Davalı kadının, davasından feragat etmekle davacının feragat tarihinden önceki kusurlarını affetmiş sayılacağı, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda; eşini ailesinin borçlarını ödemesi konusunda baskı altında bırakan davalı kadının tamamen kusurlu kabul edilmesinin gerekeceği, hal böyle iken mahkemece davacı kocanın ağır kusurlu olarak kabul edilmesinin ve bunun sonucu olarak da davalı kadın yararına maddi tazminat ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davalı-davacı kocanın katılma yoluyla temyiz talebinin 10 günlük süre geçtiğinden, süre aşımı sebebiyle reddine karar verilmesinin gerektiği- Tarafların boşanma davasından sonra yirmi gün kadar birlikte yaşamaları ve tatile gitmeleri, evlilik birliğinin temelinden sarsılmadığını, çekilebilir olduğunun kabulünü gerektirdiğinden boşanma davasının reddine karar verilmesinin isabetli olacağı- Boşanmaya sebep olan olaylarda karşı taraftan daha ağır kusurlu olmayan, herhangi bir işi ve geliri bulunmayıp boşanmayla yoksulluğa düşeceği sabit olan davalı kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği-
Boşanmaya sebep olan olaylarda, kusurunun olmadığı da kabul edildiğine göre, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi gereğince davacı yararına davalının ekonomik gücüyle orantılı olarak uygun miktarda yoksulluk nafakası takdir edilmesinin gerekeceği-
Davalı kadının eşine hakaretine karşılık, davacı kocanın da birlikte yaşamaktan kaçınmak suretiyle birlik görevini yerine getirmediğinden boşanmaya neden olaylarda her iki tarafın eşit kusurlu olduğu- Herhangi bir işi ve geliri bulunmayıp boşanmayla yoksulluğa düşeceği sabit olan davalı kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği-
Kadının kocasının yüzüne tükürüp onu aşağıladığı ve kocasının yüzüne tokat vurmak suretiyle fiziksel şiddete başvurduğu; buna karşılık kocanın ise bir başka kadınla nişanladığını bildirdiği; böylece evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve boşanmayı gerektiren olaylarda kadının daha fazla kusurlu olduğu- Başvurma harcı alınmış olmayan ziynet eşyası alacağına yönelik talebin sonradan ileri sürülerek; nispi peşin harcının yatırılmış olmasının, talebe dava niteliğini kazandırmayacağı-
Toplanan delillerden; davacı-davalı kocanın, 27.03.2009 tarihinde davalı-davacı eşine eve dön ihtarı çekmek suretiyle bu zamana kadarki olayları affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığı, ihtar tarihinden sonra ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olacak kadından kaynaklanan bir kusur da ispat edilmediğine göre, birlik görevlerini ihmal eden ve güven sarsıcı davranışlarda bulunan davacı-davalı kocanın boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğu-
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği, nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağı, toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı kadının kusurlu olmadığının, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığının, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğinin gerçekleştiği, o halde, davacı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddinin doğru olmadığı-
Davacı-davalı kocadan daha fazla kusurlu olmadığı anlaşılan davalı-davacı kadına yoksulluk nafakası verilebilmesi için, boşanmayla yoksulluğa düşecek olmasının gerekeceği-
Kocanın eşini, kendine ait işyerinde rızası hilafına çalıştırdığı, evden kovduğu ve üzerine saldırdığı; kadının da; kocasına, başkalarının yanında " sen erkek değilsin" diyerek aşağıladığı ve ısrarla başka birini sevdiğini söylediği anlaşılmakla boşanmaya neden olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu, bu nedenle eşit kusurlu olan taraf yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği-
Başka erkeklerle SMS yoluyla mesajlaşan ve gittiği yerler hakkında kocasına gerçek dışı beyanlarda bulunan davalının boşanmaya sebep olan olaylarda daha fazla kusurlu kusurlu olduğu- Dava kabul edildiği halde, davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
