Davacı-karşılık davalı K. 2011 tarihinden ileriye yönelik olarak nafaka talebinden feragat ettiğinden, bu konuda bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerektiği- Davalı-karşılık davacı vekili temyizden feragat ettiğinden K. 2011 tarihinden sonrasına ilişkin tedbir ve yoksulluk nafakası kararı hariç olmak üzere temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerektiği-
Kadın yararına hükmolunan manevi tazminatın az olduğu-Boşanmaya sebep olan olaylarda karşı taraftan daha ağır kusurlu olmayan, herhangi bir işi ve geliri bulunmayıp boşanmayla yoksulluğa düşeceği sabit olan kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakasına ve TMK. mad. 185/3 ve 186/3 uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği-
Boşanmaya sebep olan olaylarda karşı taraftan daha ağır kusurlu olmayan, herhangi bir işi ve geliri bulunmayıp boşanmayla yoksulluğa düşeceği sabit olan davalı kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakasına ve TMK. mad. 185/3 ve 186/3 uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği-
Evliliğin nikah akdi ile kurulacağı, nikah akdi yapıldıktan sonra eylemli olarak evlilik birliği kurulmasa bile, evlenme akdinin taraflarının (eşler) evlenmenin hükümlerine tabi olacağı, toplanan delillerden; davalı-davacı kadının, davacı-davalı eşinin ekonomik gücünü aşan eşyalar istediği, kayınvalidesine “şizofren” dediği, davacı-davalının da eşini sürekli aşağıladığı, hakaret ettiği, kolunu çekip bileğini kıvırdığı, güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, nikahtan sonra yapılması kararlaştırılan düğünü iptal ettiği, böylece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda davalı-davacı kadın da kusurlu olmakla birlikte davacı-davalı kocanın daha ağır kusurlu olduğunun anlaşıldığı-
Şarta bağlı feragatin davayı sona erdirmeyeceği-
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağı-
Müşterek çocukların velayeti hususunda alınan bilirkişi raporunda velayetin davacı anneye verilmesinin müşterek çocukların yararına olacağı belirtilmiş, müşterek çocuklar da bilirkişiye verdikleri beyanlarında anneleriyle kalmak istediklerini açıkça ifade etmiş olmalarına rağmen velayetin anne yerine davalı babaya verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davalı-davacı kadının iki katlı evinin, arsasının bulunduğu, kendine ait evde oturduğu ve emekli geliri olarak düzenli ve sabit gelirinin bulunduğu için yoksulluğa düşmeyeceğinden nafaka talebinin reddinin gerektiği- Maddi ve manevi tazminat hesaplanırken tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaatin dikkate alınması gerektiği-
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmaması gerekeceği-
Davacı-karşılık davalının, çalışmakta iken boşanma davası sırasında kendi isteğiyle işinden ayrıldığının ve mali durumunun kocaya göre daha iyi durumda olduğunun anlaşıldığı, bu husus gözetilmeden davacı-karşılık davalı yararına yoksulluk nafakası takdir edilmesinin doğru olmadığı-