Boşanma hükmünde tarafların kimlik bilgilerine yer verilmemesinin usule aykırı olduğu-
Gerekçe ve hüküm arasında yaratılan çelişkinin tek başına bozma sebebi oluşturduğu-
Tanık beyanlarından davalı kadının sık sık çocuklarını bırakıp evi terk ettiği, kalp ameliyatı olan erkek ile ilgilenmediği, davacı erkeğin ise sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, fiziksel şiddet uyguladığı ve kadına hakaret ettiği anlaşıldığından, gerçekleşen bu duruma göre, erkeğin dava açmakta haklı olduğu-
Tanık beyanı karşısında erkeğin kadına şiddet uyguladığının kabulü ile kadının davasının kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Çocukların velayet altında olmayıp özgür iradeleriyle hareket ettikleri düşünüldüğünde "çocukların babalarıyla görüştürülmediğine" ilişkin vakıanın kadına kusur olarak yüklenemeyeceği- Evlenen çocukların düğün davetiyelerine erkeğin isminin yazılmamasının kadına kusur olarak yüklenemeyeceği- Davalı kadının, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan davacı erkeğin geçirdiği hastalık sonucu erkeği ziyaret etmemesi ise tepkisel bir davranış niteliğinde olduğundan bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenemeyeceği-
2. HD. 02.06.2020 T. E: 1770, K: 2459-
Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin irade beyanından dönebileceği, bu durumda anlaşmalı boşanma davasının "çekişmeli boşanma" olarak görülmesi gerektiği-
Tarafların, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilip, değiştirebileceği- Eşinin giyim tarzına, gideceği toplantılara ve görüşeceği kişilere müdahalelerde bulunmanın, sosyal şiddeti oluşturduğu; ayrıca evi, çocukları ve eşi ile ilgilenmeme vakıalarının da hükme esas alınabileceğinden, ilgili bölge adliye mahkemesince davacının davasının reddine karar verilesinin usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirdiği-
Davacı kadın ve davalı erkeğin, anlaşmalı olarak açılan davanın duruşma gününe kadar aynı evde ayrı odalarda kalmalarının, kadının doğum gününde beraber yemek yemelerinin; erkek tanığın, "davacı, davalıyı affetmedi hatta ben de affetmesi için ikna etmeye çalıştım" beyanı karşısında af olarak değerlendirilemeyeceği-
Feragat edilen dava evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı olarak açılmışsa; anlaşmalı boşanma davasından feragatin, dava tarihinden önceki olayların affedildiği sonucunu doğurmayacağı, o halde; taraflardan birinin feragatle sonuçlanan anlaşmalı boşanma davasının dava tarihinden önceki vakıalara dayanarak herhangi bir boşanma sebebine dayalı olarak boşanma davası açabileceği, açılan davada anlaşmalı boşanma davasının dava tarihinden önceki vakıaların da kusur belirlemesinde dikkate alınması gerektiği-
