Hekimlerin gerek ilk ameliyatta gerekse revizyon ameliyatında taahhüt edilen sonucu tam ve gereği gibi yerine getiremediği, davacıya yapılan estetik müdahalelerin sonucu itibariyle davacı iş sahibi yararına sonuç vermediği, meydana getirilen eserin ayıplı olduğu anlaşıldığından, davacının manevi tazminat talebi yönünden mahkemece somut olayın özelliklerine, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre takdir edilecek uygun miktarda manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiği-
Arabuluculuk faaliyetinin tarafların anlaşamadığına ilişkin düzenlenen son tutanak tarihinden önce muaccel olan alacaklar için gerçekleştirildiği, arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra ihtilaf konusu olan ve son tutanak tarihi ile hesaplamaya esas alınan dava tarihi arasında kalan talep dönemi için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alındığında, bu dönem yönünden davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Eser sözleşmesinin ifası sırasında meydana gelen iş kazası nedeniyle vefat eden kişinin mirasçılarının maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin davada eser sözleşmesi ilkeleri gözetilmeden sadece işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı ilkeleri doğrultusunda, olaya etkili kusur durumu ve oranları dikkate alınarak, hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Acente sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle bakiye komisyon alacağı ve denkleştirme tazminatı alacağının tahsiline ilişkin açılan davada davacının tek yetkili aracı acente olması, sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedilmesi, fesih ihtarından sonra davalı şirketin Körfez ülkeleri vatandaşlarına satış yaptığının belirlenmesi ve daha önce yapılan satışlar bakımından davacının Körfez ülkelerinde tanıtım yaptığının ve belirli bir portföy oluşturduğunun anlaşılması karşısında 6102 sayılı Kanun'un 122. maddesinde aranılan portföy tazminatı istenilme şartlarının oluştuğu- davacının yaptığı giderlerini haklılık oranı kadar karşı taraftan isteyebileceği-
Taşıyan ile gönderilen (konişmentonun meşru hamili) arasındaki ilişkide konişmentonun esas alınacağı, dolayısıyla konişmento hamili gönderilenin eşyayı teslim alma hakkının kapsam ve koşullarının navlun sözleşmesinden bağımsız olarak konişmentoya göre belirleneceği,-Davacı ... şirketinin sigortalısının somut olayda gönderilen konumunda olduğu, davacının, gönderilenin halefi olarak onun hak ve sorumluluklarına tabi olacağı, bu nedenle konişmentodaki tahkim şartının davacı için bağlayıcılık arzettiği, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi ya da uyuşmazlığın tahkimde çözülmesi konusunda tarafların anlaşmasının mümkün bulunduğu, uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu, taraflar arasındaki taşıma ilişkisinde düzenlenen konşimentoda düzenlenmiş olan tahkim şartının geçerli olduğu, davacının halefiyet yoluyla davayı açması nedeniyle sigortalısı olan gönderilenin sahip olduğu hak ve yükümlülüklere sahip olması nedeniyle üçüncü kişi olarak değerlendirilmeyeceği, tahkim şartının matbu şekilde düzenlenmesinin teamül olan deniz konşimentosundaki tahkim şartının tarafların sözleşmedeki durumuna göre haksız şart niteliğinde genel işlem koşulu olarak değerlendirilerek geçersiz sayılamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği-
Başkan ve hakemlerin katıldığı toplantıda oy çokluğuyla karar alındığı, karar alındıktan sonra Hakemin isteği doğrultusunda muhalif üye olarak görüşlerin karara şerh düşüldüğü ve bu durumda somut olayda Hakem ... usulüne uygun olarak çağrılmasına rağmen toplantıya katılmadığından diğer iki hakemin aynı yönde oyu ile alınan kararın geçerli olacağı, bu nedenle hakem kararının iptal edilmesinin hukuka uygun olmadığı-
Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle cezai şart ve kâr mahrumiyeti alacaklarının davalı kefilden tahsili istemine ilişkin uyuşmazlıkta, gerçek kişilerce kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altında diğer sözleşmelere de kefaletin şekline, ehliyete, eşin rızasına ilişkin hükümlerin aynen uygulanması gerektiği, sözleşmede her ne kadar davalının imzası mevcut ise de şekil şartının mevcut olmadığı, bu durumda davalının sözleşmenin kefili ya da garanti vereni durumunda olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Dava dilekçesinde talep edilen alacak miktarı bakımından dava tarihinden, ıslah dilekçesinde talep edilen alacak miktarı bakımından da arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faizin işletilmesi gerektiği-
Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulünün gerektiği- Dosyada "ibraname-feragatname" başlıklı belgede "fazla mesai ödemesi" açıklamasıyla parayı davacının tamamen ve nakden aldığının yazılı olduğu belgenin bulunduğu ve banka kayıtlarında da davacıya ücret ödemesi açıklamasıyla "ibraname-feragatname" başlıklı belgede yazan alacak kalemlerine ilişkin ödemeler yapıldığı anlaşıldığından fazla çalışmaya ilişkin miktar içeren ibranamenin ve banka kaydının dikkate alınarak ödenen miktarın yapılan hesaplamadan mahsup edilmesi gerektiği-
İlk Derece Mahkemesi kararının 08.06.2022 tarihinde davalı alacaklı vekilinin yüzüne karşı verildiği, davalı vekili tarafından 13.06.2022 tarihinde süre tutum dilekçesi verildiği, istinaf sebeplerinin süre tutum dilekçesinde belirtilmediği, gerekçeli kararın 10.09.2022 tarihinde davalı vekiline tebliğ edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafından 10 günlük yasal süre içerisinde gerekçeli istinaf dilekçesinin verilmediği kabul edilmiş ise de, UYAP kayıtlarına göre davalı alacaklı vekilinin 16.09.2022 tarihinde gerekçeli istinaf dilekçesini sistem üzerinden gönderdiği, anılan evrakın davalı vekili tarafından 16.09.2022 tarihinde e-imza ile imzalandığı görüldüğünden, süresi içerisinde istinaf sebepleri bildirilmiş olup istinaf sebepleri dikkate alınarak esasa ilişkin inceleme yapılması gerektiği-