Alacaklının davalı üçüncü kişi şirket aleyhine talep ettiği tazminat isteminin kabulüne ilişkin bölge adliye mahkemesince verilen kararda sanığın davalı sıfatıyla yer alması ve tazminat sorumluluğu bulunmayan sanık hakkında tazminata hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
İİK'nın 338. maddesinde düzenlenen suç ile tazminat davasına yönelik yargılamaların icra ceza mahkemesi ve icra hukuk mahkemesi olmak üzere ayrı mahkemelerde yürütüldüğü ancak cezalandırma ve tazminat istemli davaların birlikte görülmesi gerektiği-
Sanığın eyleminin 2004 sayılı İİK'nun 338. maddesi kapsamında olduğu, suç tarihi itibariyle sanığa isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi bulunması, suç tarihinin 23/03/2015 tarihi olduğu, sanığın savunmasının alındığı 11/06/2015 tarihi ile mahkeme karar tarihi arasında zamanaşımını kesen başkaca bir hüküm ve işlem bulunmaması nedeniyle, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin 11/06/2023 tarihinde yargılama sırasında gerçekleşmiş bulunduğunun anlaşılmasının bozmayı gerektirdiği- Müşteki/alacaklının 28/04/2015 tarihli şikayet dilekçesinde, davalı üçüncü kişi .......... İnşaat Turizm San. Tic. Ltd. Şti. hakkında açıkça tazminat talebinde bulunmasına rağmen, tazminatla ilgili mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi isabetsiz olup, ayrıca gerekçeli karar başlığında, dava dilekçesinde husumet yöneltilen ve bozma ilamında davalı sıfatı ile yer alan üçüncü kişi ............ İnşaat Turizm San. Tic. Ltd. Şti.'nin davalı olarak gösterilmemesinin de hatalı olduğu-
Bozmaya uyma kararının, lehine bozma yapılan taraf için usule ilişkin kazanılmış hak doğuracağı- Vekilin asil adına haciz ihbarnamesine yapmış olduğu itiraz hukuki anlamda geçerli olup, tazminat davası açısından asili bağlarsa da, İİK m. 338/1 gereği üçüncü kişinin cezalandırılması isteğinin, cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usulüne tabi olduğu-
28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen CMK'nun 286/2-d uyarınca; İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizinin mümkün olmadığı-
Haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye tebliği tarihi itibariyle, üçüncü kişi nezdinde kesinleşmiş, haczedilebilecek muaccel bir alacağının bulunmaması nedeniyle verilen tazminat davasının esastan reddine yönelik karar karşılığında hükmedilecek vekalet ücretinin maktu olarak hüküm altına alınması gerektiği-
Her ne kadar cezalandırma ve tazminat istemli davaların birlikte görülmesi gerekir ise de, İİK'nın 338/1. maddesi uyarınca sanığın cezalandırılmasına yönelik İcra Ceza Mahkemesi dosyasının istinaf aşamasında olduğu ve dosyada gelinen aşama itibariyle tazminat istemli yürütülen iş bu dosya ile birleştirilmesi olanağı bulunmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, İcra Ceza Mahkemesi dosyasının sonucunun beklenilerek ve dosyanın incelenmesi suretiyle birlikte değerlendirilerek tazminata yönelik karar verilmesi gerekeceği-
İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve CMK 272/3 kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığı-
Haciz isteme hakkının kural olarak alacaklının borçluya karşı başlatmış olduğu takibin kesinleşmesi ile doğacağı- Üçüncü kişiye gönderilen birinci haciz ihbarnamesine itiraz tarihinde icra takibinin kesinleşmediği görülmekle geçerli bir itiraz bulunmadığından üçüncü kişinin haksız fiilinden söz edilemeyeceği-
12. HD. 30.04.2024 T. E: 2023/5959, K: 4081
