ve bu kararın icra takip dosyasından infaz edildiği uyuşmazlıkta, şikayetçinin "ihtiyati haczin taşkın şekilde uygulandığını" da ileri sürerek "teminatsız veya uygun görülecek teminat karşılığında mal varlığı üzerindeki ihtiyati hacizlerin kaldırılmasına" ilişkin isteminin tasarrufun iptali davasının yargılamasında görevli olan ve tedbir kararını veren asliye hukuk mahkemesince incelenmesi gerektiği, bu konuda icra mahkemesinin görevli olmadığı-