Temyiz süresinin, temyiz dilekçesinin tebliğinden başlayarak on gün olduğu ve bu süreden sonra verilen cevap dilekçesindeki itirazların incelenmesinin mümkün olmadığı- Asgari ücretle çalışılmasının tek başına yoksulluk nafakasını ve tedbir nafakasını ortadan kaldırmayacağı-
Ehliyetsiz olduğu bilinen bir sürücü idaresindeki araca binilmesinin, zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet vereceği- Üniversite 1. sınıf öğrencisi desteğin, 25 yaşına kadar eğitim hayatının devam edeceği ve mezun olduktan sonra da belli bir süre sonra iş bularak çalışmaya başlayabileceği değerlendirilmeden kaza tarihinden itibaren tazminat hesabı yapılmasının isabetsiz olduğu- Destek her ne kadar 19 yaşında ise de, vefat tarihinde üniversite 1. sınıf öğrencisi olduğundan üniversite eğitim süresinin sonu kabul edilen 25 yaşına kadar yetiştirme gideri mahsubu yapılmadan hesaplanan tazminata hükmolunmasının hatalı olduğu- Desteğin askerlik çağına geldiğinde, askerlik vazifesinin de zorunlu olduğu gözetilerek, askere gideceğinin ve bu dönemde gelir elde edemeyeceğinin göz önünde bulundurulması gerektiği-
Davalının doğrudan davacının bedensel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulunduğundan söz edilemeyeceğinden ve iştiraken işlenebilir bir eylemin varlığının kabul edilebilmesi için, eylemin müstakilen ve asli olarak da işlenebilir olması gerektiğinden "davalının, davacının eşinin evli olduğunu bilmesine rağmen onunla duygusal birliktelik yaşayarak" evliliğin bitmesine neden olduğu savunularak manevi tazminat isteminde bulunulamayacağı-
TBK. mad. 58'e göre, davalının davacının eşi ile birlikte olması eyleminin, davacının kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemeyeceği- 
TBK. mad.58. uyarınca, davalının, davacının dava dışı eşinin evli olduğunu bilmesine rağmen onunla duygusal birliktelik yaşayarak evliliğinin bitmesine neden olmasının, davacının kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemeyeceği-
Hukuka aykırı olarak elde edilen ses kaydının boşanma davasında delil olarak kullanılamayacağı ve buna dayalı olarak kusur yüklenemeyeceği- Davacı erkeğin kusurlu davranışlarının yanında; davalı kadının, "erkeğin ailesini istemediği ve onları kovacağını" söylediği, cinsel birliktelikten kaçındığı anlaşıldığından, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda her iki tarafın da kusurlu olduğu, davacı erkeğin eşine göre daha fazla kusurlu olduğunun; evlilik birliğinin devamında taraflar bakımından yarar kalmadığının ve TMK. mad. 166/2 uyarınca boşanma koşullarının gerçekleşmiş bulunduğunun kabulü gerektiği- Tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerektiği-
Aldatan eş ile birlikte olan davalının, doğrudan aldatılan eşin (davacının) bedensel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulunduğundan söz edilemeyeceği ve haksız fiil sorumluluğunu, geniş ve belirsiz bir kavram olan sadakat yükümlülüğünü ihlal etmeye iştirak çerçevesinde değerlendirmenin, bu sorumluluğu belirsiz hale getireceği, davalının eylemi, davacının kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemeyeceğinden, davacının manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davalının, davacı ile evli olduğunu bildiği halde, dava dışı eşi ile birlikte olduğu ileri sürülerek açılan davada, aldatma mahiyetindeki davranışların davacının kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemeyeceği ve manevi tazminatı gerektirmeyeceği-