Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteği-
Feragatin anında kesin hükmün sonuçlarını doğurduğu ve şekli anlamda kesinleşmenin söz konusu olmayacağı- Üç yıllık sürenin feragat tarihine göre belirlenmesi gerektiği- Fiili ayrılığa ve boşanmaya sebebiyet vermenin, tek başına taraflardan birinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde sayılmayacağı bu nedenle manevi tazminata hükmedileceği -
Feragatin davaya son veren bir taraf işlemi olduğu ve feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı- Üç yıllık sürenin feragat tarihinden itibaren başlayacağı- Feragat nedeniyle verilen ret kararının tebliğe çıkartılarak kesinleşme işleminin yaptırılmasına gerek olmadığı-
Tarafların altı yıldır fiilen ayrı yaşadıkları, davacı kadının ortak çocuklarla birlikte babasının evinde kaldığı tartışmasız olup, tanık anlatımlarına göre, davalı erkeğin fiili ayrılık süresince, eşini ve çocuklarını arayıp sormadığı, onlara maddi ve manevi olarak yardımda bulunmadığı, davacının ve ortak çocukların tüm ihtiyaçlarının davacı kadının ailesi tarafından karşılandığı belirlendiğinden taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabit denebilir mi?
Her dava açıldığı tarihe göre değerlendirileceği- Dava tarihinden sonra gerçekleşen ve affedilen olaylar değerlendirilerek boşanma kararı verilemeyeceği-
Kadının, başka bir erkekle internet ortamında yazışmak suretiyle güven sarsıcı davranışta bulunması halinde, erkeğin boşanma davasının da kabulü gerektiği- Düğünde kadına takılan ziynetler bağış hükmünde oluğu ve kadının kişisel malı olduğu- Ziynetlerin geri istenmemek üzere verildiği iddia ve ispat edilmedikçe, bunları alanın iade etmekle yükümlü olduğu-
Yargılama giderleri haksız çıkan taraftan tahsil edileceği, davalı davacı erkeğin boşanma davasının kabulüne karar verildiğinden, erkek tarafından yapılan yargılama giderlerinin ayrı ayrı dökümü yapılarak davacı-davalı kadından tahsiline karar verilmesi gerektiği- Mahkemece erkeğe yüklenen fiziksel şiddet vakıasının evliliğin ilk yıllarında meydana geldiği, sonrasında evliliğin devam ettiği, bu eylemin kadın tarafından affedildiği veya en azından hoş görülmüş sayıldığı, bu nedenle fiziksel şiddet eyleminin erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği- Mahkemece taraflara yüklenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre de boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğu-
Boşanmaya neden olan olaylarda, "bağımsız konut temin etmediği, ailesinin müdahalesine ve eşine hakaretlerine sessiz kaldığı, eşini istemediğini söylediği, eşini aşağıladığı" anlaşılan erkeğin, "mahrem konuları etrafta konuştuğu ve eşini aşağıladığı" anlaşılan kadından daha fazla kusurlu olduğu- Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak kadın lehine daha uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği- Varlığı ve erkekte kaldığı ispat edilen 5 adet bileziğin erkeğin ve erkeğin annesi tanığın beyanından da anlaşıldığı üzere her biri 15'er gram olduğu halde mahkemece 5 adet bileziğin 10'ar gr olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu, yine aynı tanığın beyanında 3 adet kolyenin kendilerinde olduğu belirtilmesine rağmen mahkemece sadece 1 adet kolyeye yönelik talebin kabul edilmesinin hatalı olduğu-
Usulüne uygun şekilde ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra  karar verilmesi gerekeceği- 
Dava anlaşmalı boşanma olmaktan çıkmış, çekişmeli boşanmaya dönüşmüş olduğundan, mahkemece, taraflara iddia ve savunmalarının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini içeren beyanları ile iddia ve savunmalarının dayanağı olarak ileri sürdükleri her bir vakıanın ispatını sağlayacak delillerini sunmaları ve dilekçelerin karşılıklı verilmesini sağlamak üzere süre verilip, ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanmak suretiyle gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerektiği-