Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davacı kadın yararına hükmolunan maddi tazminatın az olduğu- Davalı erkeğin mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen, evlilik birliğinin devam ettiği süreçte başka bir kadınla beraber yaşaması şeklindeki kusurlu davranışının kadının kişilik haklarına saldırı teşkil edeceği- Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın yararına hükmolunan yoksulluk nafakası miktarının az olduğu- Velayet konusunda idrak çağında bulunan ortak çocuklar; eğitim, kültür, yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istedikleri konusunda bilgilendirilerek velayet hakkındaki görüşlerinin sorulması ile psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan heyete inceleme yaptırılarak (4787 sayılı Kanun m.5), ortak çocukların anne ve babanın barınma ve yaşama koşullarını da değerlendirir içerikte sosyal inceleme raporu alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilip, velayet konusunda bir karar verilmesi gerekeceği- Davalı baba ortak çocukların fiilen anne ile birlikte yaşamadığını, çocukların dava tarihinden önce ve davanın devamında kendisi ile birlikte yaşadığını iddia etmiş olduğu halde, bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadan, davanın devamı süresince ortak çocukların fiilen annenin bakım ve gözetiminde olup olmadığı tespit edilmeden, davalı babanın dava tarihinden geçerli olacak şekilde tedbir nafakası ile sorumlu tutulmasının doğru olmadığı-
2. HD. 14.05.2018 T. E: 2016/17160, K: 6120-
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı-davalı erkeğin zaman zaman eşine fiziksel şiddet uyguladığı, bir sebep olmaksızın uzun süreden beri ortak konutu terkettiği, her hangi bir geliri olmayan eşini arayıp sormadığı, ortak evin ihtiyaçları ile ilgilenmediği, birlik görevlerini yerine getirmediği, davalı-davacı kadının da ameliyat olacağı kendisine bildirilmesine rağmen eşini arayıp sormadığı ve gıyabında "ölsün bana onun maaşı kalacak zaten" şeklinde sözler sarfettiği anlaşılmakta olup, tarafların gerçekleşen bu kusurlu davranışlarına göre, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkeğin ağır, davalı-davacı kadının az kusurlu olduğunun kabulü gerekeceği, bu olaylar kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gibi, davalı-davacı kadın boşanmakla en azından eşinin maddi desteğini yitirmiş olup, kadın yararına maddi ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu- Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleştiğinden, davalı-davacı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekeceği- Davalı-davacı kadının birleşen tedbir nafakası davası, kadının kusurlu olduğu gerekçesiyle reddedilmiş ise de; tarafların boşanmaya sebep olan kusurlu davranışları dikkate alındığında davalı-davacı kadının ayrı yaşamakta haklılığını ispatladığının kabulü gerekeceği, bu itibarla kadının tedbir nafakası davasının kabulüne karar vermek gerekeceği-
2. HD. 14.05.2018 T. E: 2016/18356, K: 6175-
2. HD. 14.05.2018 T. E: 2723, K: 6117-
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminatın az olduğu- Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davacı kadın yararına verilen yoksulluk nafakasının çok olduğu- Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre 2005 doğumlu çocuk M. ve 2010 doğumlu çocuk G. Duru yararına verilen iştirak nafakasının çok olduğu- Davacı kadının dava dilekçesinde; düğünde kendisine seksen adet çeyrek altın ve onyedi-onsekiz adet onikişer gramlık burma bilezik takıldığını, altınları erkeğin aldığını ve kendisine iade etmediğini beyan ettiği, davalı erkeğin ise ziynet alacağına ilişkin cevabında; ziynetleri borçları ödemek için evliliğin ilk yıllarında kadının rızasıyla bozdurduklarını beyan ettiği, böylece ziynetler yönünden ispat yükünün erkeğe geçtiği-
2. HD. 03.05.2018 T. E: 2016/17392, K: 5996-
2. HD. 03.05.2018 T. E: 2016/17553, K: 5977-
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı-karşı davalı erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediğinin ve son olayda tarafların karşılıklı olarak birbirlerine fiziksel şiddet uyguladıklarının anlaşıldığı, davalı-karşı davacı kadına kusur olarak yüklenen "cinsel hayat ayrıntılarını ifşa etme ve eşinden gizli tasarruf yapma" vakıalarına ilişkin tanık anlatımları, davacı-karşı davalı erkek eşten aktarım ve tanığın tahmini niteliğinde olduğu gibi, "eşinden gizli tasarruf yapma" vakıasına davacı-davalı erkek tarafından dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında usulüne uygun şekilde dayanılmadığından bu vakıaların kadına kusur olarak yüklenmesinin mümkün olmadığı, tarafların gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin davalı-karşı davacı kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekeceği- Boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davacı-karşı davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu, gerçekleşen kusurlu davranışlar kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gibi, davalı-karşı davacı kadın boşanmakla en azından eşinin maddi desteğini yitirmiş olup, kadın yararına maddi ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu- Mahkemece kadın hakkında kolluk vasıtasıyla yapılan ekonomik durum araştırmasında düzenli geliri ve mal varlığı bulunmadığı belirtildiği halde, alınan sosyal inceleme raporunda bir fabrikada işçi olarak çalıştığı belirlenmiş olup, mahkemece bu konuda bir araştırma yapılmadığı, bu sebeple davalı-karşı davacı kadının usulünce ekonomik ve sosyal durumu araştırılarak, boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceğinin belirlenmesi, gerçekleşecek sonucuna göre bu talebi hakkında bir karar verilmesi gerekeceği-
2. HD. 02.05.2018 T. E: 2016/17580, K: 5766-
